Konu:ANKARA MİLLETVEKİLİ LEVENT GÖK VE 72 MİLLETVEKİLİNİN, BAŞKENT DOĞALGAZ DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİNİN DEĞERİNİN ÇOK ALTINDA BİR İHALE BEDELİ İLE ÖZELLEŞTİRİLMESİNİ ONAYLAYARAK KAMUYU ZARARA UĞRATTIĞI İDDİASIYLA BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN HAKKINDA GENSORU AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGESİ (11/28)
Yasama Yılı:3
Birleşim:114
Tarih:31/05/2013


ANKARA MİLLETVEKİLİ LEVENT GÖK VE 72 MİLLETVEKİLİNİN, BAŞKENT DOĞALGAZ DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİNİN DEĞERİNİN ÇOK ALTINDA BİR İHALE BEDELİ İLE ÖZELLEŞTİRİLMESİNİ ONAYLAYARAK KAMUYU ZARARA UĞRATTIĞI İDDİASIYLA BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN HAKKINDA GENSORU AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGESİ (11/28)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, Başkent Doğalgaz Dağıtım Şirketinin değerinin çok altında bir satış değerini onaylayarak kamuyu zarara uğrattığı gerekçesiyle vermiş olduğumuz gensoru üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, Başkent Doğalgaz Şirketiyle ilgili gensoruyu biz verdik ama bu konuda suçu tespit eden de, hükmü veren de, durumu bütün çıplaklığıyla ortaya koyan da Sayın Başbakanın ta kendisidir. Sayın Başbakan katıldığı bir televizyon programında -aynen kendi sözleriyle okuyorum- "Kârlılık olayını milletimizin lehine düşünmek zorundayız. `Biz sıkıştık, şu anda paraya ihtiyacımız var, ne yapalım?' Yok öyle şey. Türkiye malının kıymetini bilen bir ülke konumunda. Mesela, BAŞKENT GAZ'da 1,5 milyar doları yakalamışız, yeni gelen 1,1 ile geliyor. Şimdi, 1,5'u yakaladığınız yerde 1,1 ile verilirse Fatih Altaylı bunun hesabını sormaz mı? `1,5'u yakalamıştı, gördü. Türkiye bu kadar güçlü olmuşken, enerjide bu kadar güçlü bir yere gelmişken nasıl oluyor da şimdi 1,1'e veriliyor?' demez misin sen?" diyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, biz ne diyelim? Bunu söyleyen, gensorunun muhatabı Sayın Başbakan. Olayı tarif etmiş, suçu tarif etmiş, hükmü ortaya koymuş, biz sadece hukuki bir prosedürü tamamlıyoruz. Başbakan hakkındaki gensoruyu yüce milletin takdirine sunuyoruz.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bu, Başbakanın deyimiyle milletin hesap soracağı, özelleştirme konusu Başkent Doğalgaz Şirketi nasıl bu hâle gelmiş? Başkent Doğalgaz Şirketi nasıl bir yolsuzluk batağında? Kökleri ta 1929 yılına dayanıyor. 1929 yılında hava gazı şirketi olarak kurulmuş, 1990'lı yıllarda ülkemize doğal gaz gelince Ankara Büyükşehir Belediyesinin EGO Genel Müdürlüğü içerisinde faaliyetlerine devam etmiş bir şirket. 2007 yılına geldiğinde özelleştirme kararı alınıyor, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından özelleştirilmesi planlanıyor, iki yıl içinde Melih Gökçek ve Ankara Büyükşehir Belediyesi yönetimi tarafından özelleştirilemiyor çünkü Melih Gökçek'ten mal almaya kimse cesaret edemiyor.

2009 yılında bu şirket Özelleştirme İdaresi Başkanlığının portföyüne devrediliyor ve o zamanki adıyla Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, şimdiki adıyla Sayıştayın denetimine tabi oluyor ve Başkent Doğalgazdaki korkunç yolsuzluklar ortaya çıkıyor değerli arkadaşlar. Şirkete o tarihe kadar 900 milyon ABD doları yatırım yapılmış. Eğer net bugünkü değer olarak hesaplarsanız bunu, 3-4 milyar dolarlık yatırım yapılmış bir şirketten konuşuyoruz. O tarih itibarıyla 700 milyon sermayesi var, 694 milyon TL borcu var. Şirket batırılmış, BOTAŞ'a olan borçlarını ödeyemiyor, halktan gaz parasını topluyor ama borçlarını ödeyemiyor.

