Konu:Büyükşehir Belediyesi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:21
Tarih:11/11/2012


BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şehitlerimizle beraber olmak üzere çalışmalara ara vermek en doğrusu olurdu. Neden acele ettiklerini bir türlü anlamadığımız İktidar milletvekillerinin bu konudaki ısrarları?

ALİM IŞIK (Kütahya) - Onlar kırk dakika arayı verdi, şimdi. Oylamaya kadar hepsi giderler, hiç merak etmeyin.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (Devamla) - Öyle görünüyor, evet.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Evet, Mecliste çalışmak isteyen arkadaşlar, dışarıda ne işiniz var?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Hocam, az bekleyin, çıkanlar çıksın, ondan sonra konuşun.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (Devamla) - Bu tasarıyla ilgili olarak İktidarın neden acele ettiğine ilişkin bir fikrimiz vardı, demiştik ki: "Yerel seçimleri erkene almak istiyorlar, o yüzden bizi bu kadar sıkıştırdılar." Sonra, yerel seçim için oylama 360'da kaldı, yerel seçim erkene alınamadı. O zaman "İyi, çalışma ve düşünme fırsatımız var." demiştik ama çok ilginç bir durum ortaya çıktı. Şimdi, açıklayabildiğimiz, anlamlı bulabildiğimiz bir gerekçe yokken, "Şehit cenazelerine katılmak daha uygun olmaz mı?" dememize karşın, iktidar partisi, pazar günü, yani normal çalışma saatleri dışında olmamıza karşın, hiçbir öneriyi dinlemiyor ve çalışmaları sürdürmekte inat ediyor.

Bu tasarıda neden acele ediyorsunuz? Ben, gerçekten, samimi olarak bu soruya cevap istiyorum. İki şey olabilir: MHP Grubunun dediği gibi, Oslo'da verilmiş bir söz olabilir. Eğer öyleyse, onu duymak isteriz. Bir başka şey olabilir: Halkın bu tasarıda ne dendiğini anlamasını istemiyor olabilirsiniz. Zaman halka tasarıyı anlatmak için bize imkân verecek. Nasıl gizlenerek gelmişse şimdiye kadar, bundan sonra da gizlenerek çıksın istiyor olabilirsiniz.

ALİM IŞIK (Kütahya) - İkisi de doğru, ikisi de doğru.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (Devamla) - Ama bunlar bizim söylediklerimiz. Bu acele neden? Sizin grubunuzdan gerçekten bir açıklama duymayı çok arzu ederiz.

Değerli milletvekilleri, ikinci bölümünü görüşeceğimiz bu tasarı, öncelikle mülki sınırları belediye sınırı yapan bir tasarı, pergelli büyükşehri terk edip mülki sınırlı büyükşehri Türkiye'nin gündemine getiren bir tasarı, bunu -defalarca söyledik- Anayasa'ya aykırı bir şekilde yapan bir tasarı çünkü Anayasa "Mahallî idareler" maddesinde der ki: "Özel yönetim biçimi ancak büyük yerleşim merkezlerinde olabilir." Oysa siz özel yönetim biçimi olarak büyükşehir belediyesini illerde kuruyorsunuz. İl, büyüklü küçüklü çok sayıda yerleşim merkezi demektir; büyük yerleşim merkezi demek değildir. Bu nedenle mülkili büyükşehir modeli Anayasa Mahkemesince -en ufak bir şüphem yok- iptal edilecektir.

İkinci olarak, bize yapılan açıklamalarda, "Neden mülkili büyükşehir, pergelli değil de?" dediğimizde dediniz ki: "Geniş ölçek iyidir kardeşim. Köyler işlerini göremiyorlar, beldeler işlerini göremiyorlar; şu ölçeği bir genişletelim de köylüsüne, şehirlisine aynı hizmeti verelim." Olabilir, bu gerçekten tartışılabilir ama "ölçek" dediğiniz şeyin bir türdeşliği vardır. Bir ölçek belirlemişseniz o ölçeğin içine attığınız her örneğin bir ortak özelliği olmalı. Bizim görüşümüz şu ki: Ortak özellik yok. Ben iktidardan, iktidar milletvekili arkadaşlarımdan bunu açıklamalarını rica ediyorum. Kocaeli ili 3.635 kilometrekare, 1 milyon 600 bin nüfuslu; Mersin ili bunun 4 katı, 15.737 kilometrekare, yine 1 milyon 600 bin nüfuslu; Konya, Kocaeli'nin 10 katı, 40.824 kilometrekare ve yalnızca 2 milyon nüfuslu. Ortak ölçü ne? Nüfus ölçüsünü mü aldınız? Nüfusu da tutsam olmuyor, metrekare, kilometrekareyi alsam da değerli arkadaşlarım. Bu geniş, acayip geniş ölçeğin 3 binden 40 bin kilometrekareye doğru bir genişlik oluşturduğu görülüyor. Şimdi, ölçek eğer bir ortak, türdeş yapı göstermiyorsa bir sorun var. Neden yalnızca bir ölçü ilin nüfusu 750 binden fazla ise büyükşehir olacak? Tek ölçümüz bu. Bir çalışma var mı diye sordum, İçişleri Komisyonunda sordum, burada tekrar soruyorum: Neden mülki büyükşehri 750 bin nüfus eşiğinde kurdunuz? Bunun bir araştırması olmalı, araştırmasının olmadığı bilgisini aldım. "750 bine kim hükmetti?" sorusunun cevabını gerçekten alamadım, almayı ve nasıl bir mantıkla bu mesele üzerinde sonuca varılmış, bunu görmeyi bütün grubumuz olarak çok arzu ederiz.

