Konu:Millî Eğitim Bakanlığı Bünyesinde Görev Yapan Öğretmenlerin Sorunlarının Araştırılarak Çözüm Yollarının Belirlenmesi Amacıyla Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin 24/11/2011 Perşembe Günü Genel Kurulda Okunarak Görüşmelerinin Aynı Birleşimde Yapılmasına İlişkin Mhp Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:23
Tarih:24/11/2011


MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI BÜNYESİNDE GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ÇÖZÜM YOLLARININ BELİRLENMESİ AMACIYLA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN 24/11/2011 PERŞEMBE GÜNÜ GENEL KURULDA OKUNARAK GÖRÜŞMELERİNİN AYNI BİRLEŞİMDE YAPILMASINA İLİŞKİN MHP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Millet Mektepleri Başöğretmenliği" sıfatını alışının 83'üncü yıl dönümü bugün. 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanan bu günün de 30'uncu yılı. 1994 yılında dünya bu günün farkına varıyor, 5 Ekim 1994 gününden itibaren UNESCO tarafından da Dünya Öğretmenler Günü olarak bu belirleniyor. Yani bu gün, tüketim toplumu adına birtakım kapitalist çevreler tarafından üretilmiş bir gün değil. Çok önemli bir doku, çok önemli bir konu üzerine gündeme getirilmiş, toplumun en önemli kesimi, hayatımızda hepimizin var olan anne ve babamızdan sonra bizim yolumuzu aydınlatan, bize yol çizen bu değerli insanları, öğretmenlerimizi hatırlama günü. Bu sebeple başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete intikal eden tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyorum. Emekli olan tüm öğretmenlerimize sağlık, mutluluk diliyorum. Görev başında inançla, kararlılıkla, inatla, her şeye rağmen, kendilerine emanet edilen çocuklarımıza bilgiyi elde etmeyi, öğrenmeyi öğreten, ülkenin gerçeklerini gösteren, bilimi onlara rehber olarak edindiren bu değerli öğretmenlerimizin de 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutluyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum.

Bugünün özelliğine uygun olarak Türkiye'de öğretmenlerimizin sorunlarının değerlendirilmesi, araştırılması, çözüm önerilerinin Parlamento tarafından tartışılarak sunulması adına Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bir araştırma önergesi verdik. Bu konuya partiler üstü, siyaset üstü bakılmasını, sayıları 600 binin üzerinde, eğitim çalışanlarıyla birlikte neredeyse 1 milyona yakın insanın sorunlarının değerlendirilmesi adına bu hassasiyetin gösterilmesini istiyoruz. Öğretmenler toplumun temel taşları, yolumuzu aydınlatan, aydınlatırken kendileri eriyen mumlar. Bir insan kurtarmanın bir hayat, bir toplum kurtarmak olduğunu bilen bu değerli şahsiyetlerin yetiştirilmesi, hayata kazandırılması, eğitim hayatında hizmete sunulmaları, çalışırlarken karşılaştıkları problemler, özlük hakları, atamaları, maaşları, bütün bunlar hepsi birer sorunlar yumağı hâlinde.

Nereden başlayalım derseniz, Türkiye'nin bir öğretmen yetiştirmek gibi bir politikası yok. Köy enstitüleri denen bir model vardı, Türk milletinin özelliğine uygun bir model. Bir yerinde hata görüldü, pire için yorgan yakıldı, o kurumlar kapatıldı. Yerine öğretmen okulları açıldı. Öğretmen okulları da kapatıldı, adı "öğretmen lisesi" oldu. Anadolu'nun en seçkin, en zeki çocuklarının alındığı marka okullar oluşmuştu, Alpaslan Öğretmen Lisesi gibi, Savaştepe Öğretmen Okulu gibi. Bu marka okullardan yetişmiştir bizi yetiştiren birçok öğretmen. Şimdi öğretmenler memur alınır gibi KPSS puanıyla alınıyor. Nereden yetişiyor bunlar? Her yerden yetişiyor.

Uzun yıllar Millî Eğitim Müdürlüğü görevi yaptım. Bir veteriner öğretmen olarak atanmıştı. İki ay sonra geldi, karşımda ağladı "Öğretemiyorum ben çocuklara bir şey." diye. Demek oluyor ki öğretmenlik bir uzmanlık mesleği. Doktora "doktor" unvanını veriyorsun, avukatın önüne "avukat" yazdırıyorsun, unvansız insan öğretmenler.

