Konu:TÜRKİYE'YE NATO TARAFINDAN PATRİOT HAVA VE FÜZE SAVUNMA SİSTEMLERİ KONUŞLANDIRILMASINA İLİŞKİN
Yasama Yılı:3
Birleşim:61
Tarih:05/02/2013


TÜRKİYE'YE NATO TARAFINDAN PATRİOT HAVA VE FÜZE SAVUNMA SİSTEMLERİ KONUŞLANDIRILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA OSMAN TANEY KORUTURK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakana, gecenin böyle geç saatinde, televizyon kapalı dahi olsa, Meclise bilgi verdiği için teşekkür ederim.

Üzülerek söylüyorum: Sayın Bakanın izahatı bizi tatmin etmedi. Kürecik radarından bahsetti, arkasından Patriot füzelerinden bahsetti. Bu iki konudan aynı kapsamda, aynı konuşma içerisinde bahsetmesi aslında doğru çünkü biz gelen Patriot füzelerinin doğrudan Kürecik radarıyla ilgili olduğunu düşünüyoruz.

Kürecik radarının kurulması, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında bir mutabakat muhtırasıyla oldu. Kürecik radarı belki NATO'ya tahsis edilecek, belki tahsis edildi -Obama'nın dediği gibi- aralık ayında ama henüz NATO açısından Kürecik radarı operasyonel değil, operasyonel olmadı. Ama Kürecik radarı Amerika açısından operasyonel ve çalışıyor.

Arkadaşlar, bilinmesi gereken bir şey daha var: Kürecik radarının tipi AN/TPY-2. AN/TPY-2 tipli bir radar, aynı şekilde, bunun ikiz bir radarı İsrail'de de bulunuyor. İsrail'in Keren Dağı'nda faaliyet gösteriyor ve Amerikalılar tarafından bu da işletiliyor. Bu her iki radar, merkez komuta sistemi içerisinde birbiriyle haberleşiyor. Kürecik radarı böylelikle -Amerikalı yetkililerin de bir ara söylediği gibi, "Dostlarımızdan bunun bilgilerini esirgemeyeceğiz." dediği gibi- aldığı bilgileri İsrail'e de veriyor.

Şimdi, Patriot füzeleri Suriye'ye karşı bizi korumak için geldi. Böyle bir şey olacağını tahmin etmek çok zor. Patriot füzeleri tehdidi kasım ayından önce yok muydu? Patriot füzelerinin bizi koruyacağı tehdit Suriye'den bize karşı kaynaklanıyor ise, Suriye bu tehdidi yerine getirmek için, bize füze atmak için Patriotların gelmesini mi bekleyecekti üç ay, üç buçuk ay? Patriot füzelerinin üç ay sürdü gelmesi, geldi, konuşlandı. Şimdi, Patriot'un personeli, Hollandalı, Alman, Amerikalı askerler "Biz Türk halkını Suriye'ye karşı korumaya geldik." diyorlar. Türkiye'nin Suriye'ye karşı NATO'nun korumasına ihtiyacı var mı?

Türkiye'nin orta ve yüksek irtifa füze savunması yok denecek derecede zayıf, bunu hepimiz biliyoruz. Sayın Bakanın söylediklerinde memnuniyet uyandırıcı tek unsur, bu zaafı gidermek için Hükûmetin bazı çalışmalar yaptığı. Bundan dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz, destekleriz ama takip edeceğiz. Bunun yapılması lazım. Fakat Suriye konusunu gerekçe gösterdikten sonra Patriot talebi, tesadüfen, İsrail'in Gazze'ye yaptığı saldırının hemen ertesine rastladı kasım ayında. İsrail'in Gazze'ye yaptığı saldırının ne alakası var denecek olursa, şu alakası var: İsrail'in Gazze saldırısı, İsrail'e karşı İran'dan ve Suriye'den balistik füze tehdidini güncel hâle getirdi. Şimdi, Kürecik radarı, hiç şüphe yok ki İran'daki füze faaliyetlerini kontrol için kurulmuş bir radar. İran'dan İsrail'e atılacak olan veya başka bir yere atılacak olan bir balistik füze, ateşlenmesinden beş saniye zarfında Kürecik radarına yakalanacak. Kürecik radarı bunu yakaladığı zaman bizim başımızı daha fazla belaya sokacak bir iş daha var arkadaşlar. O da çeşitli denizlerde ve Doğu Akdeniz'de dolaşmakta bulunan Amerikan kruvazörlerindeki akıllı füze denilen "cruize missile"lerle bunlar vurulacak, Patriot matriot beklenmeyecek.

Patriot'un -Sayın Bakanın da dediği gibi- balistik füzelere karşı menzili 20 kilometre, uçaklara karşı menzili uçağın süratine göre 80 ila 100 kilometre. Bunun sebebi de çok açık, çünkü bir balistik füzenin sürati -ses hızına "mach" diyoruz- 8 mach, ses hızının 8 misli; Patriot'un sürati 5 mach, ses hızının 5 misli. Bir uçak ses hızını geçebiliyor -jet uçağı- fakat normalde, harekât süresi -Generalim daha iyi bilir- sanıyorum, ses hızının biraz altındadır. Dolayısıyla, 80 kilometreyle 100 kilometre, uçağı önlüyor; 20 kilometrede balistik füzeyi önlüyor. Dolayısıyla oradan gelecek olan, Suriye'den gelecek olan kimyasal silah dolu füzeleri bizim kendi topraklarımız üzerinde, bugün konuşlandıkları yerlerde ateşlendikleri hâlde önleyecek. O zaman da her ne kadar tapa emniyeti varsa füzelerde de, gene de bu füzelerden sızıntı, döküntü, kimyasal silahtan Türkiye'nin zarar görme sıkıntısı olacak. Dolayısıyla, bunlar onun için değil, bunlar Kürecik için.

