Konu:Kadına Yönelik Şiddetin Tespiti Amacıyla Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun Bilgisine Sunulmak Üzere Bekleyen Diğer Önergelerin Önüne Alınarak, 24/11/2011 Perşembe Günkü Birleşimde Sunuşlarda Okunmasına Ve Görüşmelerin Aynı Birleşimde Yapılmasına İlişkin Bdp Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:23
Tarih:24/11/2011


KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN TESPİTİ AMACIYLA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN BİLGİSİNE SUNULMAK ÜZERE BEKLEYEN DİĞER ÖNERGELERİN ÖNÜNE ALINARAK, 24/11/2011 PERŞEMBE GÜNKÜ BİRLEŞİMDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİN AYNI BİRLEŞİMDE YAPILMASINA İLİŞKİN BDP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisi üzerine söz hakkı almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün 24 Kasım, 25 Kasımın arifesindeyiz. Bu vesileyle grup olarak biz de kadına yönelik fiziksel, ekonomik, siyasal ve benzeri her türlü şiddetin kadın sağlığı üzerinde yarattığı etkilerin araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması için bir grup araştırma önergesi sunmuştuk, bunun da gündeme alınmasını talep ediyoruz.

Takdir edersiniz ki ayın 22'sinde ve 23'ünde de önce MHP Grubu, daha sonra CHP Grubu da gündem dışı olarak, gündeme alınması yönünde talepte bulunmuşlardı ama biz gerek basın yayından takip ettiğimiz oranda gerekse buradaki tartışmalar boyutuyla da ve iktidar partisinin bu konudaki tavrı dolayısıyla bir gündem yaratabilmiş değiliz henüz, bunun da altını çizmek gerektiğini belirtmek istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, 1960, Dominik Cumhuriyeti, 3 kız kardeş bir vahşetle kurban edildiler. Eğer bugün 25 Kasım bir mücadele, uluslararası mücadele ve dayanışma günü olarak biliniyorsa bunun arkasında yatan bir mücadele gerçeği vardır, kadın mücadele gerçeği. Tıpkı 8 Martta olduğu gibi New York ve tekstil işçileri açısından değerlendirdiğimizde. Kadınlar eğer bugün kendilerine yönelik şiddetin tartışılmasını bir mücadele günü olarak yahut bir kutlama günü olarak kabul ettirebildilerse bunun arkasında bir direnen kadın gerçeği vardır. Biz buradan kadın özgürlük mücadelesi uğruna yaşamını yitirmiş olan tüm kadınların anısı önünde saygıyla eğilerek konuşmamıza başlamak istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, "Gündem oluşmuyor." dedik. Evet, öncelikle Meclis Başkan Vekilimizin tavrı dolayısıyla Türkiye gündemine getirmek istediğimiz kadına yönelik şiddet provoke edildi, dün de Sayın Başbakanın Dersim yönündeki açıklamasıyla. Ama kadına yönelik şiddet gerçekten -Türkiye'nin karnesi dikkate alındığında- en öncelikli konulardan biri olarak düşünülmeli ve bununla mücadele noktasında da tüm siyasi partilerin ortaklaşması gerekmekte.

