Konu:Yargılama Sürelerinin Uzunluğu İle Mahkeme Kararlarının Geç Veya Kısmen İcra Edilmesi Ya Da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:50
Tarih:09/01/2013


YARGILAMA SÜRELERİNİN UZUNLUĞU İLE MAHKEME KARARLARININ GEÇ VEYA KISMEN İCRA EDİLMESİ YA DA İCRA EDİLMEMESİ NEDENİYLE TAZMİNAT ÖDENMESİNE DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hukukçu olmayan milletvekilleri fark etmeyebilir, bu yasa Türkiye'nin insan hakları ihlallerini önleyecek bir yasa tasarısı değil, öncelikle bunu söyleyeyim.

2012 itibarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin önünde 30.100 dosyayla Rusya 1'inci, 17.100 dosyayla Türkiye 2'nci sırada fakat Rusya hakkındaki müracaatların çoğu, yüzde 90'ı kabul edilmezlik kararı verilebilir nitelikte. Dolayısıyla, bu durumda, ülkemiz, ne yazık ki en fazla şikâyete konu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni ihlal iddiasıyla bugün mahkemenin önünde 1'inci sırada yer almaktadır.

Geçen sene, sayın Bakanlığa verdiğim bir soru önergesine verilen cevapta, 2010 yılında 159 ihlal kararı verildiği söyleniyor. Bunun 53 tanesi makul sürede yargılama hakkının ihlaline ilişkin. Uzun yargılama sebepleri dışında adil yargılama hakkının ihlaline ilişkin de 30 karar olduğu söyleniyor. Dolayısıyla ülkemiz ne yazık ki Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6'ncı maddesinde tarif edilen adil yargılama hakkını ihlal eden 1'inci ülke konumunda ve bu tasarısıyla bir nevi dostane çözüm yani "Ey vatandaş, ben senin hakkını ihlal ettim, uzun yargıladım, uzun tutukladım, sana gel bu miktarda tazminat vereyim, Avrupa  İnsan Hakları Mahkemesinden davanı geri al." demektir, bu yasanın özü budur. Bu şekilde bir düzenleme, aslında ülkemizin, tabiri caizse, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki sabıka kaydını düzeltmeye dönük ama içeride insan hakları ihlallerini sonlandırıcı, düzeltici bir düzenleme değil.

Değerli arkadaşlar, tarihten bir olay anlatayım, bir örnek anlatayım size, Türkiye'nin, bugün yargının içinde bulunduğu durum daha iyi anlaşılsın diye düşünüyorum.  Duymuşsunuzdur, Hazreti Ali'nin halife olduğu dönemde Şam'da Muaviye vali. Kûfe'den bir tüccar Şam'a geliyor, Şam pazar yerine. Şamlı bir vatandaş, Kûfelinin devesi hoşuna gidiyor "Bu deve benim." diyor. "Ya, olur mu kardeş, bu deve benim." Neyse, ihtilaf büyüyor. Şam'ın valisi, aynı zamanda kadı. Konu Muâviye'ye intikal ediyor. Muâviye diyor ki: "Ben konuyu inceledim, bu deve Şamlının." Halk toplanmış, demiş ki: "Ey halk, bu dişi deve Şamlının mı, Kûfelinin mi? Bence Şamlının." Halk da tabii ki "Sayın Vali, senin dediğin doğrudur, bu dişi deve Şamlınındır." demiş. Sonra Kûfelinin kulağına eğilmiş demiş ki: "Ben de biliyorum ki bu deve dişi değil erkek deve ve bu deve senin deven ama git Ali'ye de ki `Muaviye'nin dişi deveyle erkek deveyi ayırt edemeyen, ne derse doğru kabul eden 10 bin tane yandaşı var.' Ayağını denk alsın!" Şu anda Türkiye'deki yargı aynen Muaviye'nin yargısı gibi bir durumda.

Gidin, rica ediyorum, yarın Ergenekon davası var. Bakın, siz diyorsunuz ki: "Bu Ergenekon çetesi, terör örgütü -size göre- AKP Hükûmetini devirmek için oluştu." E, siz burada mağdursunuz, davaya da müdahilsiniz. Bir grup milletvekilini gönderin, yarın duruşmaya gelsin; biz orada olacağız, bu duruşmayı bir izleyin. Yani komediyi bir görün yani orada nasıl bir mahkemecilik oynanıyor, onu bir görün. Hukukçu arkadaşlar gelsin, korkmayın, size karşı protestoyu falan biz önleriz orada, biz sizi koruruz öyle bir sıkıntınız varsa. Bir gelin, rica ediyorum yani bir hukukçu olarak, bir heyet olarak. AKP Hükûmeti mağduru konumundadır bu davanın; gelin, bir izleyin, komediyi görün. Şu anda ne yazık ki Türkiye'de özel yetkili mahkemeler kanalıyla, adaleti icra etmesi gereken hukuk, zulüm aracı olarak kullanılmaktadır, bir sürü mağduriyete neden olmaktadır.

Efendim, Balyoz davası, işte gerekçeli kararı açıklandı. Az önce arkadaş diyor ki, işte, nasıl oluyor uydurma gerekçe, sahte gerekçe? İşte onu da ayırt edemiyorsunuz anlaşılan yani uydurma gerekçe, mahkeme kendisini zorluyor. Rıza Türmen söyledi, teşebbüs suçunun unsurları oluşmadığı hâlde, icrai hareket olmadığı hâlde hazırlık hareketini teşebbüs suçu olmuş gibi mahkeme gerekçelendirdi ve yarın büyük ihtimalle Ergenekon'da da buna benzer uyduruk bir karar çıkacaktır. Sizden ricam, vicdanı olan, bu ülkenin hakikaten hukuk devleti olmasını isteyen hukukçu milletvekilleri yarın gelsin, Silivri'de Ergenekon duruşmasını bir izlesin ve partinize de rapor sunsun diyorum.

Bu nedenle, bu yasa insan hakları ihlallerini önlemeyeceği için, sadece kamuoyunu aldatmaya dönük bir yasa olduğu için "ret" oyu vereceğimizi açıklıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz.