Konu:Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Ve Teklifi
Yasama Yılı:3
Birleşim:51
Tarih:10/01/2013


SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; İzmir Milletvekilimiz Sayın Mustafa Balbay'ın Silivri'den yazmış olduğu konuşma metnini sizlerle paylaşmak istiyorum:

"Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ne ilişkin düşüncelerimi paylaşmak üzere Silivri'den söz almış bulunuyorum.

Kalemi hapiste de elimden bırakmayan bir milletvekili olarak, başta yüce Meclisin çatısı altında görev yapanlar olmak üzere, tüm gazeteci arkadaşlarımızın bu özel gününü kutluyorum. Dünyanın en zor mesleklerinden birini yapan gazetecilerin görev koşulları ve sosyal hakları bakımından gelişmiş ülkelerin standartlarına ulaşmasını diliyorum.

Türkiye'de gazetecilerin geleneksel olarak kutladıkları başlıca iki bayram vardır: 24 Temmuz 1908'de sansürün kaldırılışı `Basın Bayramı' olarak, 10 Ocak 1961'de de çalışma koşullarında önemli yenilikler getiren 212 sayılı Yasa'nın çıkması da `Çalışan Gazeteciler Bayramı' olarak kutlanmaktadır.

Sayın milletvekilleri, olağanüstü dönemlerin iktidarları varlıklarını tartışmaz hâle getirmek için öncelikle yargıyı ve medyayı kontrolleri altında tutmak isterler. Bu anlayış ne yazık ki bizim topraklarımızda da geçerlidir. Gazeteciler için bayram, işte böylesi dönemlerin kapanması, ardından özgürlüğe dönük düzenlemelerin yapılmasıyla ilan edilmiştir. Türkiye'de bütün gazetecilerin durumu bugün bu durumdadır. Ülkemizdeki gazeteci örgütlerinin ve uluslararası kurumların hazırladıkları tüm raporlar tablonun hiç de iyi olmadığını ortaya koymaktadır. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün her yıl hazırladığı basın özgürlüğü endeksine göre Türkiye son on yılda 50 basamak gerilemiştir. 2002 yılında 99'uncu sırada olan Türkiye, 2011'de 148'inci sıraya gelmiştir. Ekonomik büyüklükte dünyanın ilk 20 ülkesi arasında olmakla övünürken basın özgürlüğünde son ülkeler arasındayız.

Türkiye'de bir yandan iletişim alanındaki gelişmeleri yakalamaya çalışırken bir yandan da iletişim araçlarının son halkası olan İnternet yayıncılığının önüne engeller çıkarılmaktadır. 2007 yılında 43 siteye erişim engellenirken, bu rakam her yıl katlanarak artmış, 2010 yılında 7.700'e ulaşmış, 2012 yılında ise 19.500 siteye erişim engellenmiş bulunmaktadır.

Sayın milletvekilleri, basın özgürlüğü önündeki en büyük tehdit ise gazetecilerin cezaevine konmasıdır. Uluslararası kuruluşlar, Türkiye için şu tanımı kullanmaktadır: `Gazeteciler için açık cezaevidir Türkiye." Hapiste bulunan gazeteci sayısına ilişkin spekülasyonlara girmek istemiyorum. Sadece bir gazetecinin bile hapiste olması, meslek için, toplum için, haber alma özgürlüğü için açık bir tehdit içermektedir. Kaldı ki hâlen görevini sürdürmekte olan pek çok gazeteci, her an demir parmaklıkların arkasına konulma riskini bilgisayarın tuşlarına her dokunuşu ta kendi iç dünyalarında hissetmektedir.

Basın özgürlüğü, gazetecilerin istediklerini yazma hakkı kadar, aynı zamanda gerçekçi bulmayıp yazmak istemediklerini de yazmama hakkıdır. Aslında salt gerçekleri yazan bir medyaya en çok iktidarın ihtiyacı bulunmaktadır. Medyanın toplum adına iktidarı denetlemesi, ülkemizin sağlıklı gelişiminin de sigortasıdır. Gerçeğin ışığına sırtına dönen bir iktidar, kendi karanlığından başka hiçbir şey göremez. İktidarı gazetecilik faaliyetlerini terör faaliyetleriyle eşit gören, basın ve ifade özgürlüğünü Hükûmeti övmekle sınırlı tutan bir anlayıştan vazgeçmeye çağırıyorum.

Mustafa Kemal Atatürk doksan yıl önce, 1 Kasım 1923'te Meclis kürsüsünden şöyle seslenmişti: `Muhterem efendiler, basın özgürlüğünden doğacak sakıncaların giderilmesi, doğrudan doğruya basın özgürlüğüyle sağlanmalıdır.' Bugünkü iktidar böyle bir anlayıştan çok uzaktadır.

Sayın milletvekilleri, güncel sorunumuz iç barışı kalıcı bir biçimde sağlamanın yolu da basın ve ifade özgürlüğünden geçer. İletişim teknolojilerinin hızla geliştiği çağımızda, nefret söylemi dışındaki bütün düşünceler açıkça paylaşılabilmelidir. Çağımızda, toplumda karşılığı olan bir düşüncenin yayılmasını engellemeye girişmek, Bakanlar Kurulu kararıyla hava sıcaklığını değiştirmeye benzer.

21'inci yüzyıl iletişim çağıdır, bu çağın ana unsuru gazetecilik, kendini yenilemiş, çağa ayak uydurmuş, en gözde mesleklerden bir tanesidir.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramını bir kez daha kutlarken, yakın gelecekte bir  de `hapisteki gazeteciler günü' ilan edilmemesini diliyorum.

Gazeteciliğin, bedenen ve ruhen özgürce yapılacağı günlerin özlemiyle hepinizi en içten sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum. Mustafa Balbay. İzmir Milletvekili."

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bayraktutan.