Konu:MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI BÜNYESİNDE GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ÇÖZÜM YOLLARININ BELİRLENMESİ AMACIYLA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN 24/11/2011 PERŞEMBE GÜNÜ GENEL KURULDA OKUNARAK GÖRÜŞMELERİNİN AYNI BİRLEŞİMDE YAPILMASINA İLİŞKİN MHP GRUBU ÖNERİSİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:23
Tarih:24/11/2011


MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI BÜNYESİNDE GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ÇÖZÜM YOLLARININ BELİRLENMESİ AMACIYLA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN 24/11/2011 PERŞEMBE GÜNÜ GENEL KURULDA OKUNARAK GÖRÜŞMELERİNİN AYNI BİRLEŞİMDE YAPILMASINA İLİŞKİN MHP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Öğretmenler Günü dolayısıyla Barış ve Demokrasi Partisi adına aleyhte her ne kadar söz almış bulunmaktaysam da lehte konuşmaya çalışacağım. Sözlerime başlamadan önce hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Doğrusu bugün 24 Kasım Öğretmen Günü. Buruk da olsa öğretmen arkadaşların gününü en içten, en arı duygularımla selamlıyor ve kutluyorum.

Saygıdeğer öğretmenim, bugünün nasıl Öğretmenler Günü olarak kutsandığı hakkında yeterli bir bilgim yok. Umarım beni bağışlarsınız ama öğretmenlerimizin çektikleri acılar hakkında bazı bilgilerim var. Bazılarınızın eşlerinizden ve çocuklarınızdan zorunlu olarak ayrı yaşadığınızı biliyorum. Yer değiştirme sorunu hâlâ devam ediyor. Bu konuda inşallah Sayın Millî Eğitim Bakanımız sesimizi duyar ve bir çözüm üretir diye düşünüyorum.

Sevgili öğretmenim, özlük haklarındaki eksikler öyle duruyor. Hasta olanlarının tedavi masrafları, yol harçlıkları ve diğer tüm özlük hakları, yamalı bir bohça gibidir. Nereye elinizi atarsanız elinizde kalıyor. Yeni atamayı bekleyen 44 bin meslektaşımın atamalarının da başka bir bahara emanet edildiği söyleniyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün öğretmenlerimizin mutlu oldukları söylenemez çünkü ekonomik olarak sıkıntı içindedirler, aile, okul, çevre sıkıntıları vardır. Beş yıllık ilköğretim sekiz yıla çıkarıldı ama öğretmen atamasını henüz gerçekleştiremediler. Hâlen sekiz yıllık ilköğretim okullarında ya 1 ya 2, en fazla 3 öğretmen bulunmaktadır. El vicdan!

Hâlen birçok öğretim okulu eski usule göre yönetilmektedir yani her okulda, söylediğim gibi, birkaç öğretmenin bulunması dışında kimseler yok.

İlkel, taşımalı eğitim devam ediyor, kara tahta hiç yerinden ayrılmamış, hâlâ orada duruyor. Akıllı tahtayı bilen yok, çağdaş iletişim sağlanmamıştır. Birçok okulda tezek ve odun yakılıyor. Yıl sonunda verilen raporlar, başlangıçta sunulan raporlar gibi öyle duruyor çekmecelerde. Akıllı tahtalar ne zaman Doğu ve Güneydoğu'ya gidecek diye merak ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geleceğin yaratılmasında, mutluluğun gerçekleştirilmesinde en büyük etkili rol kuşkusuz öğretmenlerindir; çünkü toplumu değiştiren, dönüştüren, ekonomik kalkınmayı destekleyen, çağdaş, bilimsel teknoloji ile yarışan, eğitim hizmetlerini geliştiren, kalitenin çıtasını yükselten, katkı sunan, çevresini aydınlatarak bir mum gibi eriyen, maddi ve manevi değerleri gelecek kuşaklara ulaştıran öğretmendir. O nedenle öğretmen kutsaldır ana gibidir, öğretmen kutsaldır baba gibidir, eli öpülecek olan yine öğretmendir.

Bu ülkenin kendisini nasıl tanımladığının, kendisini nasıl bir geleceğe hazırladığının en önemli göstergesi kuşkusuz o ülkenin eğitim sistemi ile özdeştir. Bu, sistemin yaşama nasıl geçtiğine bağlıdır.

Gelişmenin, değişmenin dinamosu eğitimdir.

Eğitim sadece davranışların değişimi değildir, öğrenmesi ve kavranması ile ilgilidir.

Özünde bu halkın değerlerini motive eden, benimseten unsur öğretmendir. Dolayısıyla uygulamada onu gerçekleştiren tabii ki yine öğretmendir, yeni kuşağı yetiştiren yine odur. Bunun içindir ki eğitim sisteminin en önemli unsuru toplumun mimarı, mühendisi, yapılandıranı yine öğretmendir.

