Konu:TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:6
Tarih:10/10/2012


TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi adına, Toplu İş İlişkileri Yasası Tasarısı'nın 9'uncu maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı, sendikalara, işçi, emekçi sınıfına karşı, iktidara geldiği günden bu yana kör, sağır ve dilsizleri oynamaktadır. Kanun tasarısında özellikle toplu sözleşme ve grev hakkı konusunda gelinen aşama, Türkiye'nin ihtiyacı olan değişim ihtiyacını göz ardı eden bir anlayışla bu yasayı ele almaktadır. Buna karşın gündemde olan kanun tasarısı Uluslararası Çalışma Örgütünün 87 ve 98 sayılı sözleşmelerinin gereklerini de karşılamamaktadır. Oysaki ülkemizin imzaladığı ve usulüne uygun görülen ve yürürlüğe konulmuş bulunan ILO sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Siyasal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı ile ülkemiz işçi sınıfının demokratik taleplerini göz ardı etmektedir.

AKP Hükûmeti sermayeye karşı bütün algıları sonuna kadar açmıştır. Oysa hiçbir şekilde sermayenin bir dediğini iki etmemiştir. Bu konuda işçi sınıfını, hatta onun sendikal önderliğini bile göz ardı ederek dinleme lütfunda dahi bulunmamıştır. Söz konusu yasa tasarısı ile mücadeleci sendikacılığı tasfiye ederek, yandaş ve yoldaş sendikaları yaratarak işçi ve emekçi sınıfına modern kölelik belgelerini kabul ettirmekten başka bir ifade değildir. Tüm gelişmiş ülkelerde kabul görmüş ve uygulama alanı bulmuş olan bu ilkelerin ülkemizde uygulanması ve çalışma yaşamı açısından hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluk durumuna gelmiştir.

Sendikaların yönetim kurulu üye sayısının üçten veya dokuzdan az, fazla olması önemli değildir. Burada kadın kotası göz ardı edilmiştir, bir ayrımcılık söz konusudur. Oysaki böyle bir sınırlama sendika özgürlüğüne ilişkin 87 sayılı ILO Sözleşmesi'nin 3'üncü maddesinde yer alan: "Çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler.

2. Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdırlar."

Aynı zamanda bir önceki 2821 sayılı Yasa'daki ruhu taşımaktadır. Bu ruh kimin ruhudur, darbecilerin ruhudur. Sendikal hak ve özgürlükler, örgütlenme özgürlüğü, toplu sözleşme hakkı, grev hakkı olmak üzere üç ayaktan oluşmakta olup bu haklar iç içe geçmiş bir bütünlük arz etmektedir. Bu haklardan birinin yokluğu veya eksikliği diğerinin de gerçekleşmemesi sonucunu doğurmaktadır. Bu yasa tasarısı hiçbir şekilde uluslararası özgürlük kurallarını gerçekleştirmeye, toplu sözleşme ve grev hakkının özgürce kullanılmasını sağlamaya ve 2821, 2822 sayılı yasaların antidemokratik niteliğini ortadan kaldırmaya yönelik olumlu bir içerik taşımamaktadır. Bu yasa ile toplu sözleşme hakkının güvenceye alınmasını sağlayacak ve mevcut sorunları ortadan kaldıracak bir uygulamanın doğması da mümkün değildir.

Peygamber Efendimiz'in bir sözü vardır: "İşçinin alın teri kurumadan hakkını verin." Şimdi soruyorum: AKP Hükûmeti bu sözün neresindedir. Böylesi kanunlarla, böylesi aldatmaca yasalarla işçiyi, emekçiyi, dar gelirliyi daha ne kadar aldatacaksınız, merak ediyorum.

Bu vesileyle, işçilerin, emekçilerin haklarını koruyan bir yasa değildir, bu yasanın değiştirilmesini öneriyoruz.

Selam ve saygılarımı sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.