Konu:Kadına Yönelik Şiddetin Nedenlerinin Araştırılması Hakkında Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin Genel Kurulun Bilgisine Sunulmak Üzere Bekleyen Diğer Önergelerin Önüne Alınarak, 23/11/2011 Çarşamba Günkü Birleşimde Sunuşlarda Okunmasına Ve Görüşmelerinin Aynı Birleşimde Yapılmasına İlişkin Chp Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:22
Tarih:23/11/2011


KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN NEDENLERİNİN ARAŞTIRILMASI HAKKINDA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN GENEL KURULUN BİLGİSİNE SUNULMAK ÜZERE BEKLEYEN DİĞER ÖNERGELERİN ÖNÜNE ALINARAK, 23/11/2011 ÇARŞAMBA GÜNKÜ BİRLEŞİMDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI BİRLEŞİMDE YAPILMASINA İLİŞKİN CHP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AZİZE SİBEL GÖNÜL (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin kadına yönelik şiddetin nedenleriyle bu nedenlerin ortadan kaldırılması için yapılacakların tespiti amacıyla vermiş olduğu grup önerisinin üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, kadına yönelik şiddet dünyanın her bölgesinde olduğu gibi Türkiye'de de bir sorun olarak varlığını devam ettirmektedir. Kadına yönelik şiddet, kadınları en temel insan haklarından mahrum etmektedir, kadınlarla erkekler arasında eşit olmayan güç ilişkilerinin sonucu ortaya çıkan toplumsal bir sorun ve önemli bir halk sağlığı problemidir. Uluslararası kamuoyunda kadına yönelik şiddetin bir insan hakları ihlali olarak ele alınmasının en önemli sonucu bu konuda devletin sorumlu kılınmasıdır. Kadına yönelik şiddet artık sadece kadın meselesi değil, kadın ya da erkek tüm insan hakları savunucularının üzerinde çalıştıkları bir konudur. Bu nedenle kadına yönelik şiddet konusu bütüncül bir yaklaşımla ve tüm sektörlerin iş birliğiyle ele alınması gerekmektedir. Bu konu özellikle 1980'li yıllardan itibaren kamuoyunun ve devletin gündeminde olmuştur. Ancak son yıllarda özellikle yasal anlamda birçok çalışma yürütülmüş ve olumlu gelişmeler izlenmeye başlanmıştır.

Kısaca bahsedersek, aile içinde şiddete maruz kalan kadınların korunması amacıyla 1998 yılında yürürlüğe giren ve 2007 yılında yeniden düzenlenen 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun önemli bir dönüm noktasıdır. Söz konusu Kanun ile aile içinde şiddete maruz kalan bireylerin korunmasına yönelik olarak aile mahkemesi hâkimleri tarafından alınabilecek tedbirler düzenlenmiştir ve dört maddeden oluşmaktaydı.

Geçen dönem, öncelikle bu dönem başkanlığını yaptığım Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun alt komisyon olarak çalıştığı ve kadına  yönelik  şiddetin önlenmesinde mevzuattaki ve uygulamadaki noksanların tespitine ilişkin rapor bulunmaktadır. Bu rapor ile Komisyonumuz alanında uzman, başta aile mahkemesi hâkimleri olmak üzere sivil toplum kuruluşları temsilcileri, öğretim üyeleri, bakanlık temsilcileri dinlenmiş, sorunu yerinde görmek üzere  kadınsığınma evlerine çalışma ve inceleme ziyaretleri gerçekleştirilmiştir. Çok ses getiren bu çalışmamızın sonuçlarını değerlendirmek üzere  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı  başta olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlara dağıtmış bulunmaktayız.

Yine, bu dönem, İnsan Hakları Komisyonumuz kadına yönelik şiddet ile ilgili alt komisyon kurmuş ve söz konusu komisyona da Komisyonumuz üyelerimizden bir milletvekili arkadaşımızı görevlendirmiş bulunmaktayız ve bu komisyon şu anda çalışmalarına devam etmektedir.

