Konu:Türk Petrol Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:112
Tarih:29/05/2013


TÜRK PETROL KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1954 yılından beri yürürlükte olan 6326 sayılı Petrol Kanunu'nu yürürlükten kaldırmayı öngören bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Ancak bu tasarıda ulusal petrol politikasının izlerini görebilmiş değiliz. Bugün, petrol, enerji bütün ülkelerin dış politikasında belirleyici bir rol oynuyor. Petrol ve enerji hiçbir zaman piyasaya emanet edilmiyor. Devletin mutlaka müdahaleci bir rolü var ama Türkiye'de Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin, devletin müdahaleci rolünü maalesef bu yasada görebilmiş değiliz.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz maddenin, bizim önerge konusu yaptığımız maddenin (1)'inci ve (2)'nci fıkraları, doğrusu, konuyu yeterince bilmeyen kişiler tarafından düzenlenmiş maddeler olarak gözüküyor. Konuyu bir uzmanına sorsalar bu maddeleri böyle düzenlemezler. Hele şimdi okunmuş olan iktidar partisi önergesi ise konuya hakikaten amatörce yaklaşıldığını gösteriyor. Konu şudur şimdi; bu madde diyor ki, maddenin (1)'inci fıkrası: "Petrol hakkı sahiplerinin, safi kazançları üzerinden ödemekle yükümlü bulundukları vergiler ve hissedarları adına yapmaları gereken gelir vergisi tevkifatının toplamı yüzde 40 oranını geçemez." Yürürlükteki 6326 sayılı Petrol Kanunu'nda bu oran yüzde 55'tir. Tasarı bunu yüzde 40'a indirmiş, şimdi iktidar partisi önergesiyle tekrar yüzde 55'e çıkarılması öngörülüyor. Hem yüzde 55 oranı hem yüzde 40 oranı yanlış oranlardır. Nedeni şudur, açıklayacağım size: 6326 sayılı Kanun 1954 yılında yürürlüğe girdi. Bu kanunda değişiklik yapan 1702 sayılı Kanun da 1973 yılında yürürlüğe girdi. 1973 yılındaki kanun, bu vergilerin toplamının yüzde 55'i aşamayacağını öngörüyordu. Nedeni şudur: 1980 yılına kadar Türkiye'de kâr payı üzerindeki vergi yükünün toplamı yüzde 73,36'ydı. Kâr payı üzerinde vergi yükünün yüzde 73,36 olduğu bir yerde hiçbir kimse, hiçbir yabancı yatırımcı Türkiye'ye petrol aramak için gelmezdi. Onlara bir teşvik vermek gerekiyordu. 1702 sayılı Kanun da bunu yüzde 55'e indirmek suretiyle bir teşvik verdi. O yüzde 55'lik oranın mantığı budur.

Şu anda Türkiye'de kâr payı üzerindeki vergi yükü yüzde 34'tür yani toplam kurumlar vergisi oranı yüzde 20'dir, kazanılan kazanç üzerinden yüzde 20 kurumlar vergisi ödendikten sonra kârın dağıtılması hâlinde ödenen gelir vergisi artı yüzde 20 oranındaki kurumlar vergisi, toplam yük 34'tür. Eğer dağıtılan, o kâr dağıtan kurumun hissedarı yabancı bir kurum ise kâr payı üzerindeki vergi yükü yüzde 32'dir. Şimdi, madde diyor ki: "Bu yüzde 32 olan vergi yükünü -yabancılar için aslında bu düzenleniyor- veya yerliyse yüzde 34 olan vergi yükünü hiçbir zaman yüzde 40'ın üzerine çekmeyeceğiz." Yani "Yüzde 40'a kadar çekebilirim." mesajı veriyor Hükûmet. Şimdi, önergeyle de bunu yüzde 55'e çekiyor, yüzde 55'i geçmeyecek. Yani yüzde 55'e kadar bu vergi yükünü artırabiliriz. Eğer siz, 1973 yılında yapılan düzenleme gibi yüzde 34 olan veya kurumun hissedarı yabancı bir kurum ise yüzde 32 olan vergi yükünü, burada yüzde 30 olarak belirlerseniz ancak bir teşvik vermiş olursunuz. Bunu yapalım demiyorum. Türkiye'de kâr payı üzerindeki vergi yükü yeterince düşüktür, diğer rekabet ettiğimiz bütün ülkelere kıyasla düşük sayılabilecek bir vergi yüküdür. Bunu daha aşağıya çekmeye gerek yoktur ama "Bu oran yüzde 40 olsun, yüzde 55 olsun." demek vergi kanunlarını -kusura bakmayın- bilmemek demektir, piyasayı bilmemek demektir. Doğrusu yadırgıyorum.

Doğru olan bizim önergemizdir, hele ikinci fıkradaki "Kârın dağıtılması hâlinde yüzde 5 oranında stopaj yapılır." hükmü, yine, vergi kanunlarını bilmemekten kaynaklanan bir hükümdür. Yarın Bakanlar Kurulu stopaj oranını düşürürse bu yüzde 5'i gene uygulayacağız çünkü kanun öyle diyor. Bakanlar Kuruluna yetki veren bir düzenleme yok. Her iki fıkranın birden çıkarılması gerekir ki vergi kanunlarıyla uyumlu bir düzenleme yapmış olalım.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)