Konu:2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi Ve 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:44
Tarih:18/12/2012


2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Bütçe Kanunu Tasarısı'nın yürürlük maddesi üzerinde CHP Grubunun görüşlerini aktarmak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bütçe, devletin ve ülkenin değerlerini yansıtır. Bütçe, iktidarın hangi alanlara, hangi kesimlere ve neye değer verdiği, kimi ödüllendirdiği konusunda bir ayna gibi toplumsal düzeni ve siyaseti de şekillendirir. İzlenimim şudur ki, AKP iktidarları dönemlerinde hesap verebilirlikten ve şeffaflıktan uzak -az önce gördüğümüz üzere- Meclis müzakereleri ise sembolik bir ritüele dönüştürülmüştür. Sistemde planlı bir hegemonik güçle karşı karşıya olduğumuz açıktır. Başbakanın "kuvvetler ayrılığı" ilkesiyle ilgili son açıklamaları da bunu göstermektedir. Sizlere, bunu savunmalarıyla ilgili nedenleri ve gerekçeleri birazdan açıklayacağım.

Hizmete engel görme bahanesiyle kurumlar baypas edilmektedir. Anlaşılabilir kılmak için "hegemonya" kavramına dikkat çekmek istiyorum. Hegemonya, kendi çıkarları doğrultusunda oluşturduğu sistemi diğer unsurlara egemen güç olarak kabul ettirmektir. Hegemonya, kültürel ve ideolojik bir yöntemdir. Hegemonya, muhatabını çaresizlik sarmalına sürükleyerek, boyun eğen sınıfı rızası üzerinden sisteme dâhil etmeyi hedefler; şantajla, tehditle, korkuyla, baskıyla sindirir. Egemenlik kayıtsız şartsız hegemonundur. Belli düşünce ve bakışı yerleşik hâle getirirken alternatif bakışları ve söylemleri dışlar, marjinalleştirir. Hegemonik güç, ideolojisini ve tekçi anlayışını hâkim kılmak ve günlük yaşamın bir parçası hâline dönüştürmek için ideolojik devlet aygıtlarını yani eğitimi, kültürü, sanatı ve kitle iletişim araçlarını kullanır, âdeta bir "PR mucizesi" yaratır. İdeolojik devlet aygıtlarıyla amaca ulaşılamaması durumunda baskıcı devlet aygıtları devreye girer ki bunlar polis, asker ve yargıdır.

Hegemonik iktidar, görmek ve duymak istememe hâlidir, tıpkı rızasını aldığınızı düşündüğünüz toplumun "uyur gibi yapma" hâline de benzer; sıradan, seriden, sürüden olmak istemeyenlere tahammül edemez; hayatın gerçeğinden uzak, kendine uydurmaya çalışır.

AKP tarafından yaratılan bu iklimde yaşamımız görüntü ve imajla kuşatıldı böyle yaşayan birey de doğal olarak tepkisizleşti. Memur üç dört ay maaş zamlarını alamıyor, satın alma gücü düşüyor. Rezerv ve opsiyon merkezinin kur oyunlarıyla bankaların risk algısının düşebileceği, halka verilebilecek kredilerin kısıtlanmasına gidilebileceği görmezden geliniyor. İran gazına karşılık ödenen altınla ihracat yüksek gösteriliyor, rakamlarla oynanarak ekonomi şişiriliyor. Adaletsiz dolaylı vergilerle milletin iradesine sığınılarak zulüm yapılıyor. İşsizlik kriz dönemlerini de aşıyor, iş kazalarında ölümler artıyor.

Çiftçi, ürettiğinin karşılığını alamıyor, borç ve faiz sarmalında kıvranıyor. Gerçekler saklandığından tepki de verilemiyor.

Demokrasi ve insan haklarına çifte standartla yaklaştıkça nefret suçları da artıyor, Genel Kurul kürsüsünde lince kadar gidilebiliyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Hegemonik sistemi benimseyen anlayış normalde katılımcı ve sivil toplum örgütleriyle iletişim içinde olmalıyken, bizde tüm STK'ların kongrelerine müdahale ediliyor, TMMOB'ta olduğu gibi, görev ve sorumluluklarını kısıtlayıcı düzenlemeler yapılıyor; Kamu Hastaneleri Birliği, Kamu Gözetim Kurumu, TOKİ gibi çok yetkili, kontrolü güç kurumlar yaratılıyor. Denetim dışı bırakılan TOKİ'nin yolsuzlukları, yer seçimi usulsüzlükleri ve hak sahibi vatandaşların mağduriyetleri de ortadadır.