İZZET ÇETİN (Ankara) - Padişahımız böyle istedi! Sultanımız böyle buyurdu!

BİRGÜL AYMAN GÜLER (Devamla) - Dendi ki: "Kocaeli'de, İstanbul'da var kardeşim. Orada yaptık, bak, memleket ne federalleşti ne de kötü işler oldu. Şimdi, o iki yerde yaptığımızı başka yerlerde yapıyoruz."

Değerli arkadaşlarım, biraz önce verdiğim kilometrekare ve nüfus meselesini bir kere daha tekrarlamayacağım. Metropolitan Marmara Bölgesi'nin iç içe geçmiş İstanbul ve Kocaeli'sini memleketin tarımsal illeri olan Şanlıurfa ve Konya'sıyla kıyaslayamazsınız, aynı modeli oralarda başarılı olacak diye uygulayamazsınız. TÜPRAŞ'la karşınıza Kocaeli çıkar, İstanbul da dünya kenti diye çıkar. Şanlıurfa ve Konya'yı onlardaki modelle yönetebileceğinizi sanmak akıl işi değil.

Öte yandan, mülki büyükşehir belediyesini kuruyorsunuz ve hep bir soruyu sorduk, onun asla açıklaması gelmedi, "Bence öyle değildir." cevabını aldık. "Bu, Türkiye'nin idari yapısını değiştiriyor, üniter devlet yapısına aykırıdır. Bu, Türkiye'yi idari federalizme sürükler." dedik. Çok basit olarak söyleyeceğim, niye sürükler? Başkanlık sistemi yani şimdi AKP'nin "Anayasa'da istiyorum." dediği şey, çok basit bir temel gerektirir: Devlet tüzel kişiliği olmasın. O yüzden de bizde bugün bakanlıkların tüzel kişiliği yoktur mesela, bizde valiliklerin, kaymakamlıkların tüzel kişiliği yoktur mesela; bunların hepsi devlet tüzel kişiliğidir. Vali, kaymakamlık tüzel kişiliği olmadığı için bizde il ve ilçenin de tüzel kişiliği yoktur. Siz, il ve ilçeye mülkili büyükşehri getirince tüzel kişilik verdiniz. Dolayısıyla, bizim mülki sistemimiz kendi tüzel kişiliğine sahip kılınırsa o sistemin adı "idari federalizm" olur.

Bir sorum var: AKP idari federalizmi hedefliyor mu, hedeflemiyor mu? Hedeflemiyorsa uyarımızı dikkate alın, rica ediyorum çünkü bilimsel bilgi bize bu dönüşümün idari federalist bir yapı kurduğunu gösteriyor. Bunu tartışmanıza açıyorum, birdenbire redde vardırmaya gerek yok. Çok karmaşık olduğunu, çok tartıştığımızı biliyorum yani yalnızca sizinle değil, biz kendi içimizde de tartışıyoruz, başkalarıyla da tartışıyoruz ama bu saptamamızı dikkate almanızı rica ediyorum.

Pergelli büyükşehir terk ediliyor, mülki büyükşehre geçiliyor. O kadar temel bir değişiklik yapılıyor ki, il özel idareleri kaldırılıp yirmi dokuz ilde mülki sistem boşluğa düşüyor. O yüzden yatırım izleme koordinasyon başkanlığı kuruyorsunuz. Bakın, bunu da çok tartışıyoruz. Bir kısım arkadaşımız diyor ki: "Merkezîleştiriyor sistemi." Bana sorarsanız, il genel idaresinin altını boşaltıyor. Alternatif bir il genel yönetimi kuruyor âdeta. Ve ne daha önemlisi? Değişikliği 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nda değil de -olacak iş değil değerli arkadaşlarım- İçişleri Bakanlığı kuruluş kanununda yapıyor. İl genel idaresini değiştiriyorsunuz; ister güçlendiriyorum deyin, ister zayıflatıyor, önemli değil. İl genel idaresini, 5442'de değişiklik yaparak değiştirebilirsiniz, İçişleri Bakanlığı kurucu kanununda değiştirmek ne demek?

Değerli arkadaşlarım, ikinci bölüm olarak konuştuğumuz bu tasarıyı, en baştan söylediğimiz gibi, geri çekiniz.

Saygılar sunarım.(CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.