Konu:Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortaklık Ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:48
Tarih:03/01/2013


TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE AZERBAYCAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ORTAKLIK VE İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim.

Şimdi, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii ki grup başkan vekilleri gruplar adına söz istemeyebilir ama ben parlamenterim, ben milletvekiliyim. Şimdi, vatandaşlardan bana gelen şikâyet "Ya sen niye korkuyorsun, konuşmuyorsun?" diyorlar, "Ben niye korkayım kardeşim?" dedim.

Şimdi, benim kişisel söz hakkımı kimse kısıtlayamaz. Tabii ki grubuma saygım sonsuz ama burada bir uluslararası anlaşma vesilesiyle de olsa kendi düşüncelerimi, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu izah etmem lazım.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sadece yasa üzerinde konuşabilirsin.

KAMER GENÇ (Devamla) - Her milletvekilinin de bunu yapma hakkı vardır. Dolayısıyla, bizi baskı altında tutmayın. Ben yedi sene şu Meclis Başkan Vekilliği kürsüsünde otururken sizin esaslarınızın, işte babalarınızın, dedelerinizin burada bize karşı nasıl hareket ettiklerini, bu Parlamentoyu nasıl çıkmaza soktuklarını, nasıl kavgalar çıkardıklarını, hepsini iyi biliyorum. Yani, işte o zaman Abdullah Gül de, Mehmet Ali Şahin de, Salih Kapusuz da gelip bize yalvarıyorlardı, bizden söz istiyorlardı; şimdi başka şekilde davranıyorsunuz. Onun için, bu işleri? Bakın, burada deneyimli bir insanım, benim deneyimimden yararlanmanız gerekirken böyle sebepsiz yere şey etmeyin.

Şimdi, sayın milletvekilleri, bugün biz bir uluslararası anlaşma görüşüyoruz, birkaç tane? Şimdi, buraya Tarım Bakanı gelmiş. Samanı mı burada görüşeceğiz, uluslararası anlaşmaları mı burada görüşeceğiz; burada fasulye ve hıyar mı görüşeceğiz, yoksa ki uluslararası anlaşmaları mı görüşeceğiz? Evvela, burada bu Hükûmetin bu Meclise saygı duyması lazım. Burada görüşülen konuyla ilgili ihtisas sahibi bakanın gelip burada oturması lazım.

Biliyorsunuz Ahmet Davutoğlu elçileri toplamış Ankara'ya, "Elçiler risk alacak." diyor. Ya, ne riski alacak Ahmet, ne riskini alacak? Türkiye Cumhuriyeti devletinin büyükelçisi, yani bir bürokrat ne riski alacak? Düşünün yani bu kişi bugün bunu söylüyor.

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ya gerçekten komşularıyla büyük sorunları var, bu sorunlar? Durup dururken her an için Türkiye'nin Suriye'yle savaş etme durumu var.

Arkadaşlar, yani bu duruma nasıl gelindi? Şimdi Tayyip Erdoğan Suriye'nin bir liderini alıyor, bir muhalefet liderini, gidiyor diyor ki Esad'a: "Defol git."

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yasayla ilgili konuş!

KAMER GENÇ (Devamla) - Arkadaşlar, uluslararası hareketlerde, uluslararası kurallarda hiçbir devletin bir yetkilisi başka bir devletin yetkilisine "Defol." diyemez çünkü biz devletiz yahu. Biz muz devleti değiliz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir saygınlığı var. Bir devletin kendi başkanına karşı bizim tutup da böyle tehditler savurmamız yakışmaz bu devlete. Ama Tayyip Erdoğan'la beraber maalesef Türkiye Cumhuriyeti devleti her yerde itibar kaybetti, her yerde ama, her yerde maalesef devletimiz itibar kaybetti. Bir söyleyin bakalım nerede bir itibarı var? Mısır'ın Başkanı Mursi'yi AKP kongresine davet etmek için tuttunuz 2 milyar dolar para yardımı ettiniz. Daha neler yaptıklarını tabii bilmiyoruz.

Şimdi, arkadaşlar, bakın Türkiye Büyük Millet Meclisinin her konuya el koyması lazım.

Bakın, burada geçenlerde bir bütçe kabul ettik. Bütçede Sayıştay raporları yok. Sayıştay raporları niye yok? Bakın, onları araştırdık. Şimdi, Maliye Bakanlığı Merkezî Uzlaşma Komisyonu var. 3 milyon liradan fazla olan vergi ve ceza ihtilaflarında Merkezî Uzlaşma Komisyonuna gidiliyor. Şimdi, bize gelen bilgilere göre 3 katrilyon lira vergi aslı, 3 katrilyon lira kaçakçılık cezası bu Merkezî Uzlaşma Komisyonuna gitmiş. Merkezî Uzlaşma Komisyonu tabii istediği vergiyi sıfırlayabilir. Mesela geçmişte -Sayın Canikli'ye çok söyledim- arkadaşlar, 5 katrilyon lira Citibank adına vergi bulundu, bu AKP iktidarı zamanında gittiler o 5 katrilyon lirayı bir kalemde çizdiler. Şimdi, ben sorarım: Arkadaşlar, siz olsanız yahu birisine 5 katrilyon liralık menfaat sağladığınız zaman hiç mi bir şey cebinize atmazsınız? Mümkün değil yani, bunu böyle düşünmek mümkün değil. Şimdi bu 3 katrilyon lira vergi aslı, 3 katrilyon lira kaçakçılık cezası Merkezî Uzlaşma Komisyonuna gidiyor arkadaşlar; orada 6 katrilyon lira, 300 milyon liraya düşüyor. Şimdi, ben sorarım arkadaşım: Yani niye bu raporlar gelmiyor? Şimdi orada istenmiş, "Siz kimlerle uzlaştınız? Getirin bu uzlaşma tutanaklarını." demişler, vermiyorlar.

