Konu:Bazı Kanunlar İle Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
Yasama Yılı:2
Birleşim:100
Tarih:26/04/2012


BAZI KANUNLAR İLE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 223 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 11'inci maddesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, öyle bir Hükûmet, bomboş sıralar, öyle bir iktidar grubu, vicdan yok, hukuk yok, adalet duygusundan yoksun bir durumla karşı karşıya kalmışız.

Şimdi, değerli milletvekilleri, biraz önce bir önerge kabul ettiniz. Nedir bu önergenin mahiyeti? Bakın bu önergenin mahiyeti şu: Daha önce özelleştirilmiş bazı kurumlar var, bunların büyük bir kısmı da sizin adamlarınız. Mesela 7 milyar dolarlık bir kuruluşu 300 milyon liraya özelleştirmişsiniz. İsim vermiyorum, gerekirse burada şey ederiz. Bunun üzerine yargıya gitmiş, yargı da demiş ki: "Ya biraz vicdanı olan, biraz arı olan, edebi olan insanlar bu memleketin malını böyle peşkeş çeker mi çevresine?" "Çektirmez." demiş. Dolayısıyla önce yürütmenin durdurulmasına karar vermiş, sonra da iptal kararını vermiş. Şimdi, bir önerge getiriyorsunuz, efendim, daha önce, işte, bu böyle sıfır değerle özelleştirilen devletin bu KİT mallarını, işçinin alın teriyle kazandığı bu değerleri, ben, efendim, Tayyip Erdoğan, kendi yandaşlarına peşkeş çektirmiş. E, ne olacak canım, Türkiye de Tayyip'e feda olsun. Laf mı yani bu! Ve ondan sonra da diyorsunuz ki: "Efendim bu konuda yargı karar vermişse biz bu yargı kararını hükümsüz sayıyoruz. E ne yapacağız? Getireceğiz bu malları artık sahiplerine vereceğiz.", bu.

Şimdi burada sizin Bakanınız çıktı Suriye'nin, Esad'ın diktatörlüğünden bahsetti, Esad'ın hukuk tanımazlığından bahsetti. Bundan daha diktatörce, hukuksuzca, vicdansızca bir düzenleme olur mu? Bir kişinin diktatör olup olmadığı, bir kişinin hakka, hukuka saygılı olup olmadığı ne ile ölçülür? Onun tesis ettiği işlemlerin hakkaniyet ve adalet kurallarına uygun olmasıyla ölçülür. Şimdi bu şekilde birçok kuruluş var. Sıfır değere yakın bir değerle özelleştirilmiş birçok tesis var. Yani aslında, tabii, zamanımız olsa bunları tek tek şey ederiz de? Bunları getiriyorsunuz "Efendim, yargı karar vermişse ben bu yargı kararını tanımıyorum." diyorsunuz. Peki siz milletvekili olarak göreve başladığınız zaman hukuka saygı göstereceğinize, Anayasa'ya sadakat göstereceğinize namusunuz ve şerefiniz üzerine yemin etmediniz mi arkadaşlar? İşte, bu da, bu namusa, şerefe karşı yapılan yeminin bozulması demektir. Yahu, böyle bir şey olmaz sayın milletvekilleri. Bakın, sizin bu parmaklarınızın sizin vicdanlarınızı kanatması lazım. Böyle bir şey olur mu? Yani her parmakla, ben, parmak kaldırarak? Yarın öbür gün birisi çıkıp "Yahu, Allah yoktur." dese buna parmak mı kaldıracaksınız? E, bununla onun eş değer bir durumu var. Yani bu parmakları kaldırırken biraz vicdanınıza da bağlı kalın yahu! Böyle bir şey olmaz arkadaşlar.

Şimdi, Tayyip Erdoğan çıkmış, 1940'larda Cumhuriyet Halk Partisinin camileri ahır yaptığını söylüyor.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) - Doğru.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bakın arkadaşlar, öyle tehlikeli bir laf kullanıyor ki? Konya'da Alaaddin Camisinde askerler ikamet etmiş. Acaba, Tayyip Erdoğan askerlerin camiye girmesini ahır olarak mı kabul ediyor? Bu ne demektir o zaman?

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) - Ne ilgisi var?

KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, işte, öğren de gel. Ne diyor? "Efendim, siz camiyi ahır yaptınız." Asker hayvan mıdır ki askerin girdiği yere siz "ahır" diyorsunuz. Böyle bir şey olur mu sayın milletvekilleri? Kesinlikle yani bunun anlamı çok ağırdır. "Efendim, Cumhuriyet Halk Partisi, 1940'larda askerler camiye gitmiş, camiyi ahır yapmış." E, sen de çıkıp "Camiler kışlamız." demedin mi?

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Şiir, şiir? Şiir okudu.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sen "Camiler kışlamız." derken?

Şimdi, arkadaşlar, birilerinin, söylediği lafların ne anlama geldiğini bilmesi lazım.

Türkiye'de soygun almış, yürümüş. Türkiye'de devlet AKP İktidarı zamanında talan edilmiş. İhalelerde her türlü yolsuzluklar var. Bir denetim yok. Vatandaş inim inim inliyor. Çıkıyor Tayyip Bey, 1940'lardan bahsediyor. Sen bugüne gel yahu! Bugün sokakta geçen işsiz insanlara bak. Arkadaşlar, bugün üniversiteyi bitirmiş insanlarımız, gençlerimiz, 100 binlerce gencimiz işsiz, ona çare bulun. Bakın, bari bunlara çare bulun.

