Konu:KAMU FİNANSMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:87
Tarih:03/04/2013


KAMU FİNANSMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakan yokken, ben, Hazine Müsteşarlığı, eski Dış Ticaret Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı personelinin nasıl özlük haklarının geri götürüldüğünü ve bu sürecin nasıl bürokratik kaliteyi düşürdüğünü anlatmıştım.

Şimdi, bu kalite düşüklüğünün fiilî yansımaları üzerinden, TELEKOM özelleştirmesinden bunu anlatmak istiyorum. Değerli arkadaşlar, 2005 yılında Türkiye'nin göz bebeği, cumhuriyet tarihinin bütün birikimlerinin yığıldığı TÜRK TELEKOM şirketi özelleştirilmiştir. Özelleştirme bedeli yüzde 55 hisse karşılığında 6 milyar 550 milyon dolardır. Değerli arkadaşlar, bu özelleştirme yapılırken kanunda bir hüküm vardı, diyordu ki: "Özelleştirilme yapılmadan önce bu şirketin değerliliğini tespit amacıyla değerleme komisyonu kurulur". Yani, bu değerleme komisyonu nedir? Bir varlık satacaksınız, bu ne kadar eder diye -profesyonel yöntemleri vardır, uzman kuruluşlar vardır bu konuda-, bu şirketleri değerlerler ve bunun sonucunda değerleme raporları düzenlenir. Kanun derdi ki: Özelleştirme ihalesinden hemen sonra bu değerleme raporlarının kamuoyunun bilgisine sunulması gerekmektedir. Bu kanun değiştirildi, dendi ki: Özelleştirme işlemlerinden sonra kamuoyunun bilgisine sunulur.

Değerli arkadaşlar, 2005 yılında, göz bebeğimiz, canımız, vergilerimizle finanse ettiğimiz TELEKOM şirketi özelleştirildi. Sayın Bakan, bu özelleştirilen TELEKOM şirketinin değerleme raporu kanundaki hükme rağmen neden açıklanmadı? Benim ve atalarımın sahibi olduğu TELEKOM şirketinin ne kadar ettiğini ben bir yurttaş olarak neden bilemiyorum ve bunu açıklamamak suçtur, çünkü kanunun bu konuda açık emri vardır. Sadece TELEKOM'da değil, satılan hiçbir varlığımızın değerleme raporu kamuoyuna açıklanmıyor değerli arkadaşlar. Bunu yapamazsınız, bu bilgileri saklayamazsınız, çünkü halkın varlıklarıdır, halkın varlığı satılırken halk değerini bilmek zorunda. Peki, TELEKOM özelleştirilirken ne oldu?

Değerli arkadaşlar, TELEKOM, tekel niteliğinde imtiyaz hizmeti gören bir kuruluş olduğu için Anayasa'mıza göre satılamazdı. Önce satışa çıkarıldı, Anayasa Mahkemesi ve Danıştayın kararları dolayısıyla bu satış fiilen mümkün olmadı, hukuken mümkün olmadığı anlaşıldı ve yirmi beş yıllığına imtiyaz kiralaması yöntemiyle bu özelleştirme yapıldı. Bu ne demek? TELEKOM, yirmi beş yıl sonra altyapısıyla birlikte devlete geri dönecek, değil mi arkadaşlar, Yani, yirmi beş yıllığına emanet ettiğimiz bir kurumdan konuşuyoruz. Peki, gazeteleri açtığınızda şu haberleri görüyorsunuz: Satılık gayrimenkul, 10 milyon lira, 15 milyon lira. Sivas'ta, Trabzon'da, Erzincan'da, en güzel yerlerde. Cumhuriyet tarihi itibarıyla kurduğumuzda tahsis ettiğimiz arazilerin satıldığını görüyorsunuz. Peki hiç soruyor musunuz kendinize: Kiralanmış bir gayrimenkulün, devredilecek bir gayrimenkulün mal varlıkları hangi hak ve cesaretle satılmaktadır? Ben hepimizin adına soruyorum: Sayın Ali Babacan, bu gayrimenkuller hangi hukuki yetkiyle satılmaktadır? Bunu ben söylemiyorum, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e bağlı Devlet Denetleme Kurulu var, rapor yazıyor, diyor ki: "Danıştay bu konuda sözleşmeye şerh koymuştur ve bu gayrimenkuller satılmaktadır. Bu konunun soruşturulması gerekiyor."

Şimdi milletvekili kürsüden söylüyor, muhalefet söylüyor, iktidar milletvekilleri merak ediyor, Cumhurbaşkanı soruyor ve bu ülkede TELEKOM şirketinin sahipleri gözümüzün içine baka baka gayrimenkullerimizi satıyorlar. Buna izin veremezsiniz, buna izin vermek suçtur, bu gayrimenkuller satılamaz Değerli Bakan.

Sadece bunlar mı satılıyor? Değerli arkadaşlar, biz TELEKOM'u satarken bir sürü yatırım şartı koyduk ve TELEKOM cumhuriyet yıllarında yapılırken çok kıymetli bakır kablolarla döşedik bu ülkenin altını. Bugün bakır kablolar çıkarılıyor. Bakır kablolar fiber optik kablodan çok daha pahalıdır. TELEKOM şirketi bu bakır kabloları çıkarıyor, yerine, çok daha ucuz fiber optik kablo yatırımı yapıyor. Peki, bu bakır kabloların parası ne oluyor? Bir şehirden çıkan yaklaşık 15-20 milyon liralık bakır kablo var. En zor yıllarımızda bu bakır kabloları biz bu iletişim hatları için döşedik. Sayın Bakana soruyorum: Bu bakır kabloların bedeli ne oluyor? Çünkü, hâlâ hazine hissesi var TELEKOM'da, yüzde 30'u bildiğim kadarıyla hâlâ hazinede.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Siz soruyorsunuz da Sayın Bakan hiçbir cevap vermiyor.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Şimdi, Sayın Bakanın biz siyasi kimliğine güvendik, Sayın Bakan Hükûmet içerisinde düzgün bir bakandır diye inanıyoruz. Eminim ki, Sayın Bakan bu konuların üstüne bizim kadar kararlı gidecektir ama benim gördüğüm şu: Bu ülkenin Meclisinde de, Başbakanında da vahşi kapitalizmin gücü çok yüksektir. Vahşi kapitalizme teslim olmak zorundayız. Bugün bir tane, çalışanın lehine kanun getiremiyoruz; bir tane işçinin lehine kanun getiremiyoruz. Ne zaman gelse "Bütçe imkânları" diyorlar. Peki, TELEKOM'a giden paralarda bütçe imkânı yok mu? Bu paraları alsak, çalışanlara versek daha iyi olmaz mı?

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.