Konu:İSTANBUL MİLLETVEKİLİ AYKUT ERDOĞDU VE 24 MİLLETVEKİLİNİN; DEVLET ELİYLE YAPILMASI GEREKEN BOR TUZLARININ ARANMASI VE İŞLETİLMESİ İŞLERİNİ İHALE İLE ÖZEL ŞİRKETLERE YAPTIRDIĞI VE BU İHALELERE KAMU İHALELERİNE KATILMASI YASAKLI KİŞİLERİN KATILMASINA İZİN VERDİĞİ İDDİASIYLA ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ HAKKINDA BİR GENSORU AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGENİN ÖN GÖRÜŞMESİ
Yasama Yılı:3
Birleşim:32
Tarih:30/11/2012


İSTANBUL MİLLETVEKİLİ AYKUT ERDOĞDU VE 24 MİLLETVEKİLİNİN; DEVLET ELİYLE YAPILMASI GEREKEN BOR TUZLARININ ARANMASI VE İŞLETİLMESİ İŞLERİNİ İHALE İLE ÖZEL ŞİRKETLERE YAPTIRDIĞI VE BU İHALELERE KAMU İHALELERİNE KATILMASI YASAKLI KİŞİLERİN KATILMASINA İZİN VERDİĞİ İDDİASIYLA ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ HAKKINDA BİR GENSORU AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGENİN ÖN GÖRÜŞMESİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Bakanı Sayın Taner Yıldız hakkında Anayasa'nın 98 ve 99'uncu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 106'ncı maddeleri uyarınca verdiğimiz gensoru önergesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; madenler, bir yandan taşıdıkları ekonomik ve stratejik değerler dolayısıyla, diğer yandan, tükenince yerlerine yenileri konulamayacak olmaları sebebiyle birçok hukuk sistemi açısından özel mülkiyete ve hatta özel işletmeye konu edilmemişlerdir. Bu durum cumhuriyet tarihi boyunca çıkan tüm yasalarda ve anayasalarda korunmuştur. 1982 Anayasası'nın "Tabiî servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi" başlıklı 168'inci maddesinde "Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belirli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır." denilmektedir.

2840 sayılı, Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit Madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanun'un 2'nci maddesine göre ise, bor tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesinin devlet eliyle yapılması yasal bir zorunluluk olarak gösterilmiştir.

Konuya ilişkin olarak Danıştay 1. Dairesinin 26/5/1999 tarih, 1999/93 ve 1/5/2000 tarih, 2000/67 sayılı kararlarında, bor tuzlarının aranması ve işletilmesinin devlet eliyle yapılması zorunluluğunun, bu maddenin zenginleştirilmesini, rafinasyonunu ve pazarlamasını da kapsadığı açıkça ifade edilmiştir.

Hukuki durum bu kadar açıkken, maden işletmesinin en temel aşamaları olan dekapaj, cevher çıkarma, kırma, eleme, ayıklama ve yıkama gibi işlemler taşeron şirketler tarafından yapılmaya başlanmıştır. Hatta Eskişehir'de bulunan Kırka İşletmesinde susuz boraks üretimi, işletme içine kurulmuş, özel bir şirkete ait fabrika tarafından yapılmaktadır. Yani Kırka İşletmesinde susuz boraks üretimi fiilen özel sektör tarafından yapılmaktadır değerli arkadaşlar. Bu durum, 2840 sayılı Kanun'a açık bir aykırılık taşımaktadır.

Enerji Bakanı Taner Yıldız, Konya Milletvekili Atilla Kart'ın konuya ilişkin sorusuna 17 Nisan 2012 tarihinde verdiği cevapta bu durumu kabul etmiştir. Bor madenlerinin, fiilen özel şirketler tarafından işletilmesine Hazine Müsteşarlığı ve DPT Müsteşarlığı müdahale etmiş ve mevcut durumun 2840 sayılı Kanun'a aykırı olduğu şüphesiyle Enerji Bakanlığının Danıştay 1. Dairesinden ivedilikle görüş almasını talep etmiştir. Bu durum Sayıştay raporlarında geçmektedir. Hazine ve DPT müsteşarlıklarının taleplerine rağmen Enerji Bakanlığı, Danıştay 1. Dairesinden görüş alınmasına ihtiyaç duymaksızın, bor ve boraks üretimini özel sektör eliyle yürütmeye devam etmiştir. Enerji Bakanlığının, Hazine ve DPT'nin ısrarına rağmen Danıştaydan görüş almaması tesadüf değildir arkadaşlar. Çünkü Danıştay, bor madenlerinin özel şirketler aracılığıyla işletilmesinin 2840 sayılı Kanun'a aykırı olduğunu önceki yıllarda aldığı kararlarla ortaya koymuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özetle, devlet tarafından işletilmesi gereken bor madenlerini, Anayasa'nın 168'inci maddesine, 2840 sayılı Kanun'un 2'nci maddesine ve Danıştay kararlarına aykırı olarak özel sektör kuruluşlarına işlettiren Enerji Bakanı, Türk Ceza Kanunu'nun 257'nci maddesinde belirtilen görevi ihmal suçunu işlemiştir.

