Konu:2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi Ve 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:38
Tarih:12/12/2012


2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Diyanet İşleri Başkanlığımızın bütçesi konusunda Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Diyanet İşleri Başkanlığımız, Türk toplumunun Müslüman olduğu günden bugüne manevi yapısını oluşturan, onun dünya ve ahiret saadetini temin eden, zirveye çıktığımız yönetim döneminde, Osmanlı Devleti'nde de bu işleri üstlenen yüce bir kurumdur. Bugün içinde bulunmak ve mensubu olmakla onur duyduğumuz Türkiye Cumhuriyeti'nce, kurulduğu günlerde de aynı görevi, aynı işlevi üstlenmek üzere meşihat makamının günümüzdeki temsilcisi olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.

Sayın milletvekilleri, cumhuriyeti kuran irade, devleti kuran irade, Diyanet İşleri Başkanlığımızın o günkü şartlar içerisinde sosyal, kültürel, dinî, hatta demografik yapısı göz önüne alınarak bugünkü yapısal şeklini aldırmış ve bundan sonra da ebediyete kadar Türk toplumunun bekasının zeminini oluşturacak değerleri onun bünyesinde oluşturmuştur.

Diyanet İşleri Başkanlığımız kurulduğu günlerde, Başbakanlığa bağlı olarak 2 tane başkanlıktan birisi olmak sıfatıyla ne kadar önemli bir değere sahip olduğu, toplum için ne kadar önemsendiği hususu fevkalade önemlidir. Zira, Genelkurmay Başkanlığından da önce bir protokole verilmek ve devlet bütçesinden önemli kaynaklar hazırlanmak suretiyle toplumun inanç, ibadet ve ahlakla ilgili ihtiyaçlarını, din konusundaki problemlerini çözmek ve yürütmekle görevlendirilmiş olan bu kurum, bugün, beka arzusu içinde olan Türk milleti için de fevkalade önemlidir ve önemli olmaya da devam edecektir.

Aziz milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığımız, bugün, 130 bini aşan personeliyle sadece ve sadece Türkiye'de değil, Türkiye'nin dışında da Türk milletinin şerefini, Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını ve inanç konusunda muhtaçlıktan dolayı acze düşmüş insanlığın ihtiyaçlarını karşılamak üzere önemli bir görev ve sorumluluk üstlenmektedir. Bugün, Diyanet İşleri Başkanlığımız, Türkiye Cumhuriyeti devletinde hiçbir devlet kurumunun ulaşamadığı, hiçbir devlet görevlisinin bulunmadığı yerlerde de görev ifa etme ve devletimizi temsil etme bakımından da önemli bir görev ve sorumluluk üstlenmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığımız, kurulduğu günlerde, insanlığın din konusunda aydın olabilmesi, hurafe, batıl ve cehaletten kurtulabilmesi için fevkalade önemli 2 eseri günümüze kazandırmış ve bugün bile, Diyanet İşleri Başkanlığımız bunların benzerini meydana getirmekte acze düşmüştür. Kamil Miras ve Ahmed Naim hocalarımızın hazırlamış olduğu "Tecrid-i Sarih/ Sahih-i Buhari" tercümesi ve merhum Hamdi Yazır'ın kaleme aldığı ve bugün, hâlâ, ilahiyat hocalarımızın bile benzerini meydana getiremediği "Hak Dini Kur'an Dili", o dönemin eserleri olması bakımından bir gurur ve övünç vesilesidir. Diyanet İşleri Başkanlığımızın toplumun din konusundaki ihtiyaçlarını karşılayabilmesi bakımından, merhum Ahmet Hamdi Yazır'ın ifadesiyle, hâlâ tren yolunda deve yürütülmemesi gerektiğini düşünmek ve bugünün insanının ihtiyacına, karşı karşıya kaldığı dinî problemlerin çözümünde bir katkı üretmek zorunluluğunda olduğunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Yine aynı şekilde, merhum Âkif'in ifadesiyle, doğrudan doğruya Kur'an'dan alarak ilhamı, asrın idrakine İslam'ı sunmak için, Diyanet İşleri Başkanlığı yöneticilerimizin omuzlarında büyük bir görev ve sorumluluk vardır. Dolayısıyla, bu konuda başarılı olabilmek, insanlarımızın ihtiyaç duyduğu bilgileri ona sunabilmek ve karşı karşıya kaldığı manevi problemleri çözebilmek için Diyanet İşleri Başkanlığımızın bütçesi bu seviyede değil, bundan daha fazlasıyla da artırılsa yeridir ve mutlaka bu imkânlar onlara sağlanmalıdır.