Şirketin en büyük alacaklı olduğu yer Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, can çekişen bu şirketin içini boşaltmaya devam ediyor. Anlatacağım her şey devlet evrakıyla sabit, anlatacağım her şey Sayıştay raporlarıyla sabit.

Bakın, Sayıştay tespiti borçlar konusunda ne diyor? "Pay sahibi olan Ankara Büyükşehir Belediyesine ödenen ancak 2008 yılı sonunda 2,4 milyon net kâr çıkması ve bunun dahi dağıtıma tabi tutulmaması sonucunda?" Devam ediyor, şirketten nasıl Melih Gökçek tarafından para çekildiği anlatılıyor.

Şirket, bizatihi Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından batırılıyor. Şirketin bizatihi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından içi boşaltılıyor ve faaliyet yapamaz hâle geliyor ve Sayıştay denetçileri diyor ki: "Alınan paraların kullanıldığı yerlerin şirketle hiçbir alakası yok." Hatta 10 milyon lira para çekilmiş içerisinden, bu Hamamönü'ndeki konutların yapımına harcandığı söyleniyor. Bu konuda soruşturma yapılıyor. Ben KİT Komisyonu üyesiyim, soruşturma raporu bana gelmiyor.

Değerli arkadaşlar, olan biten bununla sınırlı değil. On dakika içerisinde ne kadar yetiştirebilirsem o kadar size anlatmaya çalışacağım. Birincisi, şirket, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'ndan kaçmak için her şeyi yapıyor çünkü Kamu İhale Kanunu'na tabi olsa, o kapsamda ihale yapsa planlanan ihale trafiği gerçekleştirilemeyecek ve bir tek açık ihalede yapılması gereken iş 74 parçaya bölünüyor, 74 parçaya değerli milletvekilleri. Bunun 12 tanesi doğrudan temin yönüyle yapılıyor, 62 tanesi pazarlık yolu ihaleyle yapılıyor ve burada ödenenlere bakıyorsunuz, ödemeler sırasında işler yapıldığında bir mahalle sokaklara bölünüyor, sokak sokak ihale ediyorlar ki Kamu İhale Kanunu'na girmesin. İhale yapılıyor 4 milyon 383 bin dolara, ödeme yapılıyor 5 milyon dolara. İş artışları, fiyat artışları gırla gidiyor. Fiyat artışlarına dönüp baktığınızda, müteahhidin en çok kazandığı parçaları üzerine fiyat artışı yapılıyor. Bunu ben söylemiyorum, aynı tespit, aynı laflarla Sayıştay raporundan çıkıyor. Müteahhidin en çok kazandığı parçalar üzerinden iş artışı yapılıyor ve Kamu İhale Kanunu diyor ki: "Bu kanun kapsamında yapılacak ihaleler eşik değerler altına düşmek için bölünemez, parçalanamaz." Gözümüzün önünde 74 parçaya bölünüyor, kanuna aykırı iş artışları, fiyat artışları?

Değerli arkadaşlar, Başkent Doğalgazda sadece ihale konusunda değil, SCADA diye bir sistem var. SCADA bütün kente verilen doğal gazı gözetleyen bir sistem, patlama olursa otomatik kontrol etmek için, hemen kapatmak için. SCADA sistemi 2004 yılında ihale ediliyor, 2006 yılında kesin kabulünün yapılması lazım, 2013 yılına kadar geçici kabulü dahi yapılamıyor. Ankara'da SCADA sistemi çalışmıyor, Ankara'da patlamaya hazır bir bombanın üzerinde milyonlarca insan yaşatılıyor değerli arkadaşlar, milyonlarca. Allah yüzümüze baktı ki ağır can kayıplarıyla karşılaşmadık. 14 milyon dolara bir şirkete ihale ediyorlar, şirketin kesin kabulü veya geçici kabulü bile yokken 17 milyon dolara ihale çıkarılıyor ve Ankara'da eski hava gazı hatlarından, çürümüş borulardan Ankara halkına gaz veriliyor. Peki, bu ihmaller sonucunda ne oluyor değerli arkadaşlar? Bilkent'te 7 tane öğrenci canımız gidiyor, sonra dönüp buna "Alkol aldı." diyorlar. Bu nasıl vicdandır? Bilkent'te başka bir patlama oluyor -Sayıştay raporundan bunların hepsi- bir can daha gidiyor. Artık yolsuzluklar can almaya başlıyor değerli arkadaşlar.

