Konu:SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFİ
Yasama Yılı:3
Birleşim:107
Tarih:21/05/2013


SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, AKP'nin öteden beri bir geleneği var, önce yolsuzlukları yapıyorlar, sonra afla bunu örtbas etmeye çalıyorlar.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, böyle konuşamaz!

KAMER GENÇ (Devamla) - Konuşma be! Otur yerine! Otur yerine!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri....

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - "Yolsuzluk yapıyor." demek ne demek Sayın Başkan? Sayın Başkanım, bu şekilde konuşamaz!

BAŞKAN - Sayın Canikli...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Hakaret ediyor ama Sayın Başkanım. Temiz bir dille konuşması gerekir.

KAMER GENÇ (Devamla) - Hayır, ne var? Ben ne dedim canım?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - İlk cümlesi "Yolsuzluk yapıyor." Böyle bir şey olabilir mi? Yolsuzluğu sen yapıyorsun o zaman, ben de sana aynı şeyi söylüyorum.

BAŞKAN - Sayın Canikli, lütfen...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ama, Sayın Başkanım, böyle bir konuşma olur mu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Hayır, ne dedim yani ya? Otur yerine!

Sayın Başkan, süreyi yeniden verir misiniz?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Bakın, daha çıkar çıkmaz hakaret ediyor Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Canikli, Genel Kurulda... Bir dakika...

KAMER GENÇ (Devamla) - Ne hakareti ya, senin vasıflarını söylüyorum ya, vasıflarını söylüyorum.

BAŞKAN - Hakaret etmedi Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - "Yolsuzluk yapıyorsunuz." ne demek? Yolsuzluk hakkında başka bir düşüncen yok mu senin?

BAŞKAN - Sayın Canikli, lütfen yerinize oturunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sözünü geri alsın Sayın Başkan lütfen. Sözünü geri alsın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Otur da ne söylediğimi anla bir defa! Bak, ne söylediğimi anla!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Hakaret etmesin Sayın Başkan, hakaret etmesin. İlk cümlesi hakaret.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan, ben bir hakaret falan yapmadım.

BAŞKAN - Sayın Canikli, Sayın Genç hakaret yapmadı. Lütfen yerinize oturunuz. Sözüne yeni başlıyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - "Yolsuzluk yapıyorsunuz." ne demek?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Ne demek ya? Sen kendine bak be! Sen kendi hesabını ver! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Eleştirsin, kimse bir şey diyemez. İstediğiniz gibi eleştirin ama bakın...

BAŞKAN - Sayın Canikli...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - İtham edemezsin! İtham edemezsin!

(Mikrofon Başkan tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Canikli, sende kuyruk acısı var. Otur yerine!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ama, bakın, itham edemezsin, itham edemezsin.

BAŞKAN - Sayın Canikli...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ne biçim konuşuyorsun sen! O acı sana aittir. Sözünü geri al! Sözünü geri al!

BAŞKAN - Sayın Canikli, lütfen yerinize oturunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sözünü geri al! (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

KAMER GENÇ (Devamla) - Niye vergi kaçakçılarına af getiriyorsun? Ben onu izah edeyim...Bakın...

BAŞKAN - Şimdi, Sayın Genç... Sayın Genç, lütfen...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sözünü geri al!

BAŞKAN - Lütfen, buyurunuz, konuşmaya başlayınız.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - "Lan" diye bir hitap mı var?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben ne dedim?

İHSAN ŞENER (Ordu) - Ne demek "Ne dedim?"

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, böyle bir şey olmaz.

BAŞKAN - Buyurunuz efendim, devam ediniz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, böyle bir müzakere olmaz ya.

BAŞKAN - Size yeniden söz verdim, buyurunuz. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Böyle bir şey olur mu! Hakaret edecek...

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Niye "lan" diyorsun, kime "lan" diyorsun!

İHSAN ŞENER (Ordu) - Geri al!