Bu durumun ortaya çıkması sonucunda suçüstü yakalanan Enerji Bakanı Taner Yıldız, apar topar, 2840 sayılı Yasa'nın 2'nci maddesini değiştiren yasa teklifini Meclis gündemine getirmiştir. Bu Yasa, bor madenleriyle ilgili dekapaj, cevher çıkarma, kırma, eleme, ayıklama, yıkama, paketleme, tahmil, tahliye gibi işlemlerin ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülmesini öngörmektedir.

Şimdi, Sayın Bakana soruyorum: Bu işler hâlihazırda özel sektör tarafından yapılmıyor mu? Evet, yapılıyor. Bu durum 2840 sayılı Yasa'ya aykırı olduğu için mi apar topar bu yasa Meclis gündemine getirildi? Evet, bu yasa aklama yasasıdır, o yüzden Meclis gündemine getirildi. Eğer yapılan işler yasaya uygunsa, yani bu yasal değişikliğe ihtiyaç yoksa bu yasa neden Meclis gündemine geliyor?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Bakanı Taner Yıldız, bor madenlerinin işletmesini Anayasa'nın 168'inci maddesine ve 2840 sayılı Yasa'nın 2'nci maddesine aykırı biçimde hizmet ihalesi yoluyla özel şirketlere verdiği için ve bu işlem Türk Ceza Kanunu'nun 257'nci maddesine göre suç olduğu için Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine bor kanununu getirmiştir; bunu, hepinizin böyle bilmesini rica ediyorum.

Bu yasa, bir yandan halkın madenlerine ve kamu işçisinin emeğine göz diken modern köleliği yani taşeronluğu yaygınlaştıran, diğer yandan da yapılan yolsuzlukları aklayan vahşi kapitalizmin acımasız yasalarından birisidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bor madenleriyle ilgili düzenlenen hizmet ihalelerinde yapılan usulsüzlükler Maden Kanunu'na aykırılıklarla sınırlı değil, asıl büyük usulsüzlükler Kamu İhale Kanunu'na aykırı olarak yapılan hizmet ihalelerinde yaşanıyor.

Değerli milletvekilleri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında, Enerji Bakanlığında yapılan yolsuzluklarla ilgili iki soruşturma yürütülüyor. Bu yolsuzluklarla ilgili olarak düzenlenen iddianamelerde Enerji Bakanlığında var olan yolsuzluk ve çürümenin ne boyutta olduğu ortaya çıkıyor. Bu iddianameyi ve mahkeme kararlarını, isteyen bütün milletvekillerine gönderebilirim. Bu, 120 sayfalık, Enerji Bakanlığındaki mahkemenin kararıdır değerli arkadaşlar. İçindeki ibareler, içinde geçen olaylar, bu şirketlerin sahiplerinin bürokratlarla konuşmaları, galiz küfürler; gerçekten bu Meclis kürsüsünü kirletmemek açısından ben bunlara giremeyeceğim ama bu iddianamede yer alan tespitlerden bahsedeceğim.

Bu iddianamede yer alan tespitlere göre, devletin neyi ne zaman alacağının fail şirketler tarafından belirlendiği, şirket sahiplerinin ihale öncesi hangi şirketin hangi ihaleyi alacağını belirlediği, ihalelere katılan diğer anlaşmalı şirketlerin ihale üzerinde bırakılan şirket tarafından çıkma parası ödendiği, ihalenin her aşamasında Enerji Bakanlığının en üst düzey bürokratlarından başlamak üzere rüşvet dağıtıldığı, kurulu rüşvet düzeni içerisinde uluslararası şirketlerin de olduğu, telefon dinlemeleri, fotoğraflar ve ihale belgeleriyle tespit edilmiştir.