Değerli milletvekilleri, kadınlar evde, okulda, iş yerinde, sokakta, göz altında şiddete maruz kalıyorlar. Ama bu şiddetin gerek farkındalığının yaratılması gerek kovuşturulması gerek soruşturulması gerek faillerin cezalandırılması noktasında çok iyi bir karne sahibi değiliz. Bir kız çocuk olarak, bir kız kardeş olarak, bir abla olarak, bir anne, bir eş olarak, hatta bir nine olarak sahip olduğumuz sıfatlarla bizler toplumun yarısıyız ama maruz kalmış olduğumuz şiddet toplumun bilgisinden ve görgüsünden uzak tutulmaya çalışılıyor. Bu bir gerçek ve yine toplumun yarısı olmakla birlikte, yine birlikte yaşadığımız ve çoğu sevdiğimiz olan aile bireyleri tarafından şiddete maruz kalıyor olmamız açık ve ortadayken bununla ortak mücadele mekanizmalarını geliştirme noktasında ne yazık ki çok iyi bir noktada değiliz. Nasıl gerçekleştirebiliriz kadınların bu noktada var olan haklarının farkında olmasını ve bunun diğer insanlar tarafından da bilinir ve saygı duyulur olmasını? Bu konuda çok ciddi ve toplumun tüm kesimlerini içine katan bir mücadele içerisinde olmamız gerekiyor. Bugün evrensel anlamda güvence altına alınan ve bizim de çoğunu imzalamış olduğumuz ve Anayasa'mız hükmünde olan, iç hukukumuzun bir parçası hâline gelen ve yine kendi iç mevzuatımızda da -başta Anayasa olmak üzere- düzenlemeye kavuşturmuş olduğumuz birçok hak, insan hakkı kadınlar söz konusu olunca ne yazık ki aile bireylerinin isteği, aile bireylerinin bu hakkını tanıması, aile bireyleri tarafından bu hakkın kadınlara verilmesi şeklinde tezahürünü buluyor. Herkes temel insan haklarına sahiptir ama bir kadının bu insan haklarından yararlanabilmesi bazen aile içerisinde babanın, erkek kardeşin, bazen akrabaların bazen içinde yaşamış olduğu toplumun bu konudaki onayına bırakılır. Bu da esasında bir bütün olarak bunun üzerine nasıl gitmemiz gerektiği noktasında bir ipucu veriyor. Nasıl gündem oluşturabiliriz? Bunun için birden fazla kanal var. Evet, biz siyasetçiler olarak gündem oluşturabiliriz -ki bu konuda çok büyük bir acziyet içerisindeyiz- ama bunun dışında değişik araçları da kullanabiliriz.

Kadına yönelik şiddet haberleri artık sadece gazetelerin üçüncü sayfa haberi olarak ele alınmamalı. Şunu unutmamalıyız ki bu haberler tamamen şiddeti besleyen ve şiddetin tekrar tekrar kendisini üretmesine vesile olan haberler. Bu haberlerin kadına yönelik şiddet vakasını toplumun gündeminden ve ülkemizin gündeminden çıkarmamız için bir faydası olmadığını bilmekle beraber haberlere yer ve yön verilmesi gerek yazılı gerek görsel medyada bunun denetiminin sağlanması noktasında defalarca kez ilgili kuruluşların uyarılmış olmasına rağmen -en azından bizim partimiz tarafından- bir mesafe katedilemediğini görmekteyiz.

Çok açık ve net ortada oranlar var değerli milletvekilleri, biz çok rahat elde edemedik bu verileri. Yani çoğu zaman bakanlıklara kadına yönelik şiddet noktasında sormuş olduğumuz soruların cevaplarını alamıyoruz ama Adalet Bakanımız Sayın Sadullah Ergin bize bir cevap verdi 2002-2009 yılları arasındaki verilere dair. 2002-2009'a ait toplam veri 66 iken 2009 yılında bu veri 953'e tırmanmış. On iki aya böldüğünüzde neredeyse 100'e yakın bir rakamla karşı karşıyayız. Yani bu ülkede bu tablonun çok açık bir şekilde görünür olmasını sağlamak da bizlerin görevi. Eğer bir yıl içerisinde 953 kadın katlediliyorsa, cinayet işleniyorsa ve biz, bu noktada, hâlâ "Sorumluyuz, bunu gündeme alalım, bunu araştıralım." demiyorsak, biz bu topluma, en azından bu koltuklarda oturmak için bize vermiş oldukları emanete çok da layık bir hizmet üretebildiğimizi ifade edemeyiz.

953 kadın değerli milletvekilleri. Bu 2009 verileri ve bu verinin sürekli arttığını da, yani 2000'den 2009'a kadar sürekli arttığını ve henüz 2010-2011 verilerine de ulaşamadığımızı varsaydığımızda ciddi bir problem bu.

Şunu da ifade edebiliriz, şöyle bir ters orantı da var: Kadına yönelik şiddetle mücadele ettikçe bu sorunun bilinir olmasını da sağlayabiliyoruz. Mesela 2002 yılındaki 66 rakamı, bu şiddete karşı mücadele kanallarının genişletilmesi ve mücadele ortamlarının daha da artırılması vesilesiyle daha görünür olmuştur. En azından "Fare zehiri içti." denilerek doğal bir ölüm gibi gösterilmesi engellenmiş, bunun arkasında yatan bir katliam zihniyetinin, bir cinayetin olduğu da açığa çıkmıştır. Ama yeterli midir? Değildir. Bizler bir bütün, bu süreçle mücadele etmeliyiz.

