Konu:Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
Yasama Yılı:3
Birleşim:109
Tarih:23/05/2013


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 463 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 6'ncı maddesiyle ilgili önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle yüce Meclisle şunu paylaşmak istiyorum: Bu derecede önemli olduğu iddia edilen bir kanunun torba kanun tasarısı olarak Meclisin önüne gelmesinin ne derece sağlıklı olduğu konusundaki fikirlerimi öncelikle sizinle paylaşmak istiyorum.

Ben aynı zamanda Anayasa Komisyonu üyesiyim. Daha önceden de burada seçimlere ilişkin, seçimlerin temel hükümlerine ilişkin ve yurt dışındaki Türklerin oy kullanmasına ilişkin bir kanun teklifi görüşüldü. Orada da yine aynı şekilde bu torba kanun tasarısına ilişkin daha önce bir önerge verilmişti, onu sizinle paylaşmak istiyorum.

Burada, 298 sayılı seçimlere ilişkin Yasa'da, özellikle dava açıldığı süre içerisinde zaman aşımıyla ilişkin eğer cumhuriyet savcıları seçimlerden sonra iki yıl içerisinde kovuşturmaya başlamadılarsa, dava açmazlarsa ne yazık ki bunun arkasından dosya düşüyordu. Bunun değiştirilmesine ilişkin bir altı aylık önerge getirildi. "Bu önergede acaba kimleri kurtarıyorsunuz?" diye komisyonlarda tartışma yaptık. Sayın Bakan Bekir Bozdağ biraz önce buradaydı, dedi ki: "Bu kadar ısrarlı davrandığınıza göre bu önergeyi geri çekelim." Bizler de dedik ki: "Tamam, herhangi bir problem yoktur." ve geri çekildi. Hatta ben burada konuşma yapıyordum. "O maddeye girmeyelim." dediler, önergeyi geri çektiler. Ama arkasından birkaç ay geçtikten sonra bir baktık ki torba kanun tasarısı içerisine, onu da koymuşlar teklifin içerisine, bu şekilde bir düzenleme yapmışlar. Bunu öncelikle uygun bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. Neden? Çünkü bu şekildeki bir torba yasa teklifini getirdiğiniz zaman inceleme ve Meclisin denetim olanağını gözlerden kaçırdığınızı öncelikle ifade etmek istiyorum değerli arkadaşlarım.

Ama bunun dışında da bu şekilde sabahtan beri tartışmış olduğumuz, özellikle alt komisyonlarda, komisyonlarda ciddi anlamda tartışılan, gruplar arasında bazı maddelerde uzlaşma olan konuların burada önergelerle değiştirilmesi de demek ki bu konsensüsün, bu uzlaşmanın bir anlamının olmadığını kanıtlamakta.

Şimdi, bütün bu arkadaşlarımız bütün bu kaygılarımızı... Eğer sizlerin ileri sürmüş olduğu gibi alkole ilişkin zararların, topluma vermiş olduğu zararların giderilmesi konusunda ortak noktada buluşabilsek bunu kabul edebiliriz ama gelinen noktada ne yazık ki bu düşüncemizi sizlerle paylaşmıyoruz. Neden? Çünkü burada bizim vermiş olduğumuz muhalefet şerhinde de açıkça belirtildiği gibi, bu talebin, getirilmek istenen bu yasanın ideolojik olduğunu düşünüyoruz.

Bu yasa neden getiriliyor? Bakın, ben sizinle buna ilişkin bir şeyi paylaşmak istiyorum. İstanbul İl Başkanınız Sayın Aziz Babuşçu daha önce katılmış olduğu bir toplantıda ilginç bir konuşma yaptı geçtiğimiz günlerde. Bu konuşmayı dikkatle dinlemenizi istirham ediyorum. Diyor ki Sayın İl Başkanınız: "On yıllık iktidar dönemimizde şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek on yılda bizimle paydaş olamayacaklar." diyor İl Başkanınız. "Çünkü, bu geçtiğimiz on yıl içinde bir tasfiye süreci ve bir tanımlama, özgürlük, hukuk, adalet söylemi etrafında yaptıklarımızda paydaşlar vardı. Onlar, şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de -diyelim ki liberal kesimler- şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular. Ancak, gelecek dönem inşa dönemidir." diyor. "İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacaktır. Dolayısıyla, o paydaşlar bizimle beraber olamayacaklar. Dün bizimle beraber şu ya da bu şekilde yürüyenler, yarın bizim karşımızda olan güçlerle bu sefer paydaş olacaklar." diyor. "Çünkü, inşa edilecek Türkiye ve ihya edilecek gelecek, onların kabullenebileceği bir gelecek ve bir dönem olmayacaktır. Onun için, işimiz çok zor ve çok daha zor bir döneme giriyoruz." diyor, İl Başkanınız diyor. "Demek ki geçmiş olduğumuz dönem bir tasfiye sürecidir, bundan sonraki on yıllık süre içerisindeki yeni dönem ise bir inşa süreci olacaktır." diyor.

Şimdi, değerli milletvekili arkadaşlarım, bu yasa tasarısı bu inşa döneminin yasa tasarısı mıdır veya bu yasa teklifi önümüzdeki on yılın tekliflerinden bir tanesi midir? Şimdi, İl Başkanının tarif ettiği, önümüzdeki dönemdeki yeni Türkiye'nin süreçlerinden bir tanesi midir diye sizlerle bunu paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, burada, komisyondaki tartışmalara baktığımız zaman, demin buradaki cezalara ilişkin makasa baktığımız zaman, örneğin, 10 bin TL'den başlıyor, 500 bin TL'ye kadar gidiyor. Hukukla alakalı bu derecede geniş takdir yetkisinin kullanıldığı idari para cezalarındaki bu şekildeki bir subjektif değerlendirme, aslında amacın alkolün verdiği zararlardan öte ülkedeki yaşam tarzını değiştirme olduğu gerçeğini kabullenmeyi bizim önümüze getiriyor.

Önümüzdeki dönemde, şimdi, biraz önceki yasalardaki yaptırımlara baktığımız zaman bunları kabul etmek, topluma bunları anlatmak mümkün değil. Alkol zararlıdır, bunun için her türlü şeyleri yapalım, altına imza da atalım ama eğer siz insanların özel yaşamına, bireyi devlet önüne koyarak... Önümüzde bir anayasa sürecinde "Yeni bir anayasa yapıyoruz, devleti kenara koyacağız, önce bireyin özgürlüklerini ön plana çıkartacağız." dediğimiz bir Türkiye gerçeğinde ne yazık ki özgürlüklere müdahale ediyorsunuz, yaşama müdahale ediyorsunuz. Yani, bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Bunları sizlerle paylaşmak istedim.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)