Bu iddianamede ismi geçen şirketlerden bir tanesi Fernas şirketidir. Şimdi, bu Fernas şirketi üzerinden bu işlemlerin nasıl gerçekleştirildiğine biraz daha yakından bakalım: Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/134 esas, 2007/77 no.lu kararıyla Fernas şirketi ortağı Muzaffer Nasıroğlu ve yöneticisi Yaşar Giregiz cürüm işlemek için kurulan teşekküle üye olmak ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından hüküm giymiş, rüşvet suçundan ise beraat etmiştir. Yargıtay, cürüm işlemek için kurulan teşekküle üye olmak ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarını onamış ve rüşvet suçu açısından verilen beraat kararını da yerinde bulmamış ve bozmuştur değerli arkadaşlar.

Diğer taraftan, Fernas şirketi yöneticisi Muzaffer Nasıroğlu hakkında 7/4/2006 Bozüyük, Seçköy, Yumurtatepe, Enka İletim Hatlarının Kapasitesinin Artırılması İhalesinin işine ilişkin olarak ihaleye fesat karıştırmaktan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinde 2008/38 esas numarasıyla bir başka dava daha açılmıştır değerli arkadaşlar.

Yetimin hakkıyla finanse edilen kamu ihalelerine yolsuzluk şüphesi altında olan şirketlerin girmesini engellemek amacıyla 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 58'inci ve 59'uncu maddeleri çıkarılmıştır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 59'uncu maddesi hükmüne göre "Bu kanun kapsamında yapılan ihalelerden dolayı haklarında birinci fıkra gereğince ceza kovuşturması yapılarak kamu davası açılmasına karar verilenler ve 58'inci maddenin ikinci fıkrasında sayılanlar yargılama sonuna kadar Kanun kapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılamaz. Haklarında kamu davası açılmasına karar verilenler, Cumhuriyet Savcılıklarınca sicillerine işlemek üzere Kamu İhale Kurumuna bildirilir." denilmektedir, yasa hükmü değerli arkadaşlar. Yani kanun maddesi ne diyor değerli arkadaşlar: "Eğer bir şirket hakkında yolsuzluk iddiası varsa ve bu iddialar cumhuriyet savcılığı tarafından ciddi bulunarak bir iddianame düzenlenmişse -bu da yetmiyor- mahkeme de iddiaları ciddi bularak dava açılmasına karar vermişse, artık bu şirkete ihale vererek veya ihaleye katarak kamu kaynaklarını riske atmayın diye uygulayıcılara emrediyor değerli arkadaşlar.

Şimdi, olayın başına dönelim. Fernas şirketi Enerji Bakanlığında ihaleye fesat karıştırmaktan yargılanıyor ve hüküm giyiyor. Doğru mu Sayın Bakan? Doğru. Bu durumda 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu neyi emrediyor? Enerji Bakanlığının yargılama başlar başlamaz Fernas ve diğer şirketler hakkında yasaklama kararı alması ve bu şirketlerin ihalelere katılmasına engel olunması gerekiyor. Bu karar alındı mı Sayın Bakan? Hayır, alınmadı. Yani 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ihlal edilmeye başlandı. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 17, 58 ve 59'uncu maddelerine göre cürüm işlemek için kurulan teşekküle üye olmak ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından yargılanan ve hüküm giyen Fernas şirketi ve ortakları hakkında ilgili bakanlık olarak Enerji Bakanlığı tarafından yasaklama kararı alınması gerekirken bu karar Enerji Bakanlığı tarafından alınmıyor değerli arkadaşlar. Usulsüzlükler burada bitiyor mu? Hayır bitmiyor. Bu defa Enerji Bakanlığına bağlı Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü, Afşin Elbistan Linyitleri Kışlaköy Açık İşletmesi dekapaj işi için ihale açıyor. Bu ihalede akıl almaz bir olay oluyor değerli arkadaşlar. İhaleye Enerji Bakanlığı ihaleleriyle ilgili olarak ihaleye fesat karıştırmaktan hüküm giymiş Fernas şirketi de katılıyor. Enerji Bakanlığı, ihaleye katılmaması gereken Fernas şirketini ihaleye katmakla yetinmiyor, üstüne üstlük 6/11/2007 tarihinde düzenlenen bu ihaleyi 119 milyon lira bedelle Fernas şirketine veriyor. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "İhaleye fesat karıştırma" başlıklı 235'inci maddesinin ikinci fıkrasının hükmü şudur: "İhaleye katılma yeterliliğine veya koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasını sağlamak?" ihaleye fesat karıştırma suçu olarak kanunda açık olarak tanımlanmış değerli arkadaşlar.