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - "Lan" kelimesini geri al!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, milletvekili daha yeni sözüne başlamışken... Çok rica ediyorum... Sakin olunuz lütfen...

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben 1957'de Maliye Okuluna girmiş bir milletvekiliyim. Ben Türkiye'de vergiyi iyi bilen bir insanım.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, "lan" kelimesi hakaret mi, değil mi?

BAŞKAN - Sayın Genç, başlayınız lütfen.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Özür dileyeceksin. Sen "lan" kelimesini kullanamazsın!

KAMER GENÇ (Devamla) - Canikli de defterdarlık yapmış.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Sen kabadayı mısın!

BAŞKAN - Sayın Genç, beni duyuyor musunuz?

KAMER GENÇ (Devamla) - Citibank'ın 5 milyar dolarını Merkez Uzlaşma Komisyonuna arz etmiş bir insanım.

BAŞKAN - Sayın Genç, beni duyuyor musunuz? Mikrofonu açacağım, buyurunuz. Lütfen düzgün konuşunuz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, düzgün konuşuyorum.

Bakın, sayın milletvekilleri, biz bu memleketin milletvekilleri miyiz? Bu memleketin kaynaklarını korumak bizim namusumuz ve şerefimiz kadar değerli mi?

İHSAN ŞENER (Ordu) - Sen mi koruyacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu memlekette hırsızlık yapan, vergi kaçakçılığını yapan insanlara...

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Düzgün konuş be!

KAMER GENÇ (Devamla) - ...haksız yere af getirenlere karşı koymak görevimiz midir?

İHSAN ŞENER (Ordu) - Kim yapıyor bunu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi burada bir şey getirmişsiniz. Bu maddeyle...

İHSAN ŞENER (Ordu) - Kim yapıyor bunu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, bir sus sen de yahu! Sen vergi kaçakçısı mısın?

Şimdi burada bir maddeyle bir şey getiriyorsunuz, diyorsunuz ki...

İHSAN ŞENER (Ordu) - Hayalî bir şey konuşuyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) - ...Yurt dışında gayrimeşru yollarla edinilen servetleri Türkiye'ye getiren kişileri, yüzde 2 vergiyle -o gayrimeşru servetleri- affediyorsunuz. Bu madde böyle mi değil mi? Böyle.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Hayır, bakın...

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir dakika... Bir dakika yahu...

Ondan sonra, yurt dışında gayrimeşru yollarla servet kazanan kimler, onu açıklayacağız.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Açıklayın, açıklayın, itirazımız yok.

KAMER GENÇ (Devamla) - Arkadaşlar, eğer alnınız açıksa, bir vergi kaçakçılığınız yoksa, hayalî ihracat yoluyla yurt dışına transfer ettiğiniz kaynaklar yoksa, bilmem, WikiLeaks belgelerinde, İsviçre bankalarında, gayrimeşru yollarla kazanılan ve o İsviçre bankalarında depo edilmiş paraları bu yolla getirerek, yüzde 2 vergiyle kurtarmak gibi bir girişiminiz yoksa bunları o zaman susun.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Kim getirmiş? Böyle bir şey yok.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bu maddenin anlamı nedir? Bakın, Türkiye'de gelir vergisinin vergi nispeti yüzde 30 nispetinde. Bu maddeyle bir şey getiriyorsunuz. Ne getiriyorsunuz? Diyorsunuz ki: Efendim, yurt dışında hangi yolla kazanırsa kazansın, işte silah kaçakçılığı yoluyla, hayalî ihracat yolu ile, WikiLeaks belgelerinde belirtilen birtakım devlet adamlarının yurt dışına transfer ettikleri paraları eğer yurt içine getirirse yüzde 2 vergiyle bunu affediyorsunuz. Ama şimdi bakın, bir de buraya bir madde daha koymuşsunuz. Diyorsunuz ki:"Şu tarihten itibaren işte vergi incelemesi yapıldığı zaman..." Mesela bakın, 100 bin lira vatandaş getirdi Türkiye'ye. 100 bin liradan yüzde 2 vergi alıyorsunuz. Ondan sonra bu kişi vergi incelemesine tabi tutulursa, bunda 100 bin lira, 200 bin liralık matrah bulduğun zaman bu 100 bin lirayı tenzil ediyorsunuz, ondan sonra geriye kalan 100 bin lira üzerinden vergi alıyorsunuz. Ben, burada, Faruk Çelik'e sordum, dedim ki: "Burada matrahı mı tenzil edeceksiniz, vergiyi mi tenzil edeceksiniz?" Çünkü vergiyi tenzil ederseniz yüzde 2 vergi ödemek zorunda kalacak. Mesela, 100 bin liradan 2 bin lira vergi tenzilatı yapılacak ama 100 bin liralık matrahı tenzil ederseniz yüzde 35'i tenzilat yani yüzde 35'i vergiye tabi ise, rakamlar büyürse. Burada, bana göre, anladığım şey şu: Yani burada matrahı değil, vergiyi tenzil etmek lazım. Arkadaşlar, bu çok önemli.