Bu çalışmalar neticesinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın hazırlamış olduğu tasarı  artık ihtiyaçlara cevap vermediği görülen 4320 sayılı  Ailenin Korunmasına Dair  Kanun'un yerine geçecek önemli bir tasarıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın bu ihtiyaca cevaben çok geniş bir konsensüs sonucu hazırlamış olduğu ve tüm tarafların takdirini kazanan kanun tasarısı  yirmi altı maddeden oluşmuş olup 4320 sayılı Kanun'dan oldukça farklı ve önemli düzenlemeler getirmektedir.

Kısaca bahsedersek, tasarıyla korunan bireylerin kapsamı bir kere genişletilmiştir. Cumhuriyet başsavcılıkları ve kolluk bünyesinde şiddetten korunma birimleri kurulmuştur.

Tasarı kapsamında denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlükleri oluşturulmuş ve bu müdürlüklere, korunan bireylerin hakları, destek alabilecekleri kurumlar, iş bulma, psikososyal ve ekonomik sorunların çözümü hakkında danışmanlık ve yardımcı olma görevleri yüklenmiştir.

Bununla birlikte tasarının getirdiği en önemli yeniliklerden iki tanesi de erteleme ve seçenek yaptırımlara hükmedilemeyeceği ve davaların acele işlerden sayılarak adli tatilde de görüşülebileceği hususlarıdır. Koruyucu tedbir kararlarının daha etkin uygulanması amacıyla elektronik izleme yöntemiyle takip sistemi geliştirilmiştir.

Bununla beraber komisyonumuzun dün yapmış olduğu toplantıda tali komisyon olarak görüştüğümüz kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nı uygun görüşle esas komisyon olan Dışişleri Komisyonuna göndermiştir. İstanbul'da imzalanmış olması sebebiyle "İstanbul Sözleşmesi" olarak anılan bu sözleşme, kadına yönelik şiddetle ilgili ilk uluslararası sözleşmedir.

81 maddeden oluşan, ayrıntılı bir uluslararası anlaşma olan bu anlaşma kanun hâline gelecek ve kadına yönelik aile içi şiddet konusunda onaylayan ülkeler çok detaylı ve ağır yükümlülükler altına girecektir. İşte bu denli ayrıntılı bir sözleşmeyi ilk onaylayan ülke olmak için olağanüstü bir çalışma yürüten değerli milletvekili arkadaşlarımı kutluyorum. Bugün, esas komisyon, Dışişleri Komisyonunda görüşülüp ivedi bir şekilde Genel Kurula gelecek olan bu uluslararası anlaşmanın hayırlı olmasını diliyorum.

Yapılan yasal düzenlemenin dışında, demin konuşmacı arkadaşımın da bahsettiği gibi 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü münasebetiyle başlattığımız, Sayın Başbakanımızın da imzaladığı "Biz de varız." imza kampanyasını buradan sizlere duyuruyor ve hepinizin desteğini bekliyoruz.

Her nerede olursa olsun sporda, trafikte, Mecliste, ailede kadına, çocuğa şiddete her zaman hayır diyoruz.

Ve şöyle söylemek istiyorum: Kavgayı ağacın yaprağına yazmak isterdim, sonbahar gelsin, yaprak dökülsün diye. Nefreti bulutların üstüne yazmak isterdim, yağmur yağsın, bulutlar yok olsun diye.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - İnsanların üstüne yağıyor yağmur, tabiata yağıyor, aman üstüne yağmasın.

AZİZE SİBEL GÖNÜL (Devamla) - Öfkeyi karların üstüne yazmak isterdim, güneş açsın, karlar erisin diye. Sevgiyi ve dostluğu yeni doğmuş tüm bebeklerin kalbine yazmak isterdim, onlar büyüsün, tüm dünyayı sarsın diye.

Sevgiyle, dostlukla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)