Şimdi,  son bir yönetmelik yayımladınız. Ne yaptınız bu yönetmelikte? Eskiden Kur'an kurslarını açmak Millî Eğitim Bakanlığının emrine bağlıydı. Onu kaldırdınız, Diyanete bağladınız. Eskiden Kur'an kursuna gitmek için ilkokul 5'inci sınıfı bitirmek lazımdı, onu kaldırdınız, beş yaşını bitirene indirdiniz. Daha beşten de belki aşağıda. Eskiden camilerde Kur'an kursu açma durumu vardı, onu da kaldırdınız, şimdi apartmanların bodrum katlarında açtıracaksınız. Yani okuma yazması olmayan, iki-üç kelime Arapça bilen kişiler ne yapacak? Yedi-sekiz tane çocuğu toplayacaklar; diyecekler ki: "Biz Kur'an kursu açacağız." Yüz binlerce üniversite mezunu öğretmene iş bulmazken, para vermezken, o okuma yazması olmayan kişileri getireceksiniz, öğretmen maaşıyla istihdam edeceksiniz. Bunda hangi akıl ve hangi zihniyetle hareket ediyorsunuz?

4+4+4'ün kabulü sırasında Diyanet İşleri Başkanı çıkıyor diyor ki: "Efendim, yıllarca, seksen sekiz yıldır vehimler içindeydik. Birbirimizi kırıyorduk." Peki, Diyanet İşleri Başkanının bu, görevi midir? Seksen sekiz yıllık cumhuriyeti vehim ve kırgınlık unsuru sayan bir kişi, Diyanet İşleri Başkanı olarak kalabilir mi? Arkadaşlar, bakın, şimdi, bu memlekette herkes haddini bilmelidir, haddine göre hareket etmelidir.

Eğer, şimdi, siz beş yaşındaki, altı yaşındaki çocukları o cahil cühela, doğru dürüst tahsili olmayan insanların emrine verir, apartman alt katlarında Kur'an öğretirseniz, bu çocukların geleceği nasıl olur? Bunları düşündünüz mü? Önemli olan akılla, izanla, sağduyuyla hareket etmek. Gençlerimizi geleceğe, çocuklarımızı geleceğe bilimle, ilimle, çağdaş bir akılla bir gelecek temin edecek birtakım düzenlemeler yapmamız lazım. Onları yapmıyorsunuz, efendime söyleyeyim bir de çıkarıyorsunuz ondan sonra Türkiye'de hukuku kaldıran, hukuku tanımaz bu kadar uygulama yapıyorsunuz.

Şimdi, 660 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname'yi ne zaman çıkardınız? Üç ay veya dört ay önce çıkardınız. Şimdi onu değiştiriyorsunuz. Kanun hükmünde kararnameyle ne getirdiniz? İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında önce 1 genel müdür, 3 tane üye vardı; bunu kanun hükmünde kararnameyle 7'ye çıkardınız, 7'nin 4'ünü Hükûmet atıyor, toplantı yeter sayısı 4, karar yeter sayısı 4! Böyle bir şey olur mu arkadaşlar ya? Böyle bir akılsız, mantıksız bir uygulama olur mu? Kanun hükmünde kararnameyi o zaman çıkardınız, onu çıkarıp bunu da hani değiştiriyorsunuz.

Getirdiğiniz bu kanunla yine Bankalar Düzenleme ve Denetleme Kurulu ve TMSF üyelerinin -eskiden altı sene için seçiliyordu, artık bir daha uzatmıyordunuz- görev sürelerini uzatıyorsunuz. Hesabınıza geldiği zaman kanuni düzenleme yapıyorsunuz ama Cumhurbaşkanlığı süresinin uzatılmasında Anayasa değişikliğinde beşi yediye çıkarırken geçici bir madde yokken getirdiniz orada, tuttunuz kanunla değiştirme yaptınız. Ben Anayasa Mahkemesi Başkanına da soruyorum: Ne zaman çıkaracaksın? Bu Cumhurbaşkanlığı seçimi geçtikten sonra herhâlde getirecek.

Bakın, Türkiye'de devri iktidarınızda bütün anayasal kurumlar maalesef görev yapmaz hâle geldi. Korku almış yürümüş. Birçok insanımız haksız yere içeride hapishanede yatıyor. Şimdi, içerideki tutuklu milletvekilleriyle ilgili bir düzenleme yapıyorsunuz. Şimdi, bir kanun geliyor, oraya bir geçici madde koyalım, diyelim ki: "Bu konuda düzenleme yapılıncaya kadar şu anda tutuklu olan milletvekilleri tutuksuz yargılanır." İşte çare. Var mı buna bir engel? İşte buraya hemen bir geçici madde koyalım, arkadaşlarımız pazartesi çıksınlar. Yani insanlar tedbir, çare bulmaya çalışınca o kadar kolay ki. Mesela buraya getiriyorsunuz böyle bir madde, yani kesinleşmiş, muhkem kaziye olmuş mahkeme kararlarında devletin kesesine 7 milyar dolar girecek bir konuda getirip de bu 7 milyarı yandaşlarınızın cebine aktarıyorsunuz ama öte tarafta haklı birtakım davalarda peşine düşmüyorsunuz. Çok kötü bir uygulama, çok kötü bir hukuksuzluktur?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerini çok suistimal ediyorsunuz.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.