Konu:Ak Parti Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:98
Tarih:24/04/2012


AK PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Konuşmamın başlangıcında sizi saygıyla selamlıyorum.

Parlamentonun gündemi milletin gündemiyle ne kadar çakışırsa, ne kadar uyumlu olursa Parlamento o kadar doğru yolda demektir. Bu çakışma olmazsa, Parlamentonun gündemiyle milletin gündemi birbirinden farklılaşıyor ise Parlamento o kadar yanlış yolda veya Parlamento zaman kaybediyor demektir. Bu gündemi Parlamentonun yakaladığı zamanlar olmuştur, yakalayamadığı zamanlar olmuştur.

Ülkenin, milletin gündemine baktığımızda demokrasiye, özgürlüklere duyulan özlemin ve ihtiyacın her geçen gün arttığını görüyoruz. Demokrasinin demokratikleştirilmesi veya demokrasinin derinleştirilmesi olarak özetleyebileceğimiz ciddi bir demokrasi paketinin Türk toplumunun önünde büyük bir ihtiyaç olarak durduğunu görüyoruz ancak Parlamento gündeminde hâlâ bu ihtiyacı karşılayabilecek şekilde bir gündem maddesinin veya maddelerinin olmadığını tespit ediyoruz.

Ekonomide önemli bir işsizlik var. On yıl önceye kıyasla azalmayan, tersine, artan bir işsizlik olduğu hâlde, azalan tasarruflar olduğu hâlde, cari açığa mahkûm bir ekonomik politika olduğu hâlde, bu ekonomik politikanın sorunlarını çözmeye yönelik ciddi bir ekonomik paketin yine olmadığını görüyoruz. Bunları konuşmalıyız ancak maalesef Türkiye'nin gündeminde bunlar bulunmamaktadır. Gündemi önemli ölçüde iktidar partisi belirlediği için, iktidar partisi Türkiye'nin gündeminden, milletin gerçek gündeminden uzak gündemleri Türkiye'nin önüne, toplumun önüne getirmektedir.

Bugünkü gündemde bizim mutabık olduğumuz konular vardır, mutabık olmadığımız konular vardır. Örneğin, yarınki gündemde görüşülecek ve tüm siyasi partilerin önergelerinin olduğunu gördüğüm sağlık çalışanlarına şiddet konusunda Meclis araştırması açılması Cumhuriyet Halk Partisinin de görüşüdür.

Yine, kamuoyunda "Haberal yasası" olarak isimlendirilen ancak gerçekte tutukluların hasta olan, ağır hasta olan yakınlarını ziyaretine imkân verecek bir yasal düzenlemenin yapılmasına yönelik gündem maddesi yine Cumhuriyet Halk Partisinin destek vereceği bir başka gündem maddesidir. Bir kısım uluslararası anlaşmalar Cumhuriyet Halk Partisinin de mutabık olduğu uluslararası anlaşmalardır. Onların da çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz.

"Torba" veya "mini torba yasa" olarak isimlendirebileceğimiz ve Plan ve Bütçe Komisyonundan geçmiş olan, BDDK ve TMSF başkanlarının görev sürelerinin uzatılmasına veya üst üste iki dönem görev yapabilmelerine imkân veren yasa tasarısı veya teklifi olarak anılan ama içinde çok başka hükümlerin de olduğu teklif konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin farklı görüşleri de vardır. Bunlar, ilgili teklif gündeme geldiğinde burada arkadaşlarımız tarafından ifade edilecektir.

Şimdi, konu oraya gelmişken, yani BDDK ve TMSF'nin başkanlarının ve üyelerinin görev sürelerine ilişkin düzenlemeye gelmişken o teklifte yer alan bazı konularda görüşlerimi ifade etmek istiyorum. Teklifin bir maddesi Türk Ticaret Kanunu'nun 401'inci maddesinde değişiklik düzenlemektedir. Biliyorsunuz, Türk Ticaret Kanunu, 2011 yılının Ocak ayında, o dönemin Parlamentosunda bulunan siyasi parti grupları tarafından mutabık kalınan özel bir gündem maddesiyle görüşülerek kabul edilmiştir. Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun uygulanmalarına yönelik iki kanun da dâhil olmak üzere toplam beş maddelik paket, o dönem, 2011 yılının Ocak ayında, üç gün gibi bir sürede Parlamentoda mutabakatla görüşülerek yasalaştırılmıştır. Temel yasa formunda görüşülmesi gereken bu yasalar, temel yasa olarak dahi görüşülmemiş ve çok daha kısa bir yasama süreci uygulanmıştır çünkü temel yasa olarak bu yasaların görüşülmesi hâlinde görüşme süresi birkaç haftayı bulabilecekti. Her 30 maddenin temel yasada 1 madde olarak görüşüldüğünü düşünürsek, toplam 2.700 maddelik yasaların olduğu paketin kabul edilmesi birkaç haftayı alacak bir zamanın geçmesine neden olabilecekti. O dönem, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu tasarıların yasalaşmasına destek verdik ancak bir kayıt koymuştuk o zaman. Özellikle Türk Ticaret Kanunu'nun yasalaşmasına ilişkin olarak koyduğumuz kayıt şuydu: "Bu tasarıyı yasalaştırıyoruz ancak bu tasarının bazı hükümleri sorun yaratacak niteliktedir. Dolayısıyla, önümüzdeki bir buçuk yıllık süreçte, yürürlük için öngörülen bir buçuk yıllık süreçte bu sorunları tespit edelim ve bir buçuk yıllık bu süre içerisinde bu sorunların çözümüne yönelik olarak gerekli değişiklik düzeltmelerini, düzenlemelerini Türkiye Büyük Millet Meclisine getirelim." O dönem, bu tasarıların, özellikle Türk Ticaret Kanunu'nun yasalaşması için Hükûmet altı ay sonrası için bir tarihi düşünürken Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, altı ayın yeterli olmayacağını, bunun üzerine bir yıl daha ilave edilmesi gerektiğini önerdik ve tüm partilerin kabulüyle birlikte yasanın bir buçuk yıl sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı.

