Konu:Kamu Finansmanı Ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:86
Tarih:02/04/2013


KAMU FİNANSMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 443 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü hakkında düşüncelerimi açıklamak üzere grubum adına söz almış bulunuyorum.

Mevcut olan torba yasa, tasarı birçok açıdan eleştirilebilir. İlgili madde hükümleri çerçevesinde, yeri geldiğinde arkadaşlarımız eleştirilerde bulundular ve düşüncelerini açıkladılar. Ben de çok fazla ayrıntıya girmeksizin, birinci bölümün üzerinde, değerlendireceğim 4 tane maddesi hakkında temel düşüncelerimi anlatıp ondan sonra bazı genel değerlendirmelerde bulunmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bir defa, 2'nci madde son derece sakıncalı bir maddedir. Varlık yönetim şirketlerinin statüsüne ilişkin olan bu madde Plan ve Bütçe Komisyonunda da çok ciddi tartışmalara neden oldu. Burada, varlık yönetim şirketinin hukuki statüsü üzerinden bir paralel hukuk yaratılma ihtimali vardır ki bu son derece sakıncalıdır. Bugüne kadar Hazine Müsteşarlığı 3,1 milyar Türk lirası yurt içi piyasalardan, 1,5 milyar dolar da yurt dışı piyasalardan olmak üzere 6 milyar TL civarında borçlanmıştır fakat bu varlık yönetim şirketi bir özel hukuk tüzel kişisi midir, bir kamu hukuku tüzel kişisi midir tam olarak belli değildir. Dolayısıyla, statüye ilişkin bir problem vardır. Sadece Bakanın uhdesinde, onun iradesiyle ortaya çıkmış olan bir şirkettir, Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin birçoğunun dışındadır ve bu özelliğiyle de bir paralel hukuk yaratılma tehlikesi söz konusudur. Önümüzdeki dönemde bazı bakanlıklar için belli alanlara münhasıran bu tür şirketlerin kurulması söz konusu olabilir. Bu, Türk hukuk sistemi açısından son derece sakıncalıdır, birincisi bu.

İkinci değerlendireceğim nokta, 4'üncü maddede özellikle yerel yönetimlerin hazine garantisi ile borçlanmasına ya da tahvil ihracı sırasında ödeme hesaplarının tahsis edilmesine ilişkindir. Plan ve Bütçe Komisyonunda bununla ilgili yapmış olduğumuz eleştirilerde yerel yönetimlerin tahvil ihraçlarına ek bir garanti getirilmesinin söz konusu olmadığı her ne kadar belirtilmiş olsa da böyle bir düzenlemenin yapılıyor olması, orta ve uzun vadede, tahvil ihraçlarına hazine garantisi verilmesini gündeme getirebilir. Burada dikkatli olmak gerekir.

18'inci madde Merkez Bankasının özellikle denetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkindir. Burada denetleme kurulu seçme yetkisi genel kurula verilmek suretiyle Hazine Müsteşarlığına doğrudan doğruya bütün denetleme kurulu üyelerini seçme hakkı tanınmaktadır. Bu, Merkez Bankasının özerkliği ve bağımsızlığı açısından sakıncalıdır.

25'inci madde yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştirilecek kamu yatırımlarının alanını ciddi şekilde genişletmektedir. Bildiğiniz üzere, AKP hükûmetleri dönemi boyunca, kamu sektörü tarafından yapılması gereken, hatta birçoğu saf kamusal hizmet olarak ele alınması gereken bazı yatırımların yap-işlet-devret modeliyle özel sektör eliyle yaptırıldığını gördük. Orta ve uzun vadede kamu yatırım harcamalarının ciddi şekilde aşağıya doğru çekildiği bir patikayı Türkiye ekonomisinin önüne getirecektir.

Son dönemde ardı ardına gelen yasalar ve ardı ardına gelen ekonomik büyüklükler Türkiye'de son on yıldır AKP hükûmetleri dönemindeki ekonomik tablonun biraz daha farklı açılardan değerlendirilmesini zorunlu kılıyor diye düşünüyorum. Biraz önce Sayın Bakan burada sorulara cevap verirken?

MUSA ÇAM (İzmir) - Dinlemiyor, sizi dinlemiyor, Sayın Bakan dinlemiyor.

MÜSLİM SARI (Devamla) - Sayın Bakanım?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Genel Kurula hitap et.

MÜSLİM SARI (Devamla) - Sayın Bakana soruyorum ama.

BAŞKAN - Sayın Sarı, lütfen Genel Kurula hitap edin.

MÜSLİM SARI (Devamla) - Biraz önce Sayın Bakan burada büyüme rakamlarını değerlendirirken, bütün gelişmekte olan ülkeler ya da gelişmiş olan ülkeler açısından finansal krize bağlı olarak başta öngörülen büyümelerin altında büyümeler gerçekleştiğini, dolayısıyla Türkiye'de son çeyrekte çıkan 1,4 takvim ve mevsimden arındırıldığında sıfır ve yıl genelinde 2,2 olan büyümenin bu anlamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi ve AKP çevrelerince, bütün değerlendirmelerde Türkiye'nin son on yılda çok ciddi bir büyüme performansı sergilediği söylendi. Bu yanlış bir algıdır değerli milletvekilleri.