Bir diğer önemli olay: Başkent Doğalgaz? Hatırlar mısınız Melih Gökçek'le Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir tartışması vardı. Ankara Anakent Belediye Başkanı balonlar patlatıyordu. İşte, Ankara Anakent Belediye Başkanının balonlarını da Sayıştay patlattı. Sayıştay yazdığı raporda şunu söylüyor, diyor ki: "Kemal Kılıçdaroğlu -yani o, ismi söylemiyor, ben söylüyorum- söylediği sayaçlar alınmadığı için yani elektronik kartlı pahalı sayaçlar alındığı için sadece 100 bin sayaç alımında ortaya çıkan zarar 10 milyon lira." Sadece 100 bin sayaç alımında ortaya çıkan zarar 10 milyon lira. Yaklaşık 1,5 milyon tane sayaç alınmış değerli arkadaşlar. Eğer bu sayaçlar ön ödemeli alınsaymış 100 milyon liranın üzerinde Ankara halkı tasarruf edecekmiş. Benim de o zaman Ankara'da yaşadığım bir dönemde bütün Ankara halkından 300 dolar para topladılar. Yeni çocuğum olmuştu. Çocuğum üşümesin diye gittim doğal gaz taktırdım, benden Melih Gökçek 300 dolar para aldı. Daha sonra EPDK bu paranın ne kadar haksız olduğunu ortaya koydu. Ben, kendi hakkımı Melih Gökçek'e asla ve kata helal etmiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu Başkent Doğalgaz Şirketindeki yolsuzlukları topladığımızda on beş tane yolsuzluk çıkıyor. Sayıştay da diyor ki: "Birçok belgeye ulaşamamamıza rağmen." Biz, alt alta çıkardık, hepsi bu raporda var, isteyen her arkadaşıma bu raporu verebilirim. Yani avukatı dolandırmış, hiç çalışmayan adamla, hiç şirkete uğramamış adamla yıllık 36 bin lira üzerinden sözleşme yapmışlar. Ankara mücavir alanı Yenimahalle ilçesinde yapılan şey yargıda, ihaleye fesat karıştırmaktan. Belediyeye ait şirketlere kaynak aktarmalar, Kamu İhale Kanunu'nun 3/c maddesine yani Kamu İhale Kanunu'ndan kaçma yöntemine girmek için yapılan yolsuzluklar, 99 milyon dolarlık yapılan bir işte verilen iş ve fiyat artışları, önceden şirketlere verilen prefinansman niteliği taşıyan hiç iş yapmamış şirketlere para ödemesi... Bildiğiniz gibi değil. Bir tek şirkette çıkan yolsuzluklar bile bir hükûmetin devrilmesi için yeterli yolsuzluklardır. Dönün Batı'daki örneklere bir bakın. Bu kadar yolsuzluk sadece bir şirketinden çıkıyor, onlarca şirket yöneten bir belediyeden konuşuyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu kadar yolsuzluk, bu kadar ayrımcılık, bu kadar şiddet? Bu, bir yere varmayacak; bu, bir yere varmayacak. Bu kadar yetimin hakkının yenilmesine göz yumamayız. Şimdi, bize dönüyorsunuz "Gensorunun suyu çıktı." diyorsunuz. Bütün bunlar gensoru konusu değil mi? Bütün bu anlattıklarımız vicdanları sızlatmıyor mu değerli arkadaşlar? Hesap sormayacak mıyız? Hiçbirinde hiçbir işlem yok. Biz, gene yargıya gitmek zorunda kalıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu gidiş, gidiş değil; bu hâl, hâl değil. Buna hep birlikte müdahale etmek zorundayız. Ne yazık ki, siz müdahale etmediğiniz için yolsuzluklar kural hâline gelmeye başladı. Az sonra çıkacak Ali Babacan konuşacak. Ali Babacan'a soruyorum: Özelleştirme Kanunu'na göre sattığınız her mülkün değerini açıklamak zorundasınız, değerlendirme raporunu. Kanun böyle emrediyor. Nerede TELEKOM'un değerleme raporu, nerede SEKA'nın değerleme raporu, nerede BAŞKENTGAZ'ın değerleme raporu? Bunlar sizin malınız değil, bunlar halkın malı, biz de peşindeyiz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)