Konu:2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi Ve 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:37
Tarih:11/12/2012


2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA AYLİN NAZLIAKA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğünün 2013 bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce divanı saygıyla selamlarım.

Sahip olduğu kültür mirası ve gayrimenkuller ile ülkemizin dört bir yanında faaliyet gösteren, hizmet alanı nedeniyle çok geniş kitleleri ilgilendiren Vakıflar Genel Müdürlüğü bu özelliklerine karşın kamuoyuna kapalı olan kurumlarımızdan birisidir maalesef. Kaç vakfın denetlendiği, kaç mütevelli heyetinin görevden alındığı, ne gibi usulsüzlük dosyalarının saptandığı, vakıf mallarının hangi bedellerle kimlere kiralandığı gibi bilgilerin bugüne kadar kamuoyuyla paylaşıldığına hiç şahitlik etmedik.

Değerli milletvekilleri, Vakıflar Genel Müdürlüğüyle ilgili son günlerde konuşulan konulardan bir tanesi de Vakıfbank hisselerinin hazineye devriyle ilgilidir. Eylül 2012 tarihinde Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan yapmış olduğu bir açıklamada Vakıfbank'ın yüzde 58,51 oranındaki hisselerini bedeli karşılığında hazineye devredeceğini söylemiştir. Daha sonra da Vakıflar Genel Müdürlüğü yine bir açıklama yapmıştır, amaç tabii, kamuoyunu ısıtmaktır. Yapılan bu açıklamada hisse devri konusunda yasal bir engel olmadığı ve bu devirle birlikte Vakıfbank'ın hukuki statüsü ve sermaye yapısına ilişkin belirsizliklerin, tereddütlerin ortadan kaldırılacağı söylenmiştir. Şimdi buradan sormak istiyorum Sayın Bakan: Vakıfbank'ın hisse devriyle ilgili bir görüş bildirmek siyasi otoritenin mi, yoksa bürokratların mı işidir? Bürokratlar hangi yetkiyle böyle bir açıklama yapmaktadır?

Yine, Sayın Bakan, Plan ve Bütçe görüşmesi esnasında da size benzer bir soru yöneltildi, orada siz de yapmış olduğunuz açıklamada, şu anda bu yönde birtakım görüşmeler olduğunu söyleyerek Vakıfbank'ın bir kamu bankasına dönüştürülebileceğine yönelik olarak bazı sinyaller verdiniz. Yani Halk bankasını satmak için gün sayan Hükûmet, anlaşılan o ki yeni bir kamu bankası daha yaratarak onu da satmanın yollarını aramaktadır.

Şimdi, Sayın Bakan, ben sizin çok zeki ve hafızası çok güçlü biri olduğunuzu gayet iyi biliyorum, hepimiz biliyoruz. Bir tutanak göstermek isteyeceğim, hemen hatırlayacaksınız, 2000 yılında Fazilet Partisi Manisa Milletvekiliyken yapmış olduğunuz bir açıklamayla ilgili. Bakın neler demişsiniz Sayın Bakan: "Vakıflar Bankasının sermayesinde devletin bir kuruşluk katkısı yoktur. -çok doğru- "Bu durumda devletin kendisinin olmayan bir bankayı satışa çıkarması hem Anayasa'mızın 2'nci maddesinde ifade bulan hukuk devleti ilkesine hem de evrensel hukuk kurallarına aykırıdır." Böyle demişsiniz. Sormak istiyorum size, bu sözlerinizin arkasında mısınız?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) - Bana bakmanıza gerek yok.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Rahatsız oluyorsanız size bakmadan da konuşabilirim elbette.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) - Hayır, ikide bir bana bakıyorsunuz, Genel Kurula konuşsanız...

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Peki.

Vakıfbank hisselerinin hazineye devrinin hukuka uygun olmadığı ortadadır ama şunu öğrenmek istiyoruz: O zaman bu devir işlemiyle ne yapılmak isteniyor, kimlere peşkeş çekilmek isteniyor, bunu bilmek istiyoruz elbette. Anlaşılan o ki devletin elinde ne varsa öldüm pahasına satan iktidar şimdi de gözünü vakıf mallarına dikmiştir.

