Konu:NENE HATUN'UN VEFATININ YIL DÖNÜMÜNE İLİŞKİN
Yasama Yılı:3
Birleşim:107
Tarih:21/05/2013


NENE HATUN'UN VEFATININ YIL DÖNÜMÜNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

FAZİLET DAĞCI ÇIĞLIK (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Anadolu'nun kurtuluşunda, Erzurum'un kurtuluşunda kahramanlığıyla sembolleşen, Türk kadınını cephede ve yaşadığı döneminde en iyi şekilde temsil eden, herkesin tanıdığı, bildiği, Aziziye Tabyası kahramanı Nene Hatun'un 97 yaşında vefatının yıl dönümü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Sizleri de saygıyla selamlıyorum.

Nene Hatun Erzurum'da doğdu. 97 yıl Erzurum'da yaşadıktan sonra yine Erzurum'da zatürreden rahmetli oldu. Ölümünden üç ay önce, Türk Kadınlar Birliği tarafından yılın annesi seçilmişti.

Sayın milletvekilleri, tarihimizde 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Erzurum'daki Aziziye Tabyasının savunulmasında kahramanca çalıştı. Adını bu şekilde tarihe yazdırdı. Millî Mücadele'ye küçük yaştaki oğlunu ve kızını evde bırakarak katılmıştı. O sıralarda 20 yaşlarında, Erzurumlu genç bir gelindi. 7 Kasım 1877 gününün gece yarısında, bölge halkından olan Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteleri, Erzurum'un Aziziye Tabyasına girmeyi başarmışlardı. Tabya'yı koruyan askerlerimizi şehit ettiler. Arkadan gelen Rus askerleri hiçbir engelle karşılaşmadan tabyayı ele geçirdiler. Bu haberi alan Erzurum halkı savunma için, silahı olan silahını, olmayanlar balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak tabyaya doğru koşmaya başladı. Kadın erkek tüm Erzurum halkı yollara dökülmüştü.

Koşanlar arasında erkeği cephede çarpışan bir gelin de vardı. Ağabeyi bir gün önce cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti. Üç aylık bebeğini evde bırakarak, birkaç saat önce ölen ağabeyinin kasaturasını eline alarak sokağa fırlamıştı.

Erzurumlular ölüme gittiklerini bildikleri hâlde, Aziziye Tabyasına doğru koşuyordu. Tabyaya yerleşmiş olan Rus askerleri gelenlere yaylım ateşi açtı. Ön sıradakiler o anda şehit oldular. Boğaz boğaza bir savaş başladı. Mükemmel silahlarla donanmış Rus ordusu, cesur ve inançlı Erzurum halkı karşısında ancak yarım saat dayanabildi. Tabya geri alındı. Hemen yaralıların tedavisine başlandı.

Nene Hatun da yaralılar arasındaydı. Fakat o, yarasına aldırmıyor, evindeki bebeğini unutmuş, diğer yaralıların kanını durdurabilmek, yaralarını sarmak için çırpınıyordu. Nene Hatun böyle bir ortamda tanındı ve saygı ile sevildi. Onun bu vatan için, gece başlayan millî mücadelesi, tüm düşman Erzurum'dan kovuluncaya kadar devam etti. Erzurum'un her karış vatan toprağında cephane taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirerek, su dağıtarak, hizmetten hizmete koşarak destanlaştı. Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın zaferinde Nene Hatun'un ve sivil insanların da payı çok büyüktü. Savaştan sonra Nene Hatun, Erzurum'da destan kahramanlarına yaraşır bir asaletle yaşadı ve hayata veda etti.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk kadını bugün, geçmişten aldığı güçle geleceği şekillendirirken daha azimli ve kararlı ilerlemektedir, Türkiye'nin her alanda güçlenmesi için gayret sarf etmektedir. Bu ülkenin daha güzel günlere erişmesi için, tüm kadınlar olarak yaraların üstünü sarma konusunda tıpkı Nene Hatun gibi hepimize büyük vazife düşmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün bizler, Nene Hatun'un torunları olarak, birlik ve beraberlik içinde Türk milletinin gücünü tüm dünyaya göstermek zorundayız. Vefatının 58'inci yılında kahraman Türk kadını Nene Hatun'u ve 25 Mayıs 1983 yılında kaybettiğimiz usta edebiyatçımız üstat Necip Fazıl Kısakürek'i, Erzurum'un tarihe iz bırakanlarından şair Nef'i'yi, Emrah'ı, İbrahim Hakkı'yı, Alvarlı Efe'yi, Sümmanî'yi, Reyhanî'yi de rahmetle ve minnetle anıyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)