Şimdi, Fernas şirketi ihaleye fesat karıştırmaktan yargılanıp hüküm giymiş mi? Giymiş. İhaleye katılmaması gereken bu şirket bu ihaleye katılmış mı? Katılmış. İhaleye katılma yeterliliğine ve koşullarına sahip olmayan kişilerin ihalesine katılmasını sağlayarak ihaleye fesat karıştırma suçu işlenmiş mi? (CHP sıralarından "işlenmiş" sesleri) İşlenmiş. Sayın Bakan ne yapmış? Bütün bu süreci izlemekle yetinmiş, hiçbir şey yapmamış. Sayın Bakan, yönettiğiniz Bakanlıktaki her türlü işlemleri tetkik, tahkik ve teftişe tabi tutmakla görevli misiniz? (CHP sıralarından "Evet" sesleri) Görevlisiniz. Emriniz altındakilerin faaliyet ve işlemlerinden sorumlu olup Bakanlık merkez teşkilatıyla bağlı ve ilgili kuruluşların faaliyetlerini, işlemlerini, hesaplarını denetlemekle görevli misiniz? (CHP sıralarından "Evet" sesleri) Bununla da görevlisiniz. Bunca açık suça rağmen Sayın Enerji Bakanı ne yapmış değerli arkadaşlarım? Enerji Bakanı hiçbir şey yapmıyor, hiçbir adım atmıyor, yapması gereken hiçbir şeyde hiçbir işlemi yok.

Peki, bunlar olup biterken, bu süreç geçerken başka neler gerçekleşmiş? Bu aşamadan sonra bir karanlık el devreye giriyor değerli arkadaşlar. İhaleye katılan diğer firmalar ihale tarihi itibarıyla ihaleye fesat karıştırma suçundan hüküm giymiş Yaşar Giregiz Fernas şirketinin Genel Müdürü oldu yani bir numarası oldu. Muzaffer Nasıroğlu şirketi ise telsim ve ilzama münferiden yetkili olduğunu, dolayısıyla ihaleye katılması yasak olanların ihaleye kabul edilmiş olması sebebiyle ihalenin iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek 28/04/2008 tarihinde Sayın Bakanın Bakanlığına başvuruyor yani şirketler benim burada size anlattığımı yazılı olarak Enerji Bakanlığına bildiriyor. Enerji Bakanlığının ne yapması lazım? İhaleyi feshetmesi lazım değil mi? Feshetmiş mi? Hayır, itirazı reddetmiş.

Bu arada, Fernas şirketinin durumuna uyan ve ihalelere katılmasının yasaklanmasını gerektiren tebliğ hükmü 4734 sayılı Kanun hükümlerine ve ruhuna aykırı olarak -az evvel okuduğum açık kanun hükmüne aykırı olarak- 15/05/2008 tarih ve 26877 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Kamu İhale Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile yürürlükten kaldırılıyor değerli arkadaşlar. Yani Fernas ve diğer şirketlerin durumunu açıklayan Kamu İhale Genel Tebliği'nin ilgili hükümleri birdenbire ortadan kaldırılıyor değerli arkadaşlar.

Bilindiği üzere, Kamu İhale Genel Tebliği kanun hükümlerine açıklık getirmek için çıkarılır. Enerji Bakanlığının başvurularını reddetmesi üzerine şikâyetçi şirketler bu sefer Kamu İhale Kurumuna başvuruda bulunuyor değerli arkadaşlar. Ancak Kamu İhale Kurumu bu hükümlerin açık olmaması gerekçesiyle bu başvurudan yirmi gün önce Kamu İhale Tebliği'ni değiştirerek şirketlerin başvurusunu reddediyor. Yani Kamu İhale Kurumu başvuru öncesinde kanunu açıklayan tebliğ hükmünü iptal edip daha sonra "Kanun açık değil." diyerek bu başvuruyu da reddediyor değerli arkadaşlar. Böylece Afşin-Elbistan Linyitleri Kışlaköy Açık İşletmesi dekapaj işi 119 milyon lira bedelle Fernas şirketinin oluyor. İhaleye fesat karıştırmaktan hükümlü Fernas şirketine verilen ihaleler bununla sınırlı kalmıyor değerli arkadaşlar.

