Konu:TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:6
Tarih:10/10/2012


TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi adına 197 sıra sayılı Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı'nın 8'inci maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Meclisi selamlıyor ve 3'üncü Yasama Yılı'ndan dolayı başarılar diliyorum. Bu yasama döneminde halkın adına alınacak kararların şimdiden hayırlara vesile olmasını da temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 197 sıra sayılı Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı 12 Eylül darbesinin getirdiği yasaların başka bir versiyonudur. Çalışma barışını bozan, emek-sermaye çelişkisini derinleştiren sendika yasalarının örgütlenme hakkını askıya alan yasalardan farkı nedir Sayın Bakanım?

Çalışma hayatının istikrarını bozan antidemokratik yasalardır. Çünkü, çalışma barışını sağlayan tüm koşulları ortadan kaldıran, sendikal ve örgütlenme hakkını daraltmayı hedefleyen bir yasadır. Sermaye cephesini güçlendirerek sendikal mücadeleyi geriletmedir. İşçilerin tüm örgütlenme hakkını baskı altına almaktır ve işçilerin kendi özgür iradeleriyle herhangi bir sendikaya üye olmalarını engellemektir. Özgürlükçü, demokratik bir toplumu esas alan bir yasa asla değildir. Esasında "En çok nasıl sömürebilirim?" anlayışı söz konusudur ve işçileri sendikal örgütlenmeden uzak tutmadır. İşçi sendikalarını toplumsal sorumluluktan soyutlamaktır. Özünde bu yasalar işçi sendikalarını işverenlerle, devletle bu şartlarda pazarlık bile yapamaz hâle getirmek, güçsüz, örgütsüz, sendikasız bırakmayı öngörmektedir. Örnek olarak Hava-İş Sendikası ortadadır. Üyeler, 300 işçi hâlen dışarıda boş gezmektedir. İş kolunun barajı işletme barajını indirmek değildir. Sorun bir aldatmacadır. Toplu iş sözleşme alanını daraltarak işçi sınıfını amacından caydırmaktır, bir emek düşmanlığı yaratmaktır, sarı sendikacılığı geliştirmek ve teşvik etmektir. Sarı sendikacılığın tek bir amacı vardır: "Acaba kaç kuruş alabilirim" anlayışıdır. Toplumun sorunlarıyla asla ilgilenmiyor. Toplumda olup bitenlerle ilgilenme alanı dışındadır diyebiliriz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başbakanımız AKP kongresinde şunu söylemişti: "Ey Bitlisli işçi kardeşlerim." demişti. Oysa Bitlis'te tek bir Tekel tütün fabrikası, bir ambar ve yem sanayi vardı, o da Allah'a çok şükür, AKP'nin eliyle şu anda kapanmış ve 4/C diye adlandırılan işçiler göç etmek zorunda kalmıştır. O nedenle, Bitlis'te şu anda işveren yok ki işçi de olsun. Şimdiye kadar bir atölye bile açmadılar. Altı yıldır, Tekel tütün fabrikasından emekli dahi edilmeyen bu işçiler Türkiye'nin değişik metropol kentlerine sürülmekte ve hâlen aileleri perişan bir durumdadır.

Çıkarılan yasa işçilerin, emekçilerin, dar gelirlilerin lehine değildir. Bu yasa daha çok sendikal örgütlenmeye müdahaledir. "ILO sözleşmelerine uygundur deniliyor." ama hiç ilgisi yoktur. Hangi yasa hangi maddeye uygundur, belli değildir. Tamamen sendikasızlaştırmayı amaçlamaktadır, başka bir şey değildir. İfade özgürlüğüne aykırıdır. İfade özgürlüğünün olmadığı bir yerde, demokrasinin olmadığı bir yerde nasıl bir sendika isteniyor, onu da merak ediyorum.

Sendikal hareket tabii ki toplumu en çok özümseyen bölümdür. Toplum eğer örgütlü değilse o toplum köledir. Çünkü örgütlü halk, örgütlü işçi ancak toplumu değiştirebilir, dönüştürebilir diyebiliriz.

Bu vesileyle hepinize saygılarımı sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.