Konu:Ak Parti Grubu Önerisi
Yasama Yılı:3
Birleşim:5
Tarih:09/10/2012


AK PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yasama yılının ikinci haftasına girmiş bulunuyoruz ve bugün, yerel seçimin 27 Ekim 2013 tarihine alınmasına ilişkin Anayasa değişikliğini görüşeceğiz ve birinci tur oylamasını gerçekleştireceğiz. Bu gündeme ilişkin olarak -bu haftaki gündeme ilişkin olarak- Cumhuriyet Halk Partisinin gündem sıralamasına ilişkin herhangi bir itirazı yoktur. Bu Anayasa değişikliği sırasında erken seçime ilişkin görüşlerimizi ayrıca ifade edeceğiz.

Bu vesileyle şunları değerlendirme ihtiyacını duyuyorum: Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerileri sık sık Parlamento gündemine gelecek ve sık sık Meclisin gündemi değişecektir. "Türkiye'nin gündemine neler düştü, neler var?" diye baktığımızda, son bir haftanın, on günün gündeminde olan konular, Suriye'yle ilgili savaş tezkeresi, Adalet ve Kalkınma Partisinin 30 Eylül 2012 tarihinde yapmış olduğu kongrede Sayın Başbakanın vermiş olduğu mesajlar, o savaş tezkeresi ve AKP Kongresi'nin yarattığı ortam nedeniyle gürültüye giden, konuşulamayan doğal gaz zamları, elektrik zamları ve diğer zamlar; gündemde aslında bunlar var.

Suriye'yle ilgili savaş tezkeresi konusunda çok farklı görüşler burada ortaya konuldu. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz görüşümüzü ifade ettik. İktidar partisi, görüşlerini ortaya koydu. Ancak biraz önce buraya çıkan Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Sözcüsü bir şey söyledi, o, dikkatimi çekti doğrusu. "Suriye'yle ilgili savaş tezkeresi, bir savaş tezkeresi değildir, ayrıca sadece Suriye'ye yöneliktir." anlamında bir değerlendirme yaptı. Şunu da doğrusu çok merak ediyorum: Biz "Savaş tezkeresidir bu." dediğimiz zaman "Hayır, Suriye'ye müdahale etmeyeceğiz" deniliyor. "Yani bu, Suriye'yi korkutma amaçlıdır." diye ifade ediyor Sayın Başbakan, Hükûmet yetkilileri, AKP'nin milletvekilleri. Peki, korkutma amaçlı ise Suriye neden korksun sizden? Suriye'ye açıkça ilan ediyorsunuz, "Biz sizi korkutmak için bunu çıkardık, merak etmeyin, size saldırmayacağız."

Şimdi, Sayın Konuşmacı, iktidar partisi Konuşmacısı dedi ki: "Bu, sadece Suriye'ye yöneliktir." Ben merak ediyorum, Sayın Başbakan mı doğrusunu biliyor, Sayın Konuşmacı mı? Sayın Başbakan bugün bir konuşma yaptı, cümlesi şu: "Biz, bu tezkereyle dünyaya savaş açabilirmişiz. O, işin perde arkası, açılır, açılmaz, onu yeri ve zamanı geldiğinde konuşuruz." Evet, Sayın Başbakan diyor ki: "Gerekirse dünyaya savaş açarız." Size ne oluyor değerli arkadaşlar? Sayın Başbakan doğru bir şey söylüyor, o tezkere gerçekten böyle bir niyetle kaleme alınmış, Sayın Başbakanın açıklaması da o tezkerenin ruhuna uygun. Şimdi, kim doğru söylüyor; sizlerin takdirine sunuyorum.

30 Eylül tarihinde yapılan AKP kongresi dikkatle değerlendirilmek durumundadır. Sayın Başbakan o kongrede, Türklerin 1071 yılında Anadolu'ya gelişine kadar gitti, Sultan Alparslan'dan değerlendirmeler yaptı. Güzel, güzel tabii ki o tarihlere kadar gitmek, bin yıl öncesine kadar gitmek elbette güzel bir şey. Köklerimizin ne kadar derinde olduğunu anlayabilmek ve oralardan güç alabilmek bakımından bunu önemsiyorum.

Evet, 1071 yılında Anadolu'ya geldik. O tarihten bu yana bizim yönümüz, Türk milletinin yönü daima Batı olmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti, Büyük Selçuklu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu ve en son, 20'nci yüzyılda Türk milletinin en büyük modernleşme projesi olarak ifade edebileceğimiz cumhuriyetin yönü de Batı olmuştur. Hep Batı'ya yöneldik ama ilk kez 30 Eylül 2012 tarihindeki AKP Kongresi'yle, Türkiye yönünü Batı'dan Doğu'ya çevirmiştir. Sayın Başbakanın kongre mesajları, kongrenin Türkiye'ye verdiği fotoğraf budur. Türkiye, Doğu'da rolünü oynamaya hazırlanan bir devlet görünümündedir. Kongrenin davetlilerinden, Mısır Cumhurbaşkanından Hamas liderine, Tunus'taki ılımlı İslam hareketi liderine, diğer konuklara kadar baktığımız zaman görülen fotoğraf, Türkiye yönünü Doğu'ya çevirmiştir. Bir tane, Batı'dan konuk yok orada, bir kişi vardı hakkını yemeyelim, eski Almanya Başbakanı Schröder. O da "Almanya Başbakanı" sıfatıyla orada değil, içinde Gazprom'un da olduğu bir ticari konsorsiyumun menfaatlerini korumak amacıyla Türkiye'de bulunuyor, bu niyetle de AKP Kongresine geldiğini tahmin ediyorum.