Şimdi, Kürecik radarının Amerikan radarı olduğunu söyledik. Kürecik radarının, Anayasa'nın 92'nci maddesi gereğince -Sayın Bakanın da söylediği gibi- mutlaka bu Büyük Millet Meclisinden geçmesi gerekiyordu çünkü Kürecik radarı henüz NATO içinde, NATO kapsamında değil, Amerikan kapsamında bir radar, Amerikalı personel işletiyor bu radarı. Türkiye'yle Amerika arasında bir anlaşma konusu olmuş. Biz bu radarı kurmakla, kendimizi, durduğumuz yerde belli ülkelerin, bu bölgedeki askerî güçlerin hedefi hâline getirdik.

Şimdi, Patriot füzeleri Türkiye'ye geldi, konuşlandı. Bunların bizim kendi ihtiyaçlarımız için değil, başkalarının ihtiyaçları için konuşlandığını, şurada, şu kısa süre içerisinde anlatmaya çalıştım ama bunların bir de masrafını, bedelini biz ödüyoruz. Sayın Bakanın izahatından öyle anlıyoruz. Bunlar, geldiği zaman, ücretini, masrafını da biz ödüyoruz. Ondan sonra da bunlar çıkacak, gidecek. Ne zaman çıkacak, gidecek? Onu tam olarak bilemiyoruz çünkü ben yine bu kürsüden Sayın Dışişleri Bakanına da sordum, bu Patriot hareketleri, Kürecik radarının kurulması, öteki askerî faaliyetler bir araya getirildiği zaman bizim aklımıza hiç olmaması gereken bir ihtimal geliyor. O ihtimal de acaba, bizim dışımızdaki bazı güçler, İran'a karşı bir hazırlık içindeler mi? Suriye'de gelişmiş olan ama bugün, Hükûmetin de artık gördüğü gibi, daha epey sürecek olan kendi ulusal muhalefetinin merkezî yönetimle müzakere talebini sıkça dile getirmeye başladığı olay acaba İran'a karşı bir hareketin bir adımı mı? Eğer böyle bir şey varsa -ki İsrail'in bu konuda bazı mihraklarının çok hevesli olduğunu biliyoruz- Hükûmeti bu konuda bu kürsüden uyarmak istiyorum: İran'a karşı herhangi bir harekete Türkiye hiçbir şekilde göz yummamalıdır, İran'a karşı herhangi bir hareketin Türkiye hiçbir şekilde içinde olmamalıdır. İran, bizim bu bölgede, evet, rakibimizdir; İran'la ilişkilerimiz, evet, inişli çıkışlıdır; İran'la, evet, her zaman anlaşmak, görüşmek, hatta birbirini sevmek mümkün değildir.

Ben, İran'da büyükelçilik yaptım. Ben İran'da büyükelçilik yaparken güven mektubumu takdim ettiğim sırada o zamanki İran Cumhurbaşkanı Rafsancani "Türkiye ile İran birbirine mahkûmdur." "dedi, o "mahkûmdur" sözü, yeni atanmış bir büyükelçinin çok hoşuna giden bir söz değil. Onu itiraf etmek lazım çünkü mahkûmiyet, mecburiyet gösteren bir şey. Ben de bunu söyledim, "Sayın Cumhurbaşkanı `mahkûm' diyorsunuz, bu `mecbur' manasına geliyor, daha iyi değil mi? dedim, güldü.

Benzeri bir olayı Sayın Demirel'in Cumhurbaşkanlığı sırasında yine Rafsancani'nin gelişi için Demirel'e bir brifing verdiğim sırada yaşadım. Demirel "Bunlar bizim hakkımızda ne düşünüyorlar?" dedi. Ben de dedim ki: "Cumhurbaşkanım, keşke bunu bana baştan sorsaydınız, zamanımız doldu, benim terk etmem lazım, bu uzun bir konu ama size belki kısaca şunu söyleyebilirim: Biz bunlar hakkında ne düşünüyorsak onlar da bizim hakkımızda bunu düşünüyorlar." Onu deyince "Ne diyorsun yahu, bu kadar vahim mi?" dedi.

Şimdi, bizim İran'la ilişkilerimiz böyle ama böyle olmakla beraber İran'a karşı bir hareket Türkiye'yi de, bölgeyi de, dünyayı da çok zora sokar. Umarım Kürecik radarı böyle bir harekete açılış yapmaz. Umarım Hükûmetimiz -her ne kadar Dışişleri Bakanımız benim bu soruma cevap vermediyse de- bu konuda uyanıktır, bu konuda tutarlıdır, bu konuda böyle bir şey olup da Esad'a "Esed" dediği gibi, Ahmedinejat'a da "Ehmedinejet" deyip işin içinden çıkamayacağının bilincindedir.

Bütün bu düşüncelerle, bu konularda çok uyanık olmamızı, hepimizin çok uyanık olmamızı özellikle de iktidar partisinden milletvekillerimizin Hükûmete sık sık hangi ortamlarda kendileriyle temasları varsa o temaslarda bu konularda açıklama sormasını, bu konularda kendilerini ikaz etmesini istiyoruz. Hepimiz aynı memleketin çocuklarıyız, hepimiz bu memleket için çalışıyoruz, hepimiz bu memleketin iyiliğini istiyoruz ama bu memleketin iyiliği maceradan uzak durmakla gerçekleşiyor. Dış politikaya biraz daha fazla önem verelim diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)