Bir defa, Sayın Bakana öncelikle şunu hatırlatmak isterim: 2003-2007 dönemi ve 2008-2012 dönemi olarak ikiye ayırdığımız zaman, yani kriz öncesi dönem ve kriz sonrası dönem Türkiye'nin büyüme performansını gelişmekte olan ülkelerin büyüme performansıyla kıyasladığımız zaman şöyle bir tablo görürüz: 2003-2007 döneminde Türkiye yüzde 6,9 büyümüştür. Bu büyüme aslında Türkiye'nin tarihsel ortalamalarının üzerinde bir büyümedir. Ancak aynı dönemde, gelişmekte olan ülkeler yüzde 7,6 büyümüştür. Dolayısıyla Türkiye gelişmekte olan ülkelerin altında büyümüştür. Krizden sonraki döneme geçtiğimiz zaman, yine devletin resmî rakamlarına bakacak olursak, 2008-2012 döneminde Türkiye'nin büyüme ortalamaları yüzde 3,2'ye düşmüştür. Bu açıdan Sayın Bakan haklıdır, Türkiye'nin büyüme ortalamaları aşağıya doğru iniyor. Gelişmekte olan ülkelerin büyüme ortalamaları ise bu dönemde yüzde 5,5'tir. Yani Türkiye'nin büyüme hızı düşüyor, gelişmekte olan ülkelerin de büyüme hızı düşüyor ama Türkiye'nin büyüme hızı, gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızından çok daha fazla düşüyor. Dolayısıyla krizin Türkiye'ye teğet geçtiği doğru değildir. Ortada bir Türk mucizesi yoktur. Bu, Türkiye'ye ilişkin yapısal bir problemin, yapısal bir sorunun olduğu anlamına gelmektedir.

Bakınız, bütün AKP iktidarları dönemi boyunca yani 2003'ten 2012 yılına kadar Türkiye ekonomisinin büyüme ortalaması yüzde 5,05'tir. Cumhuriyet kurulduktan bu yana da Türkiye ekonomisi yüzde 5 büyümüştür. Dolayısıyla hem likidite bolluğu döneminde hem likidite kıtlığı döneminde, hangi dönemi ele alırsak alalım, Türkiye'nin büyüme ortalamaları Türkiye'nin tarihsel ortalamaları kadardır yani ortada AKP hükûmetleri eliyle başarılmış bir Türk mucizesi yoktur. Türkiye tarihsel ortalamaları kadar büyümüştür, Türkiye'nin büyümesi, gelişmekte olan ülkelerin altındadır. Dolayısıyla bu konuda Sayın Bakanın ne düşündüğünü ben açıkçası çok merak ediyorum.

Büyüme hedefleri tutmamıştır değerli milletvekili arkadaşlarım. İlk orta vadeli programda bu hedef yüzde 4'tü ve biz yüzde 4 büyümenin asla gerçekleşemeyeceğini söyledik, bunun gerekçelerini söyledik. Plan Bütçe Komisyonunda yaptığımız çalışmalardaki zabıtlarda yer almaktadır. Daha sonra bu hedef yüzde 3,2'ye revize edildi. Bugün yüzde 2,2'yle karşı karşıyayız. Buradan ilan ediyorum: 2013 yılı büyüme hedefini tutturmamız imkânsızdır ya da çok zordur çünkü yatırım harcamalarında çok ciddi bir yavaşlama, hatta negatiflik söz konusudur. Örneğin Sayın Bakanım, 2012 yılının son çeyreğinde makine ve teçhizat alımları özel sektörün, yüzde 15 gerilemiştir. Yine aynı şekilde, son çeyrekte sabit sermaye yatırımları yüzde 9,2 azalmıştır. Dolayısıyla önümüzdeki dönem yatırımların canlanacağına ilişkin herhangi bir işaret yoktur. Yurt içi talep çökmüştür. Yurt içi talep çok uzun bir aradan sonra 2012 yılında negatiftir. Gelirler politikasına baktığımızda ya da kredi politikasına baktığımızda yurt içi talebin önümüzdeki yıl, yani bu yıl, yani içinde bulunduğumuz yıl canlanacağına ilişkin herhangi bir işaret yoktur. Ekonomideki canlanmaya ilişkin ilk öngörüler 2012 yılının son çeyreğindeydi. Sonra 2013 yılının ilk çeyreğine aktarıldı ama 2013 yılının ilk çeyreği rakamlarında da bunu teyit eden herhangi bir işaret yoktur. Dolayısıyla buradan ilan ediyorum: 2013 yılı büyüme hedefini tutturmak imkânsızdır. Daha rasyonel ve daha gerçekçi büyüme hedefleri tespit edilmelidir ya da ekonomi politikaları gözden geçirilmelidir.

Yine, aynı şekilde, büyüme hedefleri tutmayacağı için bütçe hedeflerini tutturmak imkânsızdır. Özellikle dolaylı vergiler üzerinden vergi hasılatında önümüzdeki dönem ciddi sıkıntılar olacaktır. Dolayısıyla daha şimdiden, önümüzdeki yaz aylarından itibaren, birinci ve ikinci çeyrek büyüme rakamları geldiğinde ya da kamu maliyesine ilişkin gerçekleşmeler ortaya çıktığında zamlar kaçınılmaz olacaktır. Dolayısıyla büyüme hedefleri tutmayacağı için bütçe hedefleri tutmayacaktır ve bütçe hedefleri tutmayacağı için de kamu maliyesinde ciddi sıkıntılar olacaktır ve şimdiden şunu söylemek de mümkündür: İşsizlik oranları artışa geçmiştir. Son ekim ayından itibaren işsizlik yönünü yukarı çevirmiştir çünkü büyüme 4 kat düşmüştür. Tarihsel araştırmalar şunu gösteriyor: Türkiye ekonomisinin yüzde 5'in altında büyüdüğü her noktada işsizlik oranları artmaktadır. Dolayısıyla, işsizlik çift haneli rakamlara takılı kalacaktır, hatta belki orta vadede çok daha yüksek rakamlara çıkacaktır.

Bu genel değerlendirmeyi de bu vesileyle yapmış oldum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.