Şimdi, ben geçen gün buradan Maliye Bakanına soruyorum, diyorum ki: Mesela, bu Çalıkların, Albayrakların, hani senin yakınların ya, bu iktidarın yakınlarının, bunların hesaplarını incelediniz mi? "Söylemem ki." diyor. Niye söylemiyorsun? "Efendim, sır." diyor, "Vergi mahremiyeti." Ya, hırsızlıkların sır ve mahremiyet altında saklandığı görülmüş mü? AKP iktidarı zamanında adam gitmiş bankadan 3 katrilyon kredi almış arkadaşlar. Soruyorsun: Bunu kime verdin? "Sır." E, peki, biz parlamenter olarak ne görevi yapacağız, ne görevi yapacağız arkadaşlar?

Bakın, geçen gün KİT Komisyonu raporuna baktım; TOKİ, Gaziantep Belediyesine bir taşıma satıyor 9 milyon liraya, belediye bir buçuk sene sonra bunu 98 milyon liraya satıyor, hem de yandaş bir firmaya satıyor.

Şimdi, bu Melih Gökçek'in TOKİ'yle kurduğu bir ortaklık şirketi var, proje şirketi. Her yerde yönetim kurulu üyeleri, Yüksek Planlama Kurulu kararına göre, en fazla 1.500 lira alır. Bu çok küçük bir şirket olmasına rağmen, 10 tane yönetim kurulu, 4 tane denetim kurulu üyesi atıyor; her yönetim kurulu üyesine 3.500 lira net para veriyor, düşünebiliyor musun 3.500 lira net para veriyor, her denetim kurulu üyesine de 3 bin lira net para veriyor. Şimdi soruyoruz Hükûmete: Ya siz bunu kime verdiniz? Bu yönetim kurulu üyeleri arasında acaba bakanların -biraz benim orada da kuşkum var ya- yakınları da var mı? Var tabii şimdi arkadaşlar. Ya şimdi her yerde yönetim kurulu üyelerine 3.500 lira, ki onun brütünü alırsanız 5 bin lirayı, 5 milyarı buluyor; ona, getiriyorsunuz kanunlara aykırı olarak bunu veriyorsunuz. Efendim, soruyoruz, isim söylemiyorlar.

Şimdi, Canikli biraz sonra çıkacak, burada diyecek ki: "Belge getir." Yahu, ben, belgeyi söylüyorum. İşte, bize cevap verin, size göstereyim. Maliye Bakanının Merkezî Uzlaşma Komisyonundaki uzlaşma tutanaklarını getir.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Getirdim?

KAMER GENÇ (Devamla) - Getir, getir.

Hatta diyorlar ki: "AKP'nin ileri derecedeki arkadaşlarının serbest mali müşavirlik büroları var. E, bu, tabii, Merkezî Uzlaşma Komisyonunda işte o trilyonlar, katrilyonlar böyle yüzde 10'a indirilince vergi asılları, onların da aracılığı var." Ben bunu söylemiyorum. Bir şeyi gizlediğiniz zaman orada değerli milletvekilleri, mecburen insanların kafalarında bu istifhamlar doğuyor.

Dün ben burada konuşurken vatandaş Bitlis'in Mutki'sinden bana  telefon ediyor "Yahu, Sayın Genç, vallahi, 2 okulumuz var, su yok, yollarımız yok, kapalı her şey." diyor. Tunceli'de, işte, vatandaşlar bana telefon ediyor, köy yollarımız kapalı... E, niye? Çünkü akaryakıt yok, her yere vermiyorlar. Yani AKP'liler kendi belediyelerine, il özel idarelerine yani kendilerinin güçlü olduğu yerlere her türlü  olanakları sağlıyorlar. Maalesef bizim oralara yeteri kadar yakıt da gitmeyince, çok da kar yağınca maalesef insanlarımız çok zor duruma düşüyor; kış günü kendisine yol gerekli, açılmıyor. E, bizim bir il özel idare müdürümüz var, AKP'li olduğu için bizim hiçbir dediğimizi de yapmıyor. Yani böyle bürokrasiyi de kendilerine göre yönlendirmişler. Bizim vatandaşın en temel hakkı için kendilerine yaptığımız ikazları da maalesef nazara almıyorlar.

O bakımdan, o kadar çok söylenecek şey var ki arkadaşlar, bir defa devri iktidarınızda gerçekten devlet her tarafıyla tahrip edildi. Bir Anayasa Mahkemesi? Bakın, biz, 2010'un başında Sayıştay Kanunu'nun iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuşuz, hâlâ incelenmiyor. Geçenlerde 6553 sayılı Kanun'u -bu Nurettin Bey'in getirdiğini, hani bu raporları vermede "düzenlilik kontrolü" diye garibe bir ifadeyi kullandı- birilerinin hesabına gelmediği için, daha yeni olduğu hâlde ele alıyor ama iki sene önce Anayasa Mahkemesine açtığımız ve Türkiye'de gerçekten devleti kontrolsüzlüğe getiren, AKP'nin devri hesaplarını kontrolsüzlüğe getiren, yolsuzluklarını örtbas etmeye müsait olan bir kanunun iptali için açılan davayı iki senede daha gündemine almıyor. Biz, şimdi ne diyelim? Devlet, her tarafıyla tıkanmış, her tarafıyla çökertilmiş bütün kurumlarıyla, böyle şartlarda muhalefet ediyoruz. 

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.