Konu:Bdp Grubunun, Mardin Milletvekili Erol Dora Ve Arkadaşları Tarafından Mevsimlik Tarım İşçilerinin Yaşadığı Sorunların Araştırılması Amacıyla 6/12/2012 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine Verilmiş Olan Meclis Araştırma Önergesinin, Genel Kurulun 5 Haziran 2013 Çarşamba Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:3
Birleşim:116
Tarih:05/06/2013


BDP GRUBUNUN, MARDİN MİLLETVEKİLİ EROL DORA VE ARKADAŞLARI TARAFINDAN MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİNİN YAŞADIĞI SORUNLARIN ARAŞTIRILMASI AMACIYLA 6/12/2012 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 5 HAZİRAN 2013 ÇARŞAMBA GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TURGAY DEVELİ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP grup önerisinin lehinde konuşuyorum.

Samimi olarak söylüyorum, çok ciddi bir konu, Meclis araştırması komisyonu kurulmasının çok hayati olduğunu düşünüyorum. Ben de Adana'da doğmuş, çocukluğu bu işçilerin arasında geçmiş birisi olarak, aynı zamanda otuz yıllık bir gazeteci olarak orada bütün bunların sorunlarını biliyorum. Sayın Altan Tan'ın bu geçici tarım işçileriyle ilgili yaptığı konuşmanın da altına imzamı atıyorum. Aslında eksik de söyledi. Sorun, sadece gidenlerin neden gittikleriyle ilgili değil, geldikleri yerde karşılaştıkları sorunların da çözümü konusunda çalışmalarda bulunmak lazım.

Tabii, AK PARTİ her zamanki gibi, sorunları öteleyerek aslında Meclisin ve siyasetin sorunları çözme kapasitesini düşürüyor, her şeyi, bütün sorunları yok sayıyor bu konuda da olduğu gibi. Hâlbuki Adana son kırk yıldan bu yana öylesine ciddi göçler aldı ki kentin demografik yapısı, kent yapısı, mimari yapısı bozuldu, gelenler memnun değil, orada yaşayanlar uyum konusunda sıkıntılar yaşıyorlar. Sadece Adana'da değil, diğer illerimizde de aynı şekilde sorunlar yaşanıyor. Bu konunun çok ciddi olarak araştırılıp masaya yatırılması gerekiyor. Bundan sizlerin de memnun olması gerekiyor. Yani, ülkenin en önemli sorunlarından bir tanesi budur. Güneydoğu'da yaşanan göçlerin ülkemizde yarattığı ilişkiler, kaynaşma, toplum sorunları ve buna benzer sorunlarında aslında yerinde araştırılarak bir çözüme kavuşturulması gerekiyor.

Söz Adana'dan açılmışken, bu Gezi Parkı eylemleriyle ilgili olarak başlayan isyan ya da sivil itaatsizlik, Adana'da da ilk günden bu yana devam ediyor. On binlerce insan; Atatürk Parkı'nda, Ziyapaşa Parkı'nda, Gazipaşa Bulvarı'nda başlayan eylemler artık yavaş yavaş kenar mahallelere taştı. Yeni Baraj Mahallesi'nde, şehrin kuzeyinde ve batısında; bu, AK PARTİ'ye karşı, AK PARTİ zulmüne karşı bir direnişe, isyana, sivil itaatsizliğe dönüştü. Çok şükür, Adana'da herhangi bir ölümlü olayla karşılaşmadık ama polisin tutumu İstanbul'da, Ankara'da ne ise Adana'da da aynısı. Ben polisin gaz bombalarından, plastik mermilerinden dolayı çok ciddi sıkıntılar yaşadım. Bunu polis müdürlerine, sayın valiye de anlattım ama böyle durumlarda, büyük toplumsal olayların olduğu zamanlarda kimse milletvekili, belediye başkanı, genel başkan tanımıyor, polislerimizin gözü bayağı kararıyor.

Ayrıca, AK PARTİ'li milletvekillerine buradan bir uyarıda bulunmak istiyorum: Dikkat ederseniz, olaylar, gittikçe AK PARTİ il binalarına, ilçe binalarına doğru yöneliyor. Adana'da, olaylar sırasında benim arabamı eylemciler haşat ettiler. Daha sonra yanlarına gittiğimde, bana "AKP milletvekilisin." diyerek bunu yaptıklarını söylediler, öyle bir bilgi gelmiş. Yani, olay şuraya gidiyor arkadaşlar: Sizin zulmünüz, sizin otoriterliğiniz, sizin herkesi yok sayan anlayışınız toplumda çok ciddi olarak birikime yol açtı. Bunun nedeni şu: Şimdi, Sayın Başbakan, eylemlerin ilk başladığı gün "Muhatap kim, bulamıyoruz. Kiminle konuşacağız?" dedi. Muhatap, iktidara geldiğiniz günden bu yana, özelleştirerek çalışan işçilerini güvencesizleştirdiğiniz 10 milyondan fazla taşeron ve çocukları. Sizin iktidara geldiğiniz günden bu yana, mesela Adana'da, çiftçiler tohum ekmişler, ilaç atmışlar, sulamasını yapmışlar, mazotunu yakmışlar, ürün ortaya çıkmış, biçmişler, hâlâ buğday taban fiyatı yok. Çiftçiler tefecinin kucağında. Taban fiyatı açıklamıyorsunuz.

FATOŞ GÜRKAN (Adana) - "Açıklamayın" diyenleri de var.

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Onlar büyük toprak sahipleri, sizin yandaşlarınız onlar. Ben, az gelirli, küçük çiftçilerden bahsediyorum Sayın Milletvekilim.

