Konu:BDP GRUBU ÖNERİSİ
Yasama Yılı:3
Birleşim:105
Tarih:16/05/2013


BDP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜLKİYE BİRTANE (Kars) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama, son dönemlerde yaşanan ırkçı saldırılara değinerek başlamak istiyorum. Benzer olaylar Kars'ta da yaşanmaktadır. Kars'ta bilinçli olarak halkları karşı karşıya getirmek ve süreci sabote etmek isteyen kesimler tekrar iş başındadır. Özellikle ırkçı, faşist grupların kentte huzursuzluk yaratmaya çalıştığı, devrimci, demokrat, yurtsever öğrencilere saldırılar düzenledikleri... Ve en son salı gecesi saat 02.30'da BDP Kars il binasına da saldırarak çatışma ve savaştan beslendiklerini bir kez daha göstermişlerdir. Bu saldırıları buradan kınıyor ve halkımızın bu provokasyonlara gelmeyeceğini bu çevrelere hatırlatmak istiyorum.

Grubumuzun araştırma önergesi üzerine söz almış bulunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır. Bu vesileyle görüşmelerini yaptığımız Kürt Dil Bayramı'nı kutluyorum. Değerli Kürt halkı, Kürt Dil Bayramı'nız kutlu olsun. "...."(X)

Evet, Kürtçe, sayıları Türkiye'de 20 milyonu, dünyada ise 50 milyonu aşkın Kürt halkının ana dilidir. Ancak, bu topraklarda doğan, bin yıllardır bu topraklarda yaşayan Kürtler kendi dillerinde şarkı söyleyemediler, ağıt yakamadılar, kendi dillerinde ağlayamadılar ve sevinemediler. Bu süreçleri yaşadık. Çocuklar okullarda baskı altına alındılar, "..."(x) diyen Kürt çocukları yüzlerine tokat yediler, küçücük elleri cetvel izleriyle belendi. Okullarda Kürt çocuklarına engelli, geri zekâlı muamelesi yapıldı. Anneleriyle Kürtçe konuşmaları yasaklandı. Dilsiz ve sağır edildiler. Ne öğrendiklerini ne kendileri ne de anne ve babaları bildi. Öylesine bir yok edilişe doğru habersiz, acımasızca sürüldüler. Ana dilleri unutturulup, kendisine yabancı, dedeleri, nineleri ile dil bağı koparılmış bireyler yaratılmaya çalışıldı. Kürtçe konuşan horlandı, azarlandı. Kürtçe, temelsiz, uydurulmuş bir dil olarak lanse edilmeye çalışıldı. En son "Kürtçe medeniyet dili midir?" tartışmaları çıkarıldı, Kürtler dilleri ile birlikte küçümsendi. Ancak, Kürdistan'ın taşına toprağına, toprağa kök salmış her ağacın dalına, yaprağına, çiçeğe, böceğe işlemiş, kadim bir halkın dili olan Kürtçe, bütün asimilasyoncu, soykırımcı, inkârcı politikalara, katliamlara, baskılara rağmen yaşadı. Çocuklar annelerinden sütü Kürtçe emdi çünkü anneler inadına Kürtçe yaktı ağıtlarını, gençler "..."(xx) dediler silahların gölgesinde. Evet, katledildiler, işkenceden geçirildiler, "..."(xxx) kelimesi için zindanlara kapatıldılar ama vazgeçmediler. Kürtçe, medeniyet dilidir; harf sayısı, alfabesi ve lehçeleriyle bir medeniyet dilidir.

Türkiye farklı halklardan oluşan bir ülkedir. Bu halklar içinde en kalabalık olanlar Türkler ve Kürtlerdir. Her halkın kendi kültürü ve ana dili bulunmaktadır ancak bu halklar içerisinde sadece Türk olanlar kendi ana dilinde eğitim görmek hakkına sahip sayılmıştır. Türk kimliği, Türkiye'deki bütün halkları birleştiren ve eşit kılan üst kimlik olarak empoze edilmiş, Kürt, Laz, Çerkez ve Asuri- Süryani halkları ve diğer birçok halklar, Türk üst kimliği altında, yok sayılarak ana dilinde eğitim görme haklarından yoksun bırakılmışlardır.

Ana dilinde eğitim hakkının tanınmadığı bu halkların ana dilleri her alanda olduğu gibi kamusal alanda da yasaklanmıştır. Ana dilin kamusal alanda kullanılmasıyla ilgili son zamanlarda çeşitli düzenlemeler yapılsa da ana dilde eğitimin anayasal güvence altına alınarak uygulamaya konulmaması hâlinde böylesi düzenlemelerin göstermelik kalacağı açıktır, çünkü temelden yoksun olarak kamusal alanda alt düzeyde kullanılması son derece sorunlu bir düzenleme olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kürtler kendi dilleriyle yaşamak için verdikleri mücadelede ağır bedeller ödediler ancak gelinen aşama anlamlı ve önemlidir. Bugün burada Kürtçe üzerine tartışma yürütülmesi, fikirlerimizi söyleyebilmemiz değerlidir. Bundan sonraki aşama ise Kürtçe dili için pratik adımlar atılması olmalıdır.

Uluslararası sözleşmelerde ana dille ilgili tüm çekinceler kaldırılmalıdır.

Türk Dil ve Tarih Kurumunun adı Anadolu ve Mezopotamya dil tarih ve kültürleri araştırma kurumu olarak değiştirilmelidir.

Kürtçe üzerine çalışmalar yapılmalı ve yayınlar hazırlanmalıdır ya da Kürt dil ve tarih araştırma kurumu adı altında özgün bir kurum açılarak burada Kürtçe üzerine çalışan, eğitim veren ve akademik faaliyet yürüten kurum ve kişilerle Kürtçe dili üzerine çalışmalar bir an önce başlatılmalıdır.

Üzerindeki bütün baskılar şartsız, koşulsuz kaldırılarak Kürtlerin ana dilinde, okul öncesi eğitimden başlayarak ilköğretimden üniversite öğretimine kadar Kürtçe eğitim görmeleri sağlanmalıdır.

Kürtçeye kamusal alan da açılmalıdır. Bu ülkede 20 milyonu aşkın Kürt halkının kendi dilinde hizmet alması sağlanmalıdır.

Oluşturulacak demokratik bir anayasa için, partimizin de önerisi olan "Devletin resmî dili Türkçedir. Tüm vatandaşların resmî dili öğrenme görevi ve hakkı vardır. Türkiye halkının kullandığı diğer ana diller bölge meclislerinin kararıyla ikinci resmî dil olarak kullanılabilir. Herkes, özel yaşamında ve kamusal makamlarla olan ilişkilerinde resmî dilin yanı sıra kendi ana dilini kullanma hakkına sahiptir. Devlet, ülkenin ortak kültürel mirasını oluşturan bütün dillere saygı duymak, dilleri korumak, dillerin kullanılmasını ve gelişmesini sağlamakla yükümlüdür." ibaresi vazgeçilmez olmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "..."(x) der Antti Jalava, yani ana dili insanın vücudu ve derisidir, yabancı bir dil ise giysileridir. Bunları söküp atabilirsiniz ancak derinizden ve vücudunuzdan, onlardan vazgeçemezsiniz.

Bu söz ile sözlerime son verirken hepinizi saygıyla selamlıyorum ve Kürt halkının Kürt Dil Bayramı'nı bir kez daha kutluyorum. "..."(xx) (BDP sıralarından alkışlar)