Konu:Gümrük Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (s.s.:437)
Yasama Yılı:3
Birleşim:84
Tarih:28/03/2013


GÜMRÜK KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:437)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bağımsız denetim konusunda Hükûmetin kafası karışık, bir yaptığı uygulama diğerini tutmuyor. 1 Temmuz 2012 tarihinde 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girdi, bağımsız denetim konusunda bir çerçeve ortaya koydu. Bu çerçeve daha sonra Hükûmetin çeşitli uygulamalarıyla karmakarışık bir hâle geldi ve denetim amacından uzaklaştı. Yeni Türk Ticaret Kanunu bağımsız denetim müessesesini tüm şirketler için öngördü. Evet, bağımsız denetim tüm sermaye şirketleri için, anonim şirketler için oldukça ağır bir maliyet gerektirebilir. Herkesi bu ağır maliyetle karşı karşıya bırakmak doğru değil. Doğru, evet, bu çerçevede birtakım yumuşatmalar yapıldı ama bu yumuşatmalar sonucunda Bakanlar Kuruluna bağımsız denetimin çerçevesini belirleme yetkisi verildi, yani ne kadar şirket bağımsız denetime girecektir, buna Bakanlar Kurulu karar verecektir denildi. Türk Ticaret Kanunu'nun 397'nci maddesi bunu düzenliyor. "398'inci madde kapsamında denetime tabi olacak şirketler Bakanlar Kurulunca belirlenir." diyor Türk Ticaret Kanunu'nun 397'nci maddesinin (4) numaralı fıkra hükmü.

Bakanlar Kurulu ne yaptı? Bu maddeyi amacına aykırı bir şekilde kullanarak bağımsız denetimin kapsamını oldukça daralttı. Bağımsız denetim kapsamına giren şirket sayısı, Bakanlar Kurulu kararına göre, 2.500'dür. Bakanlar Kurulu bu kararı, 23 Ocak 2013 tarihli Resmî Gazete'de yayınladığı bir kararla aldı.

Bakın, Bakanlar Kurulu kararına göre, bilanço toplamı 150 milyon lira ve üstü, yıllık net satış hasılatı 200 milyon lira ve üstü, çalışan sayısı da 500 ve üstü olan şirketler bağımsız denetim kapsamına girecektir. Oysa yapılması gereken, KOBİ tanımı dışında kalan bütün şirketleri bağımsız denetimin kapsamına almaktı. Bu yapılmadı. KOBİ tanımı bu ölçeklerden çok daha küçük ölçekleri tarif eden bir tanımdır.

KOBİ tanımı şöyledir: "Aktif büyüklüğü 40 milyon lira, yıllık net satış hasılatı 40 milyon Türk lirasının altında olan şirketler ile çalışan sayısı 250'nin altında olan şirketler KOBİ'dir." Bu tanım değişmediği sürece bu tanımın altını bağımsız denetimin dışında bırakmak gerekir, üstünü bağımsız denetimin kapsamına almak gerekir. Çünkü şirketler sadece hissedarların malı değildir, pay sahiplerine ait değildir. O şirketle iş yapan üçüncü kişilerin o şirkette hakları vardır, bu şirketlere borsada yatırım yapmış olan veya piyasalarda yatırım yapmış olan vatandaşların bu şirkette hakkı vardır. Bu hakkı kollamak için, uluslararası standartlara göre yapılan denetimin sonuçlarının herkese açıklanması gerekir. Bu kapsamı oldukça dar tutarsanız üçüncü kişilerin ve pay sahipleri yani büyük hissedarlar dışındaki diğer pay sahiplerinin haklarını yok saymış olursunuz.

Şimdi, bu eksikliği, denetimdeki bu eksikliği gidermek amacıyla bu tasarıya bir hüküm kondu. Bir başka denetim tarif ediliyor burada. Buna göre, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu bağımsız denetim kapsamı dışında kalan şirketlerin denetime ilişkin esaslarını, usullerini ve bu denetimi yapacak kişileri belirleyecek. Değerli arkadaşlar, bunun bir kurumu vardır, bağımsız denetim kurumu, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumudur. Bir kere, o kurumdan görüş almak gerekir. Hükûmet komisyon metninde bunu benimsediği hâlde, şimdi vermiş olduğu önergeyle bu kurumun görüşünü dışlıyor. E, ne olur bu kurumun görüşünü de alsanız? Gene uyup uymamak Bakanlar Kurulunun yetkisinde. Alın bu kurumun görünüşü de. "Hayır, almayacağız." Niye? "Biz Gümrük ve Ticaret Bakanlığının mensuplarına kapalı bir alan yaratacağız." Böyle bir şey olamaz.

Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu'nun 400'üncü maddesinde kimlerin denetçi olacağı açıkça yazılmıştır. Niye bu ilkeden ayrılıyorsunuz? Bu kanunu hep beraber kabul ettik burada. O denetçiler dışında başka kişileri denetçi yapmak doğru mu? Gelin, bu 400'üncü maddedeki kişileri buraya yazalım yani 3568 sayılı Kanun kapsamındaki meslek mensuplarını yazalım, kamu gözetimi kurumunun da görüşü alınsın ve Bakanlar Kurulu yetkili olsun. Önerimiz budur. Hükûmetin biraz önce katıldığı önerge yanlıştır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)