Sayın Başbakanın kongre mesajları ilginçti. 2023 yılı vizyonunu Sayın Başbakan çizmeye çalışırken aslında çağın gerisinde bir vizyon çizdi. 21'inci yüzyıl Türkiyesi'ne yakışmayan, çalakalem yazılmış bir vizyon çizdi değerli arkadaşlar. Elimde vizyon, 63 tane burada vizyonun maddesi var. Hakikaten çalakalem, okumanızı tavsiye ediyorum, bana hak vereceksiniz. Yani birçok kişi bunu kaleme almış, her gelen "Şunu da ekleyelim." demiş, "Haydi onu kırmayalım." denmiş herhâlde, o da eklenmiş. Örneğin, bu vizyonun ilk 5 maddesi siyasi partilerle ilgili. 1'inci maddesini okuyorum size: "Partilerin kapatılmasının tamamen kaldırılması." Diğerleri böyle ufak tefek birtakım söylemler, vaktinizi almamak için onları söylemeyeceğim ama 4'üncü madde önemli: "Parti kapatmalarına son verilmesi." Yani 63 vizyon maddesinin 1'incisi partilerin kapatılmasının tamamen kaldırılması, 4'üncüsü parti kapatmalarına son verilmesi. Nedir arkadaşlar, bu iki cümlenin birbirinden farkı var mıdır? Gayriciddi bir belge, gayriciddi.

2023 vizyonu çizmeye çalışanlar, daha o tarihte Orta Vadeli Program'ı Resmî Gazete'de ilan edememişlerdi. (CHP sıralarından alkışlar) Orta Vadeli Program'ın 7 Eylül tarihine kadar Resmî Gazete'de ilan edilmesi gerekiyordu. Herkes 2013 ekonomik hedeflerini bilmek istiyor. Eskiden mayıs ayı sonuna kadar ilan edilecekti bu, "Ya yetişmiyor, kanunu değiştirelim, eylül ayının ilk haftası?" dediniz, daha onu ilan edemediniz, bugün ilan ettiniz nihayet, çok şükür.

Başka şeyler de var. On yıl önce AKP'nin Acil Eylem Planı'yla topluma taahhüt ettiği birtakım hususlar, unsurlar 2023 yılı için Sayın Başbakan tarafından yeniden vadediliyor. Ne demiş on yıl önce Acil Eylem Planı 2002 yılında? "Yeni bir devlet personel sistemi kurulacak." Şimdi ne diyor Sayın Başbakanımız bu vizyon konuşmasında? "Yeni bir kamu personel sistemi kurulacak." Ee, on yıl önce bunu söylemiştiniz, şimdi on bir yıl daha istiyorsunuz ki yeni bir personel sistemi kuralım.

On yıl önce ne demiştiniz Acil Eylem Planı'nda? "İhtisas mahkemelerinin sayı ve çeşitliliği artırılacak." Yıl 2002. Yıl 2012, bakıyorum, "İhtisas mahkemelerinin sayı ve çeşitliliği artırılacak." Hemen hemen aynı cümle 2023 vizyonunda yer almış.

Çoğaltabilirim bunları: "Bölgeler arası gelişmişlik farkları azaltılacak." 2002. Aynı cümle 2023 vizyonu için 2012 konuşmasında var.

Ha bir yenilik var: "Yurt dışı adli teşkilat sayısı artırılacak." Yani Adalet Bakanlığı personeli artık isyan hâlinde, "Diğer Bakanlıkların yurt dışı kadroları var, bizi de yurt dışına gönder Sayın Bakanım." demiş, o da Sayın Başbakana sunmuş, Sayın Başbakan "Tamam." demiş. Hayırlı olsun 2023 yılı vizyonunuz. Değerli Arkadaşlar, böylesi bir anlayışla Türkiye'nin, 2023 yılını kucaklaması mümkün değildir.

Anayasa değişikliğiyle ilgili de şunu da söyleyeyim: Bilerek veya bilmeyerek -bilmeyerek olduğu kanaatinde değilim- belirlenen erken seçim tarihi 2023 yılında 29 Ekim tarihine denk geliyor. Cumhuriyet Bayramı günü seçim yapmayı planlayan bir anlayışı da buradan kutluyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.