AHMET YENİ (Samsun) - Bütün millet bizim yanımızda.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Herkes bizim yandaşımız oldu, sizin yandaşınız kalmadı!

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, mayıs ayı içerisinde 143 işçi iş kazasından öldü. Siz "Yoksulluğu ve yolsuzluğu yeneceğiz" diyerek iktidara geldiniz; on yıldan bu yana, size oy veren kitlelerin çocuklarını müthiş bir kadrolaşmayla işe yerleştirdiniz ve geçici bir rehabilitasyon sağladınız ama büyük paralarla, özelleştirme ihaleleriyle kurumları satarak büyük işlerle, kendinize ait bir iş dünyası yarattınız. Artık, toplum tıkandı. Bakın, toplum tıkandı.

Size tavsiyem şu: Burada, meşru zeminde, Parlamentoda bile sesimizi kısıyorsunuz, komisyonlarda konuşturmuyorsunuz. Şu anda Meclis televizyonu yayın yapıyor, saat yedide kesilecek. Bunu, bu muhalefetin konuşmasını, sesini duyurmasını engellerseniz bu başka bir yerden komplikasyon yapıyor, toplum sokağa dökülüyor. Bugün anlayamadığınız, "Muhatap bulamıyoruz." dediğiniz kitleler, bütün bu on buçuk yıllık iktidarınızın biriktirdiği. Adalet ve Kalkınma Partisi artık sorunları anlayamadığı için, politik bir kabızlık çektiği için sorunları yönetemiyor, çözümü sürdüremiyor. Bunun bir çaresinin olması lazım. Bunun çözümü, Parlamentoyu çalıştırmaktır, halkın sesine kulak vermektir. Halkın sesine kulak vermediğiniz zaman, Parlamentoda milletvekillerinin sesine kulak vermediğiniz zaman, milletvekillerinin, muhalefetin toplumla buluşmasını engellediğiniz sürece, "Ben yaptım, oldu." mantığını sürdürdüğünüz sürece, arkadaşlar, bu çözümü ortaya çıkaramazsınız.

Şimdi, karşınızda, on buçuk yıldan bu yana size destek veren yüzde 50'lik şükür toplumu artık şükretmiyor. Asgari ücretle on iki saat çalıştırdığınız o başörtülü 17 yaşındaki, 18 yaşındaki genç kızların, çocukların, marketlerde, iş yerlerinde, fabrikalarda gözlerinde fer kalmadı. 700-800 liraya on iki saat çalıştırıyorsunuz, onların oyunu alıyorsunuz ama ondan sonra, AK PARTİ'nin yeni zenginleri sermayenin yeni oluşumuna fırsatlar tanıyor. Bu sürdürülebilir değil artık. Bu işten vazgeçmeniz gerekiyor.

Bakın, sakin sakin düşünün, gerçekten, sakin sakin düşünün. On buçuk yıldan bu yana ülkeyi getirdiğiniz yer artık son nokta. Bugün Twitter'da bir mesaj vardı -hani yarışma programlarında oluyor- diyor ki: "Başbakan yüzde 50 joker hakkını kullanmak yerine ahaliye sorsaydı, bu işler başına gelmezdi."

Siz topluma kulaklarınızı kapamışsınız, iki yıl önce yapılan seçimde aldığınız yüzde 49 oyla bu halkı yok sayıyorsunuz, yok saymaya çalışıyorsunuz. Siyaseti sorunları çözmek için kullanın arkadaşlar, muhalefeti sürdürmek, tek parti iktidarını perçinlemek için kullanmayın.

Size bir önerim var: Açın şu Meclis Televizyonunu. Buradaki milletvekillerinin, muhalefet milletvekillerinin ne söylediğini halk duysun, sizin de ne söylediğinizi duysun, kapalı toplumdan vazgeçin. Bakın, o zaman sokaklar bu hâle dönüyor.

Bugün, binlerce işçi grev yapıyor. Taksim'de, Ankara'da, Adana'da, Türkiye'nin her tarafında direnişler sürüyor. Çok basit bir talep var: "Yetti ulan artık!" diyorlar.

RECEP ÖZEL (Isparta) - "Yetti ulan artık" mı?

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Diyorlar? Toplum böyle söylüyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Kime diyorlar?

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Size söylemiyor, herkese söylüyorlar.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Size diyorlar!

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Herkese söylüyorlar. "Yetti artık, yetti" diyorlar. Yettiyse "yetti"yi bilin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - "Ulan" diye kime söylüyorlar?

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Ben bunu söylemiyorum sayın vekiller, bunu toplum?(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, ben size bir şey söyleyeyim mi? Sokakta neler söylendiğini, neler söylendiğini bir duysanız! Bir duysanız! Neler söylendiğini bir duysanız! Siyasetin çapını ve kalibresini işlevsel tutmak zorundayız arkadaşlar. "Yeter! Yeter!" diyor toplum. Bunu birlikte başarabiliriz. Açın şu Meclis Televizyonunu, açın! Açın, açın?

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Açık şu anda.

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Adana'da sekiz günden bu yana 10 binlerce işçi, 10 binlerce genç, kadın, yaşlı bu eyleme destek veriyor.

FATOŞ GÜRKAN (Adana) - Hepsi çocuk!

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Bir tane kamu malına zarar verilmedi, bir tane.

FATOŞ GÜRKAN (Adana) - Sizin araba hariç!

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Benim arabam da feda olsun! Feda olsun, canları sağ olsun onların!

Ama sizi buradan uyarıyorum: On buçuk yıldan bu yana yaptığınız zulüm toplumu ayağa kaldırdı, bu baskıdan vazgeçin.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)