Din görevlilerimiz toplumun model insanlarıdır, örnek insanlarıdır  ve onların peşinden giden insanların hem dünya hem de ahiret saadetine kavuşacakları ümit ve  beklentileri her zaman olmuştur. Bu nedenle, din görevlilerimizin eğitilmesi, yetiştirilmesi bakımından eğitim merkezlerimizin modernize edilmesi, yurt dışına gönderilecek elemanlarımızın, İngilizce bilenlerinin Fransa'ya, Fransızca bilenlerin Almanya'ya gönderilmesi değil, gerçek anlamda hangi toplumda görev yapacaksa o toplumun dilini, dinini bilen insanların oralarda görevlendirilmesi, öyle sanıyorum ki, dinler arası mücadelenin olduğu şu âlemde İslam dininin yüceliğini ispat etme bakımından fevkalade önem, görev ve sorumluluk ifa edecektir.

Aziz milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığımız bugün sahip olduğu imkânlar itibarıyla insanlığa model olacak ise, öncelikle kendilerinin de bu noktada model olduğunu hissetmeleri lazım gelir. Öyle görülüyor ki, üzülerek ifade etmem gerekirse, bugün, Diyanet İşleri Başkanlığımızda yapılan atamalar, bir şekilde kul hakkının, adaletin, liyakatin ve hakkaniyetin göz ardı edildiği? Manevi sorumluluğu başkalarına öğretmesi gerekenlerin öncelikle bu konuda duyarlı olmaları gerektiğini hatırlatıyorum.

Müftülerimizin merkeze toplanması adalet ölçüleriyle ne kadar bağdaşıyor bilmiyorum ama teşkilat kanununun değişmesinden sonra, iki yıllık bir süreye yakın, tedvirle de değil, görevlendirme suretiyle daire başkanı olabileceklerin maddi haklarının bile göz ardı edildiği bir kurumda adaletin gereği şekilde işlemediği duygusu, doğrusu bir Müslüman ve diyanet alanında çalışmış birisi olarak beni üzmekte, eminim ki, kalbinde Allah korkusu olan herkesi de titretmektedir diye düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığımızda yakın gelecekte bir uygulama daha oluyor. Bu ay içerisinde şeflerimiz ve vaizlerimiz rotasyon adı altında başka taraflara gönderilme gibi bir endişeyi yaşıyorlar. En azından şunu hatırlatmak isterim: Yaşanan kış şartları ve hava muhalefeti nedeniyle, bu rotasyon olacak ise o insanların aileleri, çocukları ve yaşam şartları göz önünde bulundurularak daha müsait bir zamana ötelenmesi, öyle tahmin ediyorum ki, Diyanet İşleri Başkanlığımızın yetkililerinin ve etkililerinin herhâlde teşkilatı dikkate alması ve göz ardı etmemesi gereken bir husus olarak düşünüyorum.

Çok aziz davetliler, kıymetli misafirler, aziz milletvekilleri; şunu unutmamanızı istiyorum: Diyanet önemli bir kurum. Diyanetin önemli olması şeref-ül mekân bil mekîn olmasıyla doğru orantılıdır. Dolayısıyla, Diyanet İşleri Başkanlığında çalışan arkadaşlarımızın?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ERDEM (Devamla) - ?görevlilerin önce Allah'tan korkmalarını, sonra devletine ve milletine hizmet etmenin bilincinde olmalarını ve bu vesileyle de Diyanete sahip çıkmalarını tavsiye ediyor, yüce Meclisinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.