Tabii, şimdi zamanımız da çok azaldı. Şimdi, çok, hemen, heyecanlasınız çünkü burada çok büyük vergi kaçakçılarına büyük bir af getiriyorsunuz. Şimdi, yurt dışında gayrimeşru yollarla satılan, transfer edilen paralar var. Bu sizin Hükûmet mensupları yurt dışına gittiği zaman gidin, bakın bakalım, yurt dışına giderken o dolu dolu valizlerle gidiyorlar, o valizlerde ne var?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ne var?

KAMER GENÇ (Devamla) - Para var, para, para! Para var yahu, para var!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Ne var, ne?

KAMER GENÇ (Devamla) - Arayalım onları, para var.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Sen daha önce kaçırıyor muydun?

KAMER GENÇ (Devamla) - O paraları gayrimeşru yollarla dışarıya getiriyorsunuz.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Sen daha önce kaçırıyor muydun onu?

KAMER GENÇ (Devamla) - O gayrimeşru yollarla getirdiğiniz bu paraları böylece buraya getireceksiniz ve yüzde 2 vergiyle kurtaracaksınız.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Başkalarıyla karıştırıyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu tamamen bir suiistimal, bu tamamen bir yolsuzluk, bu tamamen vatandaşa attığınız bir kazık.

İHSAN ŞENER (Ordu) - Çin'den ne getirdin Çin'den?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, ben, 1960'ta Maliye Okulundan mezun olmuş, vergi denetimi yapmışım, Danıştayda on dört sene hâkimlik ve savcılık yapmışım. Vergi kaçakçılığının ne olduğunu bilen bir insanım, kitaplarım da var.

Canikli, sen neyi biliyorsun?

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Vay memleketin hâline!

KAMER GENÇ (Devamla) - Burada getirdiğinizle kaçakçılığı affediyorsunuz. Gayrimeşru yollarla yurt dışına giden paraları bu şekilde getireceksiniz, yüzde 2 vergi affıyla bunları kurtarıyorsunuz. Bu bir memlekete yapılan en büyük ihanettir, kaçakçılara sağladığınız en büyük gaflettir.

Vergi incelemesinde bulunan matrahı... Mesela, 1 milyon dolar yurt dışından getirirse, adamın hesaplarını incelerseniz, 1 milyon lira matrah bulursanız adam vergi ödemeyecek. Böyle bir şey olur mu ya?

Ben bu Faruk Çelik'e tümü üzerinde yaptığım konuşmalarda sordum, dedi ki: "Efendim, bu, ikinci bölümle ilgili." Ya, sen evvela doğru dürüst cevap versen...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Burada benim anladığım kadar, çık, bunun cevabını ver çünkü burada matrahı değil vergiyi tenzil etmek lazım. Onu çık, söyle. (CHP sıralarından alkışlar)