Konu:Elektrik Piyasası Kanunu İle Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Ve Teklifi
Yasama Yılı:3
Birleşim:53
Tarih:16/01/2013


ELEKTRİK PİYASASI KANUNU İLE ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 393 sıra sayılı, Enerji Piyasası Kanunu'nda, Elektrik Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapılması ve Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifinin 3'üncü maddesi üzerinde söz aldım.

Bu maddenin özü şöyle: "4628 sayılı Kanunun geçici 14'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan  "31/12/2012" ibaresi "31/12/2015" olarak değiştirilmiş ve aynı bende aşağıdaki cümle eklenmiştir: "Bu bent kapsamında sürenin beş yıla kadar uzatılmasına Bakanlar Kurulu yetkilidir."

Şimdi, 4628 sayılı Kanun'un Geçici 14'üncü maddesinin (c) fıkrası şu: "31/12/2012 tarihine kadar işlemeye girecek üretim ve otoprodüktör lisansı sahibi tüzel kişilere aşağıdaki teşvikler sağlanır:

1) Üretim tesislerinin, işletmeye giriş tarihinden itibaren beş yıl süreyle iletim sistemi sistem kullanım bedellerinden yüzde elli indirim yapılır.

2) Üretim tesislerinin yatırım döneminde, üretim tesisleriyle ilgili yapılan işlemler ve düzenlemeler damga vergisi ve harçtan müstesnadır."

Şimdi, değerli milletvekilleri, aslında tabii, böyle eften püften birtakım kanunlar getiriyorlar. Bu kanunlarla ne kastedildiği de belli değil. Zaten yetersiz bir Bakanlar Kurulu, yetersiz bir Hükûmet, burada söylenen sözlerin hiçbirisine cevap vermiyorlar. Dolayısıyla aslında yani Türkiye, bir kaos,  gerçekten çok yetersiz, ülkenin geleceğini karanlıklara getiren siyasi bir kadroyla karşı karşıya. Böyle bir kadroya karşı mücadele etmek de çok zor.

Şimdi, arkadaşlar, geçen dönem bakın, elektrik fiyatlarına, tüketici fiyatlarına yüzde 32 nispetinde zam yapıldı, doğal gaz fiyatlarına zam yapıldı yüzde 18 civarında. Şimdi, bu sene enflasyon rakamları açıklandı, yüzde 6. Yahu, böyle bir mantıksızlık olur mu? Yani devletin bir kurumunda AKP'yle beraber hiçbir güvenlik bırakılmamış. Sen elektrikte yüzde 32 yapacaksın, doğal gazda, petrolde bu zamları yapacaksın, ondan sonra da enflasyon yüzde 6 olacak. Bu hangi mantık, hangi akıl, hangi vicdan sahibinin kabul edeceği bir gerçek? Bir defa, bunlar doğru değil.

Yine, tabii, AKP'nin belirli şirketleri var, dağıtım şirketleri. Bu dağıtım şirketlerinin, bazılarına verilirken kasalarında trilyonlarca lira para vardı arkadaşlar, trilyonlarca lira para vardı dağıtım şirketlerinde. Bu dağıtım şirketlerinin kasalarındaki trilyonlarca lira, devlet almadı, o dağıtım şirketlerine verdi.

Yine, geçen dönem, elektriği satan TEDAŞ kurumu yüzde 14,8 elektrik satış fiyatında tenzilat yaptı. Normal olarak bu yapılan tenzilatın tüketiciye intikali gerekirdi, değil mi? Etmiyor. Kimde kalıyor? Dağıtıcı firmalarda kalıyor. Dağıtıcı firmalar kim? Kendilerinin adamları.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, 2011 yılında 74,5 milyar kilovatsaat elektrik tüketilmiş. Bunda kilovat başına 3,7 kuruş tenzilat yapıldı. Bunun parasal değeri ne biliyor musunuz? 2,3 katrilyon lira. 2,3 katrilyon lira kimin cebine gitti? Vatandaş ödüyor bir yandan, faturalar kabarık geliyor, ondan sonra da birtakım dağıtıcı firmaların cebine gitti çünkü dağıtıcı firmalarla AKP'nin yakın ilişkileri var.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, şurada, Akdeniz EDAŞ firması, 7/12/2010 tarihinde Park Holding'e -ihale yapıldı- 1 milyar 165 milyon dolara verildi. Arkasından, biliyorsunuz, bu yıl içinde bu tenzilatlar yapıldı, işte TEDAŞ satış fiyatlarını düşürdü. Bir de güven... Efendim, büyük bir... Çıktılar "Biz, işte? Türkiye çok güvenilir bir ekonomi oldu." dediler, "İşte uluslararası düzeyde bizim itibarımız yükseldi." Dolayısıyla sıcak para gelmesi gerekirken, bu şekilde 1 milyar 165 milyon dolara Park Holding'e -2 kişi daha var da onları söylemiyorum- satılan bu Akdeniz EDAŞ, sonradan, bu sene, 546 milyon dolara Kolin-Cengiz ve Limak şirketlerine satıldı. Peki, bir sene önce bu kadar büyük bir firmaya sattınız bunları. Sonra bu Kolin, Limak'da Torosları almış, İstanbul Anadolu Yakası'ndaki dağıtım şirketlerini almış, paralarını ödememişler, teminatları da irat kaydedilmiş. Peki, nasıl oluyor da yani bu firmalara tekrar aynı şeyleri veriyorsunuz? Yani görüyorsunuz ki arkadaşlar, ne kadar kayırmacı bir zihniyetle hareket edildiğini.

