Konu:ASKERLİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:82)
Yasama Yılı:2
Birleşim:25
Tarih:29/11/2011


ASKERLİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:82)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) - O günlerde Sayın Başbakan, daha önce grubumuz adına yapılan konuşmada hatırlatıldığı üzere, buna şiddetle karşı çıkmıştı. Buna rağmen, şimdi terörle mücadelenin bu derece kızıştığı bir noktada, konuyu gündeme getirmesinin sebebi ne olursa olsun, bugün önümüzde bulunan bedelli askerlik yayasıyla AKP, böylesine hassas, ülkenin güvenlik ve savunmasıyla da doğrudan ilgili olan bir konuyu altı boş ve hakkaniyetten uzak bir şekilde hayata geçirmeye girişmiş bulunmaktadır. Kamuoyunca bilinmesi gereken temel gerçek, bedelli askerliğin kendi başına bir çözüm olmadığıdır. Bundan önceki her bedelli askerlik uygulamasında olduğu gibi bu yasa da, daha şimdiden, bundan yararlanamayacak olan vatandaşlarımız arasında yeni bir bedelli beklentisine yol açacaktır. Yapılması gereken, askerliğin toplumun değişik kesimlerinde sorun olmaktan çıkarılması ve bu hizmetin gençlerin hayatlarından çalınan değil, onların geleceklerine katkıda bulunacak bir sürece dönüştürülmesidir.

Genel Kurulun önünde bulunan bedelli askerlik yasasında, sadece cebinde parası olan bir grup vatandaşın askerlik yükümlülüğünden muaf tutulması esas alınmıştır. Bu, yürürlükteki yasalarla çelişen ve Anayasa'mızın "eşitlik" ilkesiyle de bağdaşmayan bir düzenlemedir. Parası olanın hiç askerlik yapmayacak olması, parası olmayanın ise terörle mücadele dâhil her türlü göreve yollanması, benden evvel 2 arkadaşımızın daha hatırlattığı yüz yıl önceki acıklı Yemen türküsünde "Zenginimiz bedel öder, askerimiz fakirdendir." şeklinde yakınılan zihniyetin, ne yazık ki Hükûmet nezdinde bugün hâlâ geçerli olduğunu gözler önüne sermektedir.

Yasanın vahim bir yönü de, bedel ödeyerek askerlik görevini yapmış sayılacaklardan elde edilecek gelirin, âdeta bir ulufe verir gibi, terörle mücadelede ülke için canını ve sağlığını feda etmiş olan şehitlerimizin aileleri ile gazilere tahsis edilecek olmasıdır. Şehit ve gazilerimize ücret karşılığı askerlik yapmayanlardan alınacak bedelden yardım fonu ayrılması, tek kelimeyle, ayıptır. Bu devlet, kendi varlığının devamı için, dünyada bir insanın yapabileceği en büyük fedakârlığı yapmış, canını vermiş olan şehitlerimizle sağlığını feda etmiş gazilerimize, kendilerine layık olan yaşam kalitesini sağlayacak özlük haklarını tahsis etmek için gerekli düzenlemeyi, mutlaka ayrı bir yasayla ve bunu bedelli askerlikle irtibatlandırmak ucuzluğuna düşmeden hayata geçirmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi bu yönde bir yasa tasarısı üzerinde esasen çalışmaktadır.

Bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğumuz bedelli yasa teklifinde -yine bugün grubumuz adına ifade edildiği gibi- vatandaşların yasa önünde eşit olarak gözetilmesi esas alınmıştır. Bu temel düşünceye dayanarak asgari ücretin altında ya da asgari ücret tutarında geliri olan gençlerden hiç bedel alınmaması, yasanın kapsamına giren diğerlerinden ise ödeme güçleri oranında kademeli bir bedel alınması öngörülmekteydi. Diğer taraftan, bizim önerdiğimiz bedelli askerlik yasası Türk Silahlı Kuvvetlerinin çağın gereklerine göre topyekûn yapılanmasını içeren kapsamlı bir projeye dayanmaktaydı. Daha da önemlisi, bu projeye göre yükümlü gençler barış zamanında terörle mücadelede ve operasyonel görevlerde kullanılmayacaklar, bu gençlerin askerlik görevi askerlik eğitimiyle sınırlı kalacaktı. Bu bağlamda zorunlu askerlik süresi de ilk aşamada dokuz ve nihai aşamada tek tipe dönüştürülerek altı aya indirilecekti.

Adalet ve Kalkınma Partisinin toplumumuzda eşitlik ve adalet duygusunu zedeleyecek mahiyetteki bu üstünkörü bedelli askerlik kanunu karşısında bu kapsamlı projemizi kalıcı, gerçekçi ve köklü çözüm bir paketi önerisi olarak bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu vesileyle, maalesef Sayın Bakanın biraz önceki cevaplarında da bir örneğine şahit olduğumuz, AKP'nin örtülü olarak Türk Silahlı Kuvvetlerini etkisizleştirme ve itibarsızlaştırma girişimlerini de kamuoyumuzun dikkatine sunuyorum.

Bugün Türk Silahlı Kuvvetlerinin toplam komuta kadrolarının yüzde 25'inin, Deniz Kuvvetlerimizin ise amiral kadrosunun yarıdan fazlasının herhangi bir mahkûmiyet kararı almamış ve bir bölümü hakkında dava dosyaları da tamamlanıp mahkemeye sevk edilmemiş olarak cezaevinde bulunduklarının altını önemle çizmek istiyorum.

AKP sivilleşme söylemleriyle kamuoyunu yanıltmakta, bir yandan da Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir ve komuta yapısını politize etmeye çalışmaktadır. Biz başından beri sivil-asker ilişkilerinde çağdaş demokrasilerdeki uygulamalar ve kıstasların esas alınmasını, Türk Silahlı Kuvvetlerinin demokratik sivil idareye tabi olmasını savunuyoruz.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)