Konu:3/6/2013 TARİHLİ "GELEN KÂĞITLAR" LİSTESİNDE YER ALAN ADANA MİLLETVEKİLİ FARUK LOĞOĞLU'NUN EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ'NİN PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNA TALİ KOMİSYON OLARAK HAVALE EDİLMESİNE İTİRAZ ETTİĞİNE İLİŞKİN
Yasama Yılı:3
Birleşim:115
Tarih:04/06/2013


3/6/2013 TARİHLİ "GELEN KÂĞITLAR" LİSTESİNDE YER ALAN ADANA MİLLETVEKİLİ FARUK LOĞOĞLU'NUN EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ'NİN PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNA TALİ KOMİSYON OLARAK HAVALE EDİLMESİNE İTİRAZ ETTİĞİNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Dört dakika mı verdiniz Sayın Başkan?

BAŞKAN - Evet.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bir yanlışlık olmasın efendim yani usul tartışması değil bu.

BAŞKAN - Usul değil, evet.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Dakika yok, bir dakika da olabilir.

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, süre belirtilmemiş ama siz konunuzu daha iyi anlatınız. Beş dakika veriyorum.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) -  Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Gelen Kâğıtlar  listesinde yer alan Sayın Faruk Loğoğlu'nun teklifinin emniyet teşkilatının kadrolarına yönelik bir düzenleme olmuş olması nedeniyle asli komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmesi gerekirken, Başkanlık asli komisyon olarak İçişleri Komisyonunu belirleyip ona göre bir havale işlemi yapmıştır. Bunu doğru bulmuyorum, Başkanlığı bu konuda dikkatli olmaya davet ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, demokratik bir ülkedir; Türkiye, demokratik rejimle yönetilen bir ülkedir. Günümüzde, demokrasi evrensel bir  değer olarak yükselmiş bulunuyor. 120 ülkede demokrasi var.  Ağır aksak ama bir şekilde ülkelerde demokrasi işliyor. Demokrasi demek, sivil toplum demektir. Demokrasiyi sadece seçimlerde alınan oy oranına dayalı bir meşruiyet anlayışına indirgerseniz demokrasiden uzaklaşmış olursunuz.

Maalesef, on bir yılın sonunda Sayın Recep Erdoğan'ın Hükûmeti meşruiyet anlayışını değiştirmiştir, sürekli olarak seçimlerde alınan oy oranını önümüze koymak suretiyle "Ben her şeyi yapmaya muktedirim." anlayışıyla bir demokrasi anlayışı sergilemektedir. Bunun Türkiye'yi nereye getirdiği bellidir. Taksim'de, Taksim Gezi Parkı'yla başlayan ve giderek bütün Türkiye'ye yayılan olayların temel nedeni Sayın Başbakanın bireyin özel yaşam alanına, bireyin özgürlüklerine müdahale eden "Her şeyi ben belirlerim." anlayışına sahip demokrasi anlayışıdır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sayın Başbakanla, Türkiye demokrasiden uzaklaşmaktadır, otoriter rejime doğru gitmektedir. Sayın Başbakanın hedefinde bu vardır, bireyin hak ve özgürlükleri yoktur. Bütün demokrasiler sistemin merkezine bireyin, insanın hak ve özgürlüklerini koymuştur. Devlet, o hak ve özgürlükleri korumak için vardır, onlara müdahale etmek için değil ama Sayın Başbakan yönetim anlayışını, demokrasi anlayışını, devlet anlayışını bireyin hak ve özgürlüklerine müdahale etmek, onun yaşamını biçimlendirmek olarak alıyor. Sayın Başbakan bir güç zehirlenmesine uğramıştır, birisi ona zehirlendiğini söylemeli, bu anlayıştan kurtulmalı Sayın Başbakan. (CHP sıralarından alkışlar)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Bütçe Komisyonuna havaleyi anlatır mısın?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, Sayın Başbakanın Fas'a gitmeden önceki cümlelerine bakın değerli arkadaşlar, bunda sağlıklı bir değerlendirme görebiliyor musunuz? Parkta oturan insanların, gençlerin oturma şekline karışıyor, kendi söylüyor "Parkta iki kişi oturup?

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Şu komisyonu anlatır mısın?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, Sayın Başbakanın cümlesini söylüyorum: "Parkta iki kişi oturup sohbet ediyor, birileri ona saygı duyabilir ama kusura bakmayın, ben Tayyip Erdoğan olarak saygı duyamam." Dolmabahçe'deki Başbakanlık ofisinde oturmuş Kadıköy vapurundan inen yolcuları gözlüyor. Biz, Sayın Başbakanın orada Başbakanlık işleriyle, devlet işleriyle meşgul olduğunu düşünüyorduk, diyor ki: "Kadıköy vapurundan inenleri gözlüyorum, onlara saygı gösteriyorum, kılık kıyafetlerine karışmıyorum." Bakar mısınız, Sayın Başbakan, oturmuş vapurdan inenlerin kılık kıyafetlerini izliyor ve büyük bir özveri gösteriyor, tahammül gösteriyor "Ben onların kıyafetlerine saygı gösteriyorum." diyor.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Siz kıyafete karıştınız ama!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Başbakan, Kadıköy vapurundan inenlerin kılık kıyafetlerinde bir problem mi var? Nesine tahammül ediyorsunuz? Böyle bir anlayış olabilir mi?

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Sayın Hamzaçebi, şu konuyu açıklar mısınız lütfen!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bakın, o meydanda, Taksim meydanında pırıl pırıl gençler vardı. İlk defa demokrasi millet tarafından sahipleniliyor, ilk defa sahipleniliyor, ilk defa bir başka güç çare olarak görülmüyor, millet kendi hak ve özgürlüklerine kendisi sahip çıkıyor.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Sözünüzde durun, söz aldığınız konuyu açıklayın!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bu sese kulak verin. Demokrasi, halkın sesine kulak vermektir.

Ben Cuma günü gensoru görüşmelerinden sonra Taksim'e gittim.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Demokrasi Meclisi yanıltmak değildir, lütfen açıklayın!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Valiyi aradım, Sayın İçişleri Bakanını aradım. Taksim Platformu sözcüleriyle Taksim'de görüştüm. Dediler ki "Bu polis buradan çıkmalı, millet buraya girmeli, biz de Taksim'de, Gezi Parkı'nda bildirimizi okumalıyız, ancak öyle durulur."

Sayın Bakanı aradım, çözüm önerdim, bunu kendisine ilettim. Evet, Sayın Bakan ilgiyle karşıladı ama hiçbir sonuç çıkmadı.

Siz "CHP", "CHP" diyorsunuz. Bakın, sorunu büyüttünüz, sorun Sayın Başbakanın demokrasi anlayışındadır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)