Gene yaz aylarında Sayın Bakan bir açıklama daha yaptı ve dedi ki: "Kapatılan ve mal varlıklarına el konulan yaklaşık 20 kadar vakfa iadeiitibar yapılacaktır." Elbette hiç kimsenin hukuk kuralları içinde faaliyet gösteren bir vakfın kapatılmasıyla ilgili olarak farklı bir görüşü olamaz, biz buna saygı duyarız, hele hele demokrasi dışı bazı güçlerin baskısıyla eğer bu vakıflar kapatıldıysa bundan biz de rahatsızlık duyarız çünkü siz 1990-2010 yılları arasındaki vakıflardan bahsetmiştiniz. Ve tabii ki iadeiitibar yapılması da bu anlamda olumludur ama şunu belirtmek gerekiyor: Sizler kurumlara iadeiitibar yapabilirsiniz ama asla ve asla kendi kaybettiğiniz itibar için iadeiitibar yapamayacaksınız. Bu mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, Vakıflar Genel Müdürlüğünün denetlediği vakıflardan biri de sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarıdır. İktidarın yardım bürosu gibi çalışan, özellikle seçimlerde AKP'nin başarısı için önemli görevler verilen bu vakıfların denetlenmesi 3 ayrı organ tarafından yapılmaktadır: İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü.

Şimdi, ilk başta bu, kulağa çok hoş geliyor, 3 ayrı kurum denetliyor, çok daha saydam, çok daha hesap verilebilirliğin olduğu bir ortam söz konusuymuş gibi düşündürüyor ancak maalesef pratikte bu böyle yürümemektedir. Baktığımızda, görüş ayrılıkları nedeniyle bekletilen dosyalar vardır, beş altı yıla kadar dayanan denetim süreleri vardır. Onun için, burada birçok konunun kilitlendiğini, denetimin tam olarak yapılmadığını görüyoruz. Onun için, gene buradan Sayın Bakana sormak istiyorum: Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kanalıyla son beş yılda kaç proje için, ne kadar nakdî kredi verilmiştir? Tahsil edilmeyen kredilerin miktarı nedir? Eşe dosta peşkeş çekilen ne kadar kredi bataktır? Bu kapsamda müfettişleriniz tarafından kaç vakıf ve dosya işlemi yapılmıştır?

Şimdi size bir hukuk katliamından daha bahsetmek istiyorum. Bu da Vakıflar Kanunu'nun 11'inci maddesiyle ilgilidir. Bu maddenin yaptığı düzenleme, aslında, yöneticilerin kanunda öngörülen bilgi ve belgeleri zamanında vermemesi, gerçeğe aykırı beyanda bulunması hâlinde verilecek cezaları düzenlemektedir. Ancak, ne yaptı Vakıflar Meclisi? 07/02/2012 tarihinde bir düzenleme yapma gereği duydu. Herhâlde bu cezai işlemler birisinin canını yakmış olmalı ya da birileri bundan çıkarları engellendiği için rahatsız olmuş olmalı ki yapılan yeni düzenlemeye göre kanunda bir değişiklik yapılabileceğini ifade etti, hatta yakın zamanda bir değişiklik yapılacağı ifade edildi ve vakıf yöneticilerinin görevden alınmasına ilişkin dosyaların bekletilmesine karar verildi. Sorarım size: Bu uygulamayla kimleri koruyorsunuz, kimler koruma altına alınmıştır?

Peki, aradan on ay gibi bir süre geçmiştir, siz yakın dönemde bir düzenleme değişikliği yapacağınızı, o yüzden kanunun bu maddesinin beklemeye alınmasını bir nevi garantilemiştiniz. Peki, on aydır bir kanun maddesi de çıkarmadınız. O hâlde, neden böyle bir değişiklik yaptınız ve Vakıflar Meclisi kendini, millet iradesiyle seçilen milletvekillerinin bulunduğu Türkiye Büyük Millet Meclisinden daha mı üstte konumlandırmaktadır, kendini daha mı yukarıda pozisyonlandırmaktadır, bunu da bilmek istiyoruz.

Sayın Bakan, yaşanan bu hukuksuzluğun siyasi sorumluluğu kime aittir? Böylesi bir hukuk skandalına imza Atan Vakıflar Genel müdürü başta olmak üzere, Vakıflar Meclisinin derhâl ve derhâl istifa etmesi gerekmektedir.

"İleri demokrasi" ve "millet iradesi"ni dilinden düşürmeyen AKP iktidarının ülkeyi getirdiği manzara budur. Bunun adı "tek parti diktası"dır, "AKP diktası"dır, sahibinin sesi olan "bürokrasi diktası"dır.

Ben, bütçemizin, 2013 bütçemizin vatanımıza hayırlı olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Nazlıaka.