Bu defa, 05/08/2009 tarihinde, Enerji Bakanlığına bağlı Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü, yani bor madenlerini işleten Genel Müdürlük tarafından açılan 110 milyon ton dekapaj ihalesi, 05/08/2009 tarihinde 115 milyon lira bedelle yine Fernas şirketine veriliyor değerli arkadaşlar.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) - Ne şirketmiş ya!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) -  Yani hepimizin gözbebeği olan bor madenlerimizin işletilmesi işi, ihaleye fesat karıştırmaktan hükümlü Fernas şirketine veriliyor değerli arkadaşlar. Bu durum, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından ortaya çıkarılıp, Meclis gündemine getirilince, Hükûmet, apar topar Kamu İhale Kanunu'nda değişiklik yapılmasını öngören yasayı önümüze getiriyor değerli arkadaşlar.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) - Bu şirket kimin adamı, kimin malı?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) -  Peki, 01/11/2012 tarihinde, yani bundan bir ay önce iktidar partisi milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen bu yasa neyi amaçlıyor? İşte, bu yasa, bu şekilde ihaleye fesat karıştırmış şirketlerin ihaleye katılması ve yetimin hakkını yemesinin önünü açan bir yasadır değerli arkadaşlar. Ne yazık ki, iktidar milletvekilleri -umuyorum ki, bilmiyordurlar ama anlattık, bildiklerini varsayıyorum- bu yasayı çıkararak, işte, bu yetimin hakkının yenilmesinin ne yazık ki, değerli arkadaşlar, önünü açmış oldular.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Sırat köprüsünden nasıl geçecekler?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) -  İncelediğimiz belgeler ve raporlar bizi Enerji Bakanlığıyla ilgili korkunç bir gerçekle yüzleştirmiştir. Şu an itibarıyla Enerji Bakanlığının yönetimi fiilen iki şirketin eline geçmiştir. Bu iki şirketten birisi Fernas şirketidir. Bu şirket, dürüst ve namuslu bütün bürokratların direnişine rağmen Enerji Bakanlığında her işi yaptırabilmektedir. Yapılan işlemler hukuk katliamıdır. Yapılan bu işlemler dolayısıyla başta Enerji Bakanı olmak üzere, onlarca kamu görevlisi ağır hukuki sorumluluklar altındadır değerli arkadaşlar.

Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilen bu gensoru, ülkemiz ekonomisinin belkemiğini oluşturan Enerji Bakanlığını sarmış bu yolsuzluk çarkından kurtulmak için bir fırsattır.

Bu gensoru öncesinde Sayın Bakan bir basın açıklaması yapıyor. Benim aldığım bilgi, diyor ki: "Gensorunun artık suyu çıkmıştır, ciddi konularda gensoru verilir." Ben bütün milletvekillerinin vicdanına sesleniyorum, bütün bunlar belgelerle sabittir. Bütün bunların şüphesi bile bir Bakan için gensoru vermeye yetmez mi değerli arkadaşlar? (CHP sıralarında alkışlar) Bu, gensorunun sulandırılmış hâli midir? Bizim görevimiz bunların üzerine gitmek.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özet olarak, Enerji Bakanı Taner Yıldız, devlet tarafından işletilmesi gereken bor madenlerini Anayasa'nın 168'inci maddesine, 2840 sayılı Yasa'nın 2'nci maddesine ve Danıştay kararlarına aykırı bir biçimde özel sektör kuruluşlarınca işletilmesine hatta Kırka Bor İşletmesinde işletme sahası içinde susuz boraks üretimi için özel fabrika kurmasına göz yumarak Türk Ceza Kanunu'nun 257'nci maddesinde belirtilen görevi ihmal suçu işlediğinden, ayrıca Enerji Bakanlığının kendi ihalelerine fesat karıştırma suçundan hükümlü Fernas şirketine yargılama sürerken bir hüküm verdikten sonra toplam 234 milyon liralık iki yeni ihale vererek Türk Ceza Kanunu'nun 235'inci maddesinin ikinci fıkrasında ihaleye fesat karıştırma suçunun işlenmesine ve bu nedenle kamu zararının oluşmasına göz yumması sebebiyle?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) -Peki Başkanım.

Göz yumması sebebiyle Türk Ceza Kanunu'nun 257'nci maddesinde belirtilen görevi ihmal suçunu işlediği ortaya çıkmıştır. Bu suçlar ve tespitler karşısında Enerji Bakanının gensoruyla düşürülmesi gerekmektedir.

Ben konuşmama son verirken yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarında alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz, Sayın Erdoğdu.