Konu:Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
Yasama Yılı:3
Birleşim:109
Tarih:23/05/2013


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 13'üncü madde üzerinde görüşlerimi beyan etmek üzere huzurlarınızdayım. Yüce heyetinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Türk milleti Müslüman'dır, yüzde 99'u da dünden bugüne Müslüman'dır ve devam edecektir. " "Camileri Allah'a ve ahiret gününe iman edenler yapar." ayetine uyarak baki kalan bu kubbede hoş bir sada bırakabilmek, sadakayıcariye kültürünü devam ettirebilmek için bunu yapmışlardır ve bundan sonra da yapmaya devam edeceklerdir. Bizim tarihimizde camiler devlet bütçesinden değil, tamamen hayır, hasenat duygularını yaşatabilmek ve onunla ebediyete intikal edebilmek için yapılmıştır. Türk milletinin şerefli mensupları da zor şartlarda en az miktarları bile toplamak suretiyle Allah'ın evi olarak nitelenen bu mabetleri bu kubbede hoş bir seda adına yapagelmişlerdir. Dolayısıyla, en azından bu mabetleri yapanları tebrik etmek, takdir etmek, rahmet-i Rahman'a kavuşanları da rahmetle, minnetle, şükranla yâd etmek lazım.

İkincisi: Onların hayır ve vakıf olarak yapageldiği bu değerli eserleri korumak ve onların isteklerine uygun bir şekilde hayatiyetini devam ettirebilmek de her Müslüman Türk'ün asli görevidir.

Elbette bugün camilerimizin altında birtakım ekonomik girdi sağlayacak alanlar vardır. Dün camilerin yaşatılmasıyla alakalı olarak kurulan vakıfların bugün fiilî alanda bulunamaması, birtakım ticari girdilerle onların bakım ve onarımlarının sağlanması bakımından önemli bir görev ifa etmektedir. Böylesine bir kutsal alanı başka bir amaca matuf olmak üzere asli sahiplerinin dışına taşırarak farklı isim ve amaçlar uğruna yönlendirmek herhâlde bu kutsal eserleri yapanlara saygısızlık olur diye düşünüyorum. Hele hele bu kutsal eserlerin girdilerini oralardan alarak başka alanlara yönlendirmek herhâlde onlara karşı büyük bir saygısızlıktır.

Diyanet kurumu beyaz bir elbisedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin, Büyük Millet Meclisinin mensupları, nasıl, özel hayatları yok, bu millete kendini adamış insanlarsa, Diyanet görevlileri, din görevlilerimiz de hata kabul etmeyecek kadar masum ve birilerine lekeli göstermeyecek kadar da sorumluluk mevkisindedir. Dolayısıyla, buralarla ilgili uygulamalarda dini, Diyaneti ve din görevlisini yanlış tanıtacak uygulamalardan özellikle kaçmak lazım gelir. Diyanete vakıf olarak verilen eserlerin amacı dışında kullanılması, oralara tahsis edilen ücretlerin kişisel çıkarlar uğruna bir şekilde değerlendirilmesi bu alana karşı bizi üzücü bir uygulama olarak tecelli eder.

Basında meydana gelen ifadelerden hareket ettiğimizde şu anda dini insanlara öğretmek ve toplumu din konusunda aydınlatmakla sorumlu olanların kutlu doğum haftalarında yapmış oldukları dinî sohbetlere, bu cami girdilerinden toplanan vakıf emtiasından yararlanmanın ne kadar dinî, ne kadar ahlaki olduğunu takdirlerinize arz ediyorum. Belli bir alana, belli bir amaca tahsis edilmek üzere yapılan vakfi yardımların da belli bir süre bankalarda bekletildikten sonra o alana tahsisi, yine vâkıfın yani vakıf eserini bırakanın haklarına saygısızlık olur.

Örnek olsun diye arz ediyorum: Arakan'a yardım yapılmak üzere toplanan paraların belli bir sürede, vadeli hesapta bankalarda bekletilmesi ve sonra da doğrudan o amaca bile kullanılması en azından hedefe ulaşmada bir eksikliktir. Van depremi veya başka alanlarla ilgili hayri duyguları zamanında ödememek, o alanda yapılan hizmetleri ruhuna uygun şekle getirememektir diye düşünüyor ve yüce heyetinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Allah'a emanet olun. (MHP sıralarından alkışlar)