Konu:12/8/1974 Tarihinde Cidde'de İmzalanan "islam Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşması
Yasama Yılı:3
Birleşim:103
Tarih:14/05/2013


12/8/1974 TARİHİNDE CİDDE'DE İMZALANAN "İSLAM KALKINMA BANKASI KURULUŞ ANLAŞMASI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMER GENÇ (Tunceli) - Aslında burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Burada özel işlerinizle... Yani, burada çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk defa -ben otuz iki senedir bu Mecliste çalışıyorum- bu kadar korkulu, baskı altında bir çalışma sistemi getiriyor. Böyle bir şey olmaz.

Şimdi, bakın, uluslararası anlaşmalar Anayasa'nın üstündeki bir hukuk düzenini getiriyor Türkiye'ye. Dolayısıyla, bu anlaşmaların Türkiye Büyük Millet Meclisinde enine boyuna tartışılması lazım. Şu Hükûmet sırasına bakın, var mı burada kimse? Yok.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Sana göre öyle.

KAMER GENÇ (Devamla) - Orada formalite icabı bir kişi var. Böyle bir şey olmaz ki! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, Türkiye'de dün, bu hafta dış basında 100 küsur insanın öldürüldüğüne ilişkin haberler var. Türkiye bugün rejimini kaybetmiş, Türkiye bugün itibarını kaybetmiş. Türkiye bugün nasıl bir ülke olduğu... Artık, insanlar yaşama korkusu içinde. Bu kadar büyük bir insan kitlesinin katledildiği sırada Türkiye Büyük Millet Meclisinin karşısında hesap verecek bir Hükûmet yok. Bülent Arınç ne diyor: "Efendim, Reyhanlı'da Sünniler çoğunlukta olduğu için bu katliam Reyhanlı'da yapıldı." diyor. Yahu, böyle bir laf olur mu?

Beyler, efendiler; bu memlekette Sünni'si, Alevi'si var mı; hepimiz kardeşiz, hepimiz Müslüman'ız; hepimizin Allah'ı bir, peygamberi bir, kitabı bir. Bu, bu memlekette, acaba Sünni, Alevi veyahut da başka bir ayrım yapmak kimin hesabına uyar? Böyle bir şey olur mu?

Şimdi, bu, İslam Kalkınma Bankasındaki getirilen anlaşmalar Türkiye Cumhuriyeti devletiyle taban tabana zıt, Anayasa'mıza zıt, Anayasa'mızın getirdiği laik cumhuriyet ilkelerine zıt. Bunları AKP iktidarı getiriyor, şimdi, bu anlaşmayı geçirdiğiniz zaman, işte, Anayasa Mahkemesine de dava açamıyorsunuz. Dolayısıyla, artık Türkiye Cumhuriyeti devletinin laiklik ilkesi, cumhuriyet ve hukuk devleti ilkeleri kalkacak, bunlarla ilgili olarak bu kurallar geçecek. Yani aslında, Meclis Başkanının da bunları getirmemesi lazım. Aslında, Türkiye'yi koruması gereken Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanı ve Başkanlık Divanıdır. Anayasa'yı uygulamak, Anayasa'daki sistemi korumak, Anayasa'daki hukuk devletini korumak, hatta bütün milletvekillerinin uyacaklarına şerefleri ve namusu üzerine yemin ettikleri anayasal kuralları burada uygulamak Meclis Başkanının, Başkanlık Divanının görevidir ve bunlara ters düşen kanunların, anlaşmaların buraya gelmemesi lazım.

"Meclis", "Hükûmet" diye bir kavram yok, memleketimizde can güvenliği yok, suistimaller almış yürümüş, devlet talan edilmiş, devletin bütün KİT'lerindeki mallar satılmış, birtakım insanların eline geçmiş, devletin iktidar kadrosunun başında bulunan kişi Karun kadar zengin olmuş. Ondan sonra, istiyor ki Türkiye'de bir dikta rejimi getirip "Ben Karun kadar zengin oldum ancak Türkiye'de bu servetleri bir dikta rejimi getirmek suretiyle yiyebilirim rahat olarak." diyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sen ne zaman akıllanacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Türkiye'de denetim yok, uluslararası düzeyde itibarımız yok, hiçbir devlet nazarında Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarı kalmamış, ondan sonra, geliyoruz burada anlaşmalar yapıyoruz.

Eğer bu Hükûmet sorumluysa biz şimdi soru soracağız, Muammer Bey ne bilir bu soruları? Gelsin Dışişleri Bakanı orada otursun.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) - Ben Dışişleri Bakanına vekâlet ediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Dışişleri Bakanına vekâlet ediyor.

KAMER GENÇ (Devamla) - Hep dışarıda geziyor ve Türkiye'ye özel görevli gelmiş bunlar, Türkiye Cumhuriyeti devletini bitirmek için özel görevlendirilmiş kişiler. Değillerse gelsinler desinler ki: "Yahu, sen yalan söylüyorsun." Ben de özür dilerim.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) - Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?

KAMER GENÇ (Devamla) - "Biz laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin yanındayız." desinler, hayhay, çıkın burada konuşun.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sen ne zaman aklını başına alacaksın? Sen ne zaman akıllanacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, efendim, bakın, Emine Hanım diyor ki: "Biz yüz yıldır kötü bir rejimin altında yaşadık. Bizim rejimimiz Bağdat, Mekke ve Medine'dir." Bizim rejimimiz, Bağdat, Mekke ve Medine midir yoksa Türkiye Cumhuriyeti devletinin laik cumhuriyetinden midir? Onu bir bilelim arkadaşlar.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Ya yeter ya, yeter ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, ben şimdi sizinkilerin söyledikleri sözleri burada öğrenmek istiyorum. Doğru mu, yanlış mı arkadaş?

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Hepsi yanlış.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani eğer hakikaten bizim rejimimizin temeli Mekke'de, Bağdat'ta, Medine'deyse hayhay, çıkın burada açıkça söyleyin. O zaman birbirimizi iyi anlayalım ama ikiyüzlülük etmeyin. Birisi çıkıp da başka yerden, birisi Konya'dan birisi Hanya'dan bahsetmesin. Gerçek kimliğinizi, bu devlete ve bu millete bakış açılarınızı açıkça söyleyin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) - Söylüyor da sen anlamak istemiyorsun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Millet biliyor, sen işine bak.

KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir şey olmaz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)