Hegemonik olmak isteyen grubun, öteki sınıfların çıkarlarını ve isteklerini tatmin edebilmesi, öncelikle kendi çıkarlarını anlaması ve gerçekleştirmesinden geçer. Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin 11 bakanlığın bütçesinden fazla olmasına seçilmişlerin gösterdiği tepkiye karşı, atanmış başkanın tepkisi enteresan.

Boyun eğme ve rıza kültürünün oluşmasında en büyük rol Diyanete düşmektedir. AKP'nin sivil toplumu olarak bir tür örtülü ödenek görevi yapan Türkiye Diyanet Vakfı ise halkın safiyane duygularından yararlanan insanların yönetiminde, kontrol edilmesi giderek güçleşen bir işletmeye dönüşmüştür.

Değerli milletvekilleri, kaza, cinayet, yönetilemeyen afetler, sivil ve siyasi şiddet can sıkıcı boyutlara ulaşmıştır. Ölüm hak, biber gazı helaldir. İktidardaki bu hegemonik güç, ekonomik olarak paydaşlarına çıkar sunup karşılıklı memnuniyet oluşturarak müttefikleriyle kalkınma yolunu seçer. Bu da sistematiğin bir parçasıdır.

Bu doğrultuda politikalar oluşturulmakta, yer altı ve yer üstü zenginlikleri hoyratça ranta kurban edilerek ekonomi canlı tutulmaya çalışılmaktadır.

Oluşturulan politikalar sonucu, Bursa Mustafakemalpaşa ilçesi Kirmasti Nehri'ne karışan bor madeni atıkları köylünün ürününü de yaksa umursayan yoktur.

Özel sektör, rekabet gücünü artırıcı politikalar olmadan AB uyum yasaları ve sosyal sorumlulukla baş başa bırakılmıştır. Birçoğu, yatırımlarını yurt dışına kaydırmakta veya kayıtsız ekonomiye çare olarak bakmaktadır.

İcra, haciz ve karşılıksız çekte patlama yaşanıyor. Ekonomi, spekülatif kazanç peşindeki sıcak para ile dönüyor. Denetlenemez bütçe açığı büyüyor. Cari açık küçülürken ara malı ithalatı düşüyor yani üretim yapılmıyor, ekonomi de büyümüyor.

Daha ucuza mal edilerek siyasi ve ekonomik avantajları olabilecek Nabucco Projesi, yanlış dış politika nedeniyle Güney Akım Projesi'ne yenik düşüyor. Şimdi de ABD, İran'dan altın karşılığı alınan gazla ilgili ambargo yasası çıkarmaya çalışıyor. Enerji konusunda, enerji nakil hatlarında var olan kayıplar giderilse, tasarruf politikaları uygulansa Bursa'nın Keles ilçesi Kozağacı Vadisi'nde köylüler, bugün imzaları atılan termik santral karşısında hazin sona ulaşmazdı. (CHP sıralarından alkışlar)

Bursa Yıldırım ilçesi Millet mahallesinde 850 çocuk, 4 otobüse istif edilerek 8 kilometre mesafedeki okullarına gidiyorlar. Derslik durumu da bundan farklı değil. Ova koruma alanı olduğu gerekçesiyle burada prefabrik okul yapılmasına izin vermeyen rantçı anlayış, oto test merkezi için Yenişehir'de birinci derece mera alanını bir günde kurul kararıyla kullanıma açıyor, sit kararlarını değiştiriyor, taşkın alanlarını, verimli arazileri TOKİ'ye teslim ediyor.

Hegemonik güç, kendi hayallerini bize de satıyor. Oysa biz, cinsiyet, etnik, mezhepsel ayrım yapmadan eşit ama aynı değil, farklı ama ayrı olmadan, duygusal kopuşlar yaşanmadan, çifte standartsız demokrasi, hak ve özgürlüklerin yerleştiği, bedenlerimiz ve kimliklerimizle barışık, tüm engellerin kaldırıldığı, yeşil ekonomisiyle, bağımsız, siyasete tutsak edilmemiş bilim kurumlarıyla CERN'de yer edinmiş, teknoloji satan, herkesin kararlara katıldığı, kimsenin susturulmadığı coşkulu ve anlamlı bir yaşam, bir Türkiye hayal ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, kısaca hegemonik yöntemin örneklerini vermeye çalıştım ancak bu anlayış, hegemonyadan diktatoryaya dönüşmektedir.

Bu bağlamda, üzerinde görüşmeler yürüttüğümüz AKP ve sosyal müttefiklerinin paylaşım bütçesinin kendilerine hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.