Konu:Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:11
Tarih:18/10/2012


TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten çalışma hayatını yakından ilgilendiren bir kanunu müzakere ediyoruz. Şimdi, bu kanunda temel ilke? Biz dünyayı yeniden keşfetmiyoruz, Anayasa'mızın 90'ıncı maddesine göre uluslararası anlaşmalar kanunların da üstünde bir hüküm ifade ediyor. Dolayısıyla üye olduğumuz uluslararası kuruluşların, ILO sözleşmelerinin bu konuda getirilmiş temel hükümleri var. Şimdi bu temel hükümleri bir tarafa iterek, özellikle Türkiye'ye özgü bir toplu iş sözleşmesi kanunu yapmak, sendikalar kanunu yapmak bence hem işçiye hem de çalışana karşı büyük bir haksızlıktır.

Şimdi, AKP İktidarının bir şeyi vardır, bunların -geçmişte olduğu gibi- emeğe karşı bir saygıları yok, emekten yana bir tavırları yok. Bütün amaçları, o zor durumda çalışan, emeğiyle kazanan, hayat sıkıntısı içinde yaşayan, çoluk çocuğunu geçindirmek için ciddi bir sıkıntı içinde olan, muhtaç olan kişilere karşı şefkat elini uzatması gereken yerde, bilakis onların ekmeğini kesmek için işveren tarafından her türlü zulümlerin yapılması için düzenleme yapılmaktadır. Bu zaten kendilerinin temel felsefesidir, biz daha önce birçok yerde -burada bulunduk- bunları dile getirdik.

Bugün bir vatandaş bana telefon ediyor, işte Elâzığ, Tunceli, Bingöl'de kara yollarındaki Karayolları faaliyetlerinin bir kısmı işçileriyle beraber taşerona veriliyor, diyor ki: "Geçen sene işte Bingöl'de ve Tunceli'deki bu kara yolu faaliyetinde çalışan işçiler 5 milyon alıyorlardı, yakıt da 10 milyon civarındaydı, 15 milyon? Şimdi ihale yapmışlar, 60 milyon liraya taşerona veriyorlar." Böyle bir devlet yapısı olur mu? Yani zaten, arkadaşlar, her faaliyette, AKP'nin giriştiği her faaliyette, evvela "Bizim burada menfaatimiz nedir?" diyorlar.

Bakın, hızlı tren meselesinde, hızlı trende? Demiryollarının elinde iki tane travers fabrikası var, bu travers fabrikasını işletmiyorlar, Tayyip Erdoğan'ın dünürüne travers fabrikasını kurdurdular, 130 küsur trilyon liraya travers aldılar bunlardan ve bunların çoğunda, "Kalitesi uygun mudur, değil midir?" o dedenetim de yapılmadı.

Şimdi, yani, bu AKP'nin bir felsefesi var: Onlar için, kesemiz dolsun da ülke elden gitsin önemli değil. Ülke önemli değil, ülkenin ne anlamı var ya? Önemli olan para, her şey? Söz konusu olan paraysa onlar için gerisi teferruattır. O bakımdan, böyle bir zihniyette yetişiyorlar.

Bakın, kendi bakanlarına bakın, birisinin kardeşi veya birkaçının kardeşi vali, genel müdür, müsteşar. Bir bakıyorsunuz, daha önce, işte, demirci olan bir kişi şimdi holding patronu. Şimdi gazeteleri getirip, neyse, burada gösterecektim. Yahu, nasıl oluyor da sen daha dün demirciydin, bugün holding patronu olarak tam sayfada, Bursa'daki gazetelere tam sayfa veriyorsun "Bilmem ne inşaat..."

Bunların hepsi bilinen şeyler de ama, yani biraz vicdan sahibi olmak lazım, biraz düşünmek lazım. Bu çalışan insanların emeğini de düşünmek lazım. Yani burada, işçiyi zor duruma sokarak, onun emeğini sömürerek, o sömürülen emekle birkaç tane patronu zengin ederek siz ne kazanıyorsunuz acaba? Bir de yani Allah'tan korkan insanların zaten davranış biçimleri bu olamaz.

Dolayısıyla, sizin maalesef artık felsefeniz belli olmuştur, tarafınız belli olmuştur. Sizin tarafınız zenginlerin tarafıdır, karşınız emekçidir. Emeği ezmek, emeği yoksullaştırmak, zaten, Türkiye'de takip ettiğiniz politika da bu. Çalışmayan, üretmeyen, sadakaya muhtaç bir insan kitlesini yaratmaya çalışıyorsunuz ve bütün uygulamalarınız da böyle. Yaptığınız davranışlar, uygulamalar, yatırımlar da hep bu yönde. Ben bu kanunun işçiye bir fayda getirmeyeceğini, bilakis işçinin ezilmesini sağlayan birtakım hükümler getirdiğini, toplu sözleşmeyi âdeta işçi yönünden yok ettiği düşüncesinde olduğum için bu kanunun bu hâlde çıkmasının işçiye faydadan ziyade zarar getireceğine inanıyorum, bunun da? Tabii AKP'ye yakışan böyle bir kanun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.