Türk Ticaret Kanunu başka bir değişiklik düzenlemesi getirilmez ise 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecektir. Tasarının birçok konuda çok yeni düzenlemeler getirdiğini, Avrupa Birliğine uyum bağlamında getirilen birçok düzenlemesinin hakikaten olumlu olduğunu ve iş dünyasının, ekonominin önünü açacağını ifade etmeliyim. Tasarının eksiklikleri vesilesiyle tasarının tümünü feda etme yönündeki bir yaklaşımı doğru bulmadığımı ifade etmeliyim ancak bugün oldukça öne çıkan birtakım sorunlar o zaman bizim tarafımızdan da ifade edilmişti. Örneğin Türk Ticaret Kanunu'nun ceza hükümlerinin ağır olduğunu, ceza ile sağlanmak istenen, ulaşılmak istenen amaç arasında uygun bir dengenin olmayabileceğini, özellikle Vergi Usul Kanunu hükümleriyle, oradaki ceza hükümleriyle bu ceza hükümleri arasında bir uyumlaştırmaya gidilmesi ihtiyacını ifade etmiştik. O dönem, iş dünyası tasarıya kayıtsız şartsız destek verirken bizim bu tespitimiz maalesef o kayıtsız şartsız desteğin arasında kayboldu gitti. Nitekim bugün ortaya çıkmaktadır ki ceza hükümlerinde gerçekten bir gözden geçirmeye, bir yeniden düzenlemeye ihtiyaç vardır. Bunu birinci tespitimiz olarak ortaya koyuyorum.

İkinci tespitimiz şudur: Türkiye ekonomisinin yüzde 96'sı, yüzde 97'si KOBİ'lerden oluşmaktadır, ekonomideki işletmelerin çok büyük kısmı KOBİ'lerden oluşuyor. KOBİ'ler aile şirketleri niteliğindedir. Bu kadar önemli bir yasaya KOBİ'lerin süratle uyumunu sağlayabilmek zor olabilir. Bu konuda, devlet, özellikle Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bir görev üstlenmek zorundadır. Özellikle, KOBİ'lerin, İnternet  sayfası konusunda desteğe ihtiyaçları vardır. Bu nedenle, bu destek, KOBİ'lere verilmelidir.

Yine, İnternet sayfasında yer alacak birtakım bilgilerin ticari sır kapsamında olabilecek olması nedeniyle, bu bilgilerin bir kez daha gözden geçirilerek ilgili maddelerin yeniden düzenlenmesinde yarar vardır.

Muhasebe standartlarına ilişkin olarak getirilmiş olan 88'inci maddeyle kanunun geçici 1'inci maddesi arasında birtakım mükerrerlikler, uyumsuzluklar vardır. Yine, bunların gözden geçirilmesinde yarar vardır.

Denetim çok önemlidir. Türk Ticaret Kanunu -yeni kanun- buna oldukça önem vermiştir. Bu, hakikaten önemli ve iyi bir yaklaşımdır. Ancak, bu denetimin, işlem denetçisinin küçük işletmelerde büyük bir maliyet artışına yol açmaması gerekir. Bu açıdan, bunları bir kez daha gözden geçirmekte yarar vardır.

Türk Ticaret Kanunu'nun halka arzı düzenleyen 552'nci maddesi sorunlu maddedir. Normal olarak halka arz 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda düzenlenir. Ancak, Türk Ticaret Kanunu'nun 559'uncu maddesine bakıldığında bir anonim şirket dışında başka şirketlerin de sanki sermayesini halka arz edebileceği yönünde düzenlemenin olduğu görülecektir. Niyet bu değildir ama bu niyet tasarıya, daha doğrusu, yasaya doğru yansımamıştır. Yasa bu şekliyle çıkarsa, daha doğrusu, uygulamaya girerse halka arzda büyük bir karmaşa yaşanacaktır. 552'nci maddenin de bu vesileyle yeniden gündeme alınması, değerlendirilmesi gerekir.

Sürem burada bitiyor. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ediyorum. (CHP alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.