Dünyanın en iyi altyapısını kursanız, programlar düzenleseniz başarıya ulaşmanın en temel taşı öğretmendir.

Gelişim için değişim zorunludur. Yaşamın vazgeçilmez kuralı olan değişim, bireyi, toplumu, sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel olarak etkilemektedir. Bu gelişim ister istemez eğitim sistemini de etkiler. Öğretmenin sınıfta, okulda ve toplumdaki yerini bu belirler. Hatta bilimsel ve teknolojideki hızlı gelişmeler, günümüzde bireyin ve toplumun sosyalitesi okul duvarlarını aşmıştır.

Çağdaş, uygar toplulukların uyanışı kuşkusuz öğretmenlerin öncülüğünde gelişmiştir.

Ama ne yazık ki eğitim sisteminin aksayan yönleri değişmekte tereddüt ediliyor, hatta direniliyor. Yaparak, yaşayarak eğitim sistemi taşları yerine oturtulmadı.

Üniversiteler hâlâ özerk değil. YÖK hâlâ heykel gibi duruyor orada. Bilimsel araştırmalar yeterli yapılmıyor.

Bugün Türkiye'de 172 üniversite vardır. 105'i devlet, 61'i vakıf üniversitesidir, 6 tanesi de vakıf meslek yüksekokuludur. Tabii ki bu sayı her geçen gün artmaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığımızın açıklamalarına göre 150 bin öğretmen açığı var, bazı kuruluşlara göre ise 300 bindir.

Atama bekleyen öğretmen sayısı ise hayli kabarıktır, 350 bin civarında olduğu iddia edilmektedir.

Öğretmen ihtiyacı olduğu gerçeği göz önündedir. Ne acıdır ki bu politikalar yüzünden eğitim ve öğretim aksamaktadır. Eğitime gerekli önem verilmemektedir.

Öğretmen lisesinden öğrenciler, tolerans tanımak suretiyle eğitim fakültelerine alınmalıdır.

Eğitim raporu iç açıcı değildir. Türkiye'de derslik sayısına düşen öğrenci sayısı ortalama 32'dir. Adana'da 39, Bitlis'te 42, Van'da 45, OECD ülkelerinde öğrenci başına yapılan harcama ise 6 bindir; Türkiye ise 1.150 dolar olduğu söyleniyor ve iddia ediliyor.

Bilindiği gibi, okuma yazma bilmeyenlerin sayısı yüzde 79'dur. Kadınlar bu sayı içinde en fazla yeri kaplamaktadır. Okuma yazma öğrenecek yaştakilerin oranı ise yüzde 7,68'e denk düşmektedir. Bugün eğitim sistemi toplumun ihtiyacına cevap olamamaktadır.

Öğretmenlerin sorunu gün gittikçe artmaktadır. Ücretli öğretmenler, sözleşme ile sorun çözülmüyor, nitelik de düşüyor. Psikolojik yansıması ise ayrı bir sorundur. Ayrıca, ataması yapılmayan öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasına inanıyorum.

Uygar ve çağdaş toplumların en fedakâr insanları öğretmenlerdir. Öğretmenler, çağın gereksinmelerine göre toplumun ekonomik ve sosyal istemlere uygun eğitim sistemini oluşturmak gerektiğini ifade ederler. Tabii ki bu sistemi yaşama geçirebilecek niteliklere sahip öğretmene ihtiyaç vardır. Bu da eğitim kurumlarının niteliğine bağlıdır. En önemli kanun eğitimin temel kanunudur.

Ahlaki, insani, maddi ve manevi değerleri topluma benimseten temel insan haklarını kavratan, bilimsel düşünce gücünü olgunlaştırarak genişleten odur.

Herkes bilir ki insan önce ana dili ile algılayabilir. O nedenle ana dilde eğitim isteme hakkı yasal ve doğal bir haktır. Aynı zamanda evrensel bir haktır. Bu demokratik haklar gasp edilmemelidir. Sezar'ın hakkı Sezar'a verilmelidir.

Öğretmen ve öğretmenlik mesleği yeterli niteliğe ulaşmadıkça, o ülkede en iyi eğitim sistemi de olsa öğretmene ekonomik olanaklar sağlamadıkça o ülkenin kalkınması zor olur.

Son on yılda öğretmen kalitesini yükseltmek amacı ile öğretmen yetiştiren bütün kurumlar belli bir çatı altında toplanmasına rağmen yeterli ve nitelikli öğretmen yetiştirilmediği ortadadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) - Geçmişten bir farkı yoktur. Eğer bir fark varsa ortaya konulmalıdır. İşte, eğitim sistemimizin içine düşmüş olduğu?

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Zenderlioğlu.

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) - Saygılarımla hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)