Öğretmenleri yönetmek çok ayrı bir hususiyet ister. Bu insanların moralini bozmamak, motivasyonunu kırmamak, yaşama sevincini yok etmemek adına çok özen gösterecek yöneticiler gerekir. Türkiye'de eğitim yönetimi yöneticisi yetiştiren kurum da yoktur. Üniversite mezunlarını, işte, KPSS puanıyla alırız. Mübaşir alırken bile, karşımıza getiririz, boyuna bosuna, konuşmasına, diksiyonuna bakarız, öğretmenlikte bu yoktur.

Öğretmenleri alırız, Türkiye'nin, devletin kendi güvenliğini sağlayamadığı yerlere, "Git orada öğretmenlik yap, çocuklarımızı eğit." deriz. Hayata, mesleğe ilk defa başlamış bu insanlar oralarda ne yapacağını bilemezler. Meslek konusunda zaten yenidirler ve yabancıdırlar. Önceden hatırladığı öğretmenlerini taklit etmeye çalışırlar.

Değerli milletvekilleri, öğretmenlerin biriken büyük sorunlarını tek tek ele almak, bunlara çözüm bulmak zorundayız. Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye'de hükûmet, iktidar olduğundan bu yana AKP Grubu eski bakanlar grubu oluştu orada. Aynı iktidar döneminde Millî Eğitim bakanları değişti. Her yeni bakan, iyi niyetle, bir heyecanla, bu Bakanlıkta bir şeyler yapmaya çalıştı. Nimet Hanım "Şu kadar öğretmen alacağız." dedi, Maliye Bakanı "Vermem kadro sana." dedi, Hükûmetin bakanını öğretmen camiası karşısında mahcup duruma düşürdü. Yeni Bakanımızın annesi babası Hazreti Ömer gibi adaletli olsun diye adını "Ömer" koydu ve bu adaleti, partisinin de simgesi hâline gelen bu adaleti Millî Eğitim Bakanlığında uygulasın diye Millî Eğitim Bakanlığına getirdi. Hoş geldi, sefa geldi. Dileğimiz, umudumuz Bakanı baştan eleştirmek değil; onun heyecanlarına ve önümüzde ülkemiz adına, eğitim adına yapacağı hizmetlere, olumlu hizmetlere katkı vereceğimizi belirtiyorum.

Geçtiğimiz cumartesi günü Antalya'da Öğretmen Stratejileri Çalıştayı'na katıldım, orada Sayın Bakanı dinledim. Çok güzel bir açılış konuşması yaptı, konuşmasını takdir ettim. Umuyorum, diliyorum, bu konuşmalarını başarır. Ama Sayın Bakan baştan düğmeyi yanlış ilikledi. Özle değil, kabukla uğraşmaya başladı, hiç yöneticiliği olmayan birini, tuttu, genel müdür yaptı. Millî Eğitim Bakanlığı bir uzmanlık bakanlığıdır. Dışarıdan, sanki 600 küsur bin eğitimci, yönetici yokmuş gibi bu Bakanlıkta, başka yerlerden müsteşar getirdi. Yanlışları size kim gösterecek Sayın Bakanım? Grubunuzdaki milletvekillerini en azından dinleyiniz, onların tavsiyelerini dikkate alınız, konuya iktidar muhalefet açısından bakmayınız, bu yeni dönemi yeni bir umut olarak yeni bir şans olarak değerlendiriniz diyorum Sayın Bakana.

Sayın Bakan demin burada sizlere sorular sordu, o sorarken ben de Sayın Bakana sorayım diye birkaç soru hazırladım: Hiç idareciliği olmayan birisi genel müdür yapılır mı? Etik midir bu? Sayın Bakan, Millî Eğitim Bakanlığında 600 bin kişinin üstünde yetişmiş personel varken ana komuta merkezine, müsteşarlığa bu Bakanlıkla alakası olmayan biri getirilir mi? Geçim sıkıntısı çeken bir öğretmen sınıfta başarılı olabilir mi? Ailesi parçalanmış, çocuğundan ayrı kalmış öğretmen sınıfta nasıl başarılı olabilir Sayın Bakanım? Elinde şiddet gördüğüne dair raporu olduğu hâlde, eşi mahkeme kararıyla evinden uzaklaştırılan, evden can güvenliği sebebiyle uzaklaştırılan?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Süre çok kısıtlı?

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)