Şimdi, değerli milletvekilleri, ben biraz önce sordum, tabii, Taner Bey cevap vermiyor, ya yetersiz ya bilgisi yok. Şimdi, uçağa atladı Kuzey Irak'a gitti, uçağını indirmediler oraya, geri geldi, Kayseri'ye gitti. Bakın, bu hareket Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılan bu hareket, Türk ordusunun başına çuval geçirilmesi kadar Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılan bir hakaret. Şimdi, arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir bakanının uçağı bir devlete gidecek ve o devlet o uçağı indirmeyecek, bunun sebebi ne? O devlet, o uçağı?

Şimdi, bakın, Tayyip Bey son zamanlarda bir açılıma girdi. Ben onu şuna bağladım: Şimdi, bu olayları hep birbirine bağlarsanız, öyle görünüyor ki Barzani ile Maliki savaşa girecek. Şimdi, Amerika da diyor ki Tayyip'e: "Yahu, sen Barzani'nin yanında savaşa gir, ondan sonra ben Kuzey Irak'taki petrolleri sana kullandıracağım." Bu, tabii bir hayal mahsulü ama tabii Tayyip Bey Obama'nın sözünden çıkmadığı için buna güveniyor ama tabii Türkiye için de çok büyük bedel bir olduğunu? Ben bu son zamandaki açılımların maçılımların bundan kaynaklandığına inanıyorum çünkü karşımızda ciddi bir iktidar yok, ciddi bir siyasi kadro yok, kimin ne yaptığı belli değil. Yani sen Enerji Bakanı olarak Erbil'e gidiyorsan niye Bağdat'a gitmiyorsun da Erbil'e gidiyorsun? Bu normal olarak bir devlet politikasında, bir devletin uçağı bir yere gittiği -yani siz gittiğiniz- zaman oranın başkentine gider.  

Sonra, bizim bir kırmızı çizgilerimiz vardı, bu çizgilerimize göre Irak'ın bütününü koruyorduk. Türkiye Cumhuriyeti devletinin uçağı eğer o ülkenin başkentine değil de bağımsızlığını ilan etmek üzere olan başka bir bölgeye gidiyorsa demek ki sen o kırmızı çizgilerinden vazgeçmişsin. Yani bunları anlamak için çok fazla da akla, bilgiye ihtiyaç yok, yeter ki biraz normal teşekkül etmiş bir akıl ve melekelere sahip olmak lazım.

Şimdi, değerli milletvekilleri, yani neresine dersek diyelim, hakikaten bu Enerji Bakanlığı kadar ihalelerde yolsuzluk olan, kontrol dışı olan bir yer yok. Bütün denetimler kaldırılmış. Hakikaten kime ne veriliyor, ne yapılıyor?

Arkadaşlar, bakın, bir elektrik fiyatında kilovatsaatine 3,7 kuruş bir tenzilat bir senede, yani 2011 yılında 2 katrilyon 300 trilyon lira fark ediyor. Yani ufak bir şeyde ne kadar büyük bir rakam oynuyor. Sonra bu elektrik dağıtım şirketlerine bu dağıtım yerlerini verdikleri zaman her tarafı sıfırlaştırdılar. Devletin parasıyla getirdiler tesisleri yenilediler, işçilerin görevine son verdiler, onları bazı yerlere atadılar, kıdem tazminatlarını ödediler, sıfırla onlara devrettiler. Ayrıca da, tabii, bunların sözleşmelerini de incelediğiniz zaman, bu kayıp ve kaçaklardan dolayı da onlara çok büyük de para veriyorsunuz devlet olarak. Ama böyle bir sorumsuz bir hükûmet devletin parasını, vatandaşın parasını getiriyor bunlara veriyor, ondan sonra elektrik fiyatları da arttıkça artıyor, kontrol yok. Dolayısıyla böyle bir çıkmazla karşı karşıya kalıyoruz.

Bugün, şimdi, Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada "Efendim, -Sayın Genel Başkanımıza atfen diyor ki- şu şu şu kişiler için dedi ki `Bunlar gazeteci.' Hâlbuki bunlar katil." diyor. Yahu bizim Genel Başkan öyle söylemedi ki.

Tayyip, ben sana soruyorum peki: Ergün Poyraz, Tayyip Erdoğan'la Abdullah Gül'le -Musa'nın çocuklarıyla-  ilgili kitap yazdı. Bu bir yazar mı, değil mi? Bu kişi sekiz yıldır içerde, sekiz yıldır. Neden içerde? Hâlâ mahkemeye çıkmıyor. Peki, hanginizin vicdanı kabul ediyor? Bu Ergün Poyraz sekiz senedir niye içerde kalıyor, hâlâ mahkemesi görülmemiş? Neymiş? Efendim, Abdullah Gül'le Tayyip Erdoğan'ın şeceresini yazmış. Bunlar efendim Musa'nın çocukları. Nereden geldiklerini yazmış. Yahu böyle bir vicdandan yoksun bir iktidar grubu olur mu? Bunun günahını size sorarlar, yarın öbür gün sorarlar. Yani bu kadar büyük bir vahşet.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Birçok masum insanı içerde tutuyorsunuz, tehdit yaratıyorsunuz.

Neyse zamanımız yetmedi. Yine başka konuda konuşuruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Genç.