Nasıl yapacağız? Şu an hâlâ komisyon çalışmaları devam ediyor, ülke bütçemizi tabii ki kadın sorunlarına duyarlı hâle getirebilmeliyiz. Sadece ilgili Bakanlığın bütçesiyle değil ki bu Bakanlığın bütçesine baktığımızda ayda 100'e yakın kadının katledildiği bir bakanlık bütçesinin Millî Savunma Bakanlığı bütçesinin dörtte 1'i olduğunu görüyoruz. Bu ciddi bir rakam arkadaşlar. Bunun üzerine gerçekten düşünmek, bütçenin kadına duyarlı hâle getirilmesini sağlayabilmek için ortak mücadele vermek gerekiyor.

Ve yine nasıl yapacağız? Toplumun bilgilendirilmesi ve bu bilginin bilince çıkartılması çok da kolay bir olay değil, çünkü bugüne kadar dinin yanlış yorumu ve feodalizmin etkisi dolayısıyla oluşmuş toplumsal değer yargılarını -bunlar on yıllar, hatta bazıları yüzyıllara dayanıyor- bir anda değiştirebilmek mümkün değil değerli milletvekilleri. Bunu yapabilmek için, evet, bir kuşağı gözden çıkartabiliriz, ama hangi araçları kullanacağımızı bugün tespit etmek zorundayız. Medyayı kullanacaksak doğru bir şekilde?

Eğer bu süreçle ciddi bir şekilde mücadeleyi önümüze hedef koyduysak, bunun bütçesini, ekonomisini ve en önemlisi kadrosunu, toplumsal cinsiyet eşitliğine inanan, bunu pratikte, yaşamda gösterebilmiş kadrolarla bu işi yürütebilmemiz gerekiyor. Hem kadrosunun hem ekonomisinin bir şekilde tekrardan, tekrardan gözden geçirilerek yenilenebilmesi gerekiyor çünkü bilinçlendirme dediğimiz olay bir anda gelişmiyor.

Evet, ilgili ceza maddeleri var. Bu ceza maddelerinden dolayı yargı önüne çıkma durumu da söz konusu ama bir ucunun da eğitim olduğunun ve ilkokuldan başlayarak eğitim materyallerinde kadına yönelik şiddet ve ayrımcı politikalara karşı bir bilgilendirmenin söz konusu olması gerekiyor.

Tabii, bunun dışında uygulama da çok önemli. Bir kadının maruz kalmış olduğu şiddet sonrası birlikte yaşadığı aile bireylerinin tavrı, daha sonra bir araya geldiği kolluk görevlileri ve daha sonra yargı önüne çıktıysa, eğer çıkabildiyse fail, oradan çıkan sonuç çok çok önemli, toplumun geneli açısından çok önemli. Tabii, bu noktada biz çok önemli bir mesafe katedebilmiş değiliz değerli milletvekilleri.

Mesela, erken yaşta evliliklerle ilgili, ben de bir önceki dönem Kadın Erkek Eşitliği Komisyonunun üyesiydim. Bir alt komisyon çalışması da yürüttük. O süreçte vermiş olduğumuz bir soru önergesine verilen cevap var. Erken yaşta evlilikle mücadele ediyoruz ama biliyoruz ki kıyılan dinî nikâh bunun toplumsal meşruiyetini beraberinde getiriyor. İlgili yasal düzenlememiz var. On sekiz yaş altı genç bayanlara, genç kadınlara dinî nikâh kıyanlara ceza öngörüyor bizim Ceza Kanunu'muz ama aldığımız cevap bu: "2002-2009 yılları arasında resmî nikâh belgesini görmeden dinî nikâh yaptığı iddiasıyla ilgili olarak 15 din görevlisi hakkında tahkikat yapılmıştır. Bunlardan 10 kişi hakkında iddianın asılsız olduğu anlaşılmıştır, 4 kişi hakkında disiplin yönünden gerekli cezai işlemler yapılmıştır, 1 kişi hakkında da hâlâ tahkikat devam etmektedir."

Değerli milletvekilleri, biz, cezanın henüz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Şunu bitirebilir miyim Sayın Başkan?

BAŞKAN - Sayın Ata, teşekkür ediyorum, uzatma yok.

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Konuşacak çok şey var değerli milletvekilleri. Kadına yönelik şiddeti önleme konusunda hepimizi bekleyen sorumluluklar var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)