Konu:2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi Ve 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:36
Tarih:10/12/2012


2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'yla 2011 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarısı hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, nezaket gösterseler?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen yerinize oturunuz. Değerli milletvekilleri, eğer siz dinlemezseniz başkaları da sizi dinlemez. Lütfen yerinize oturunuz. Bir on dakika sabredin, ondan sonra zaten oylamaya geçeceğiz.

Buyurun efendim.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Sayın milletvekilleri, Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas'ı dinledik demin. Sayın Abbas'a Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak Türkiye'ye hoş geldiniz diyor, Filistin'in Birleşmiş Milletlere üye olmayan gözlemci devlet statüsü kazanmasını tebrik ve takdirle karşılıyor, hayırlı olsun diyoruz. Filistin'in Birleşmiş Milletlerin tam hukuklu devlet statüsüne kavuşması da en büyük dileğimiz.

Sayın milletvekilleri, bütçe görüşmeleri başladığından beri muhalefet ve Hükûmet, iktidar burada görüşlerini ifade etmekteler. İktidar on yıldır bu ülkeyi tek başına, Adalet ve Kalkınma Partisi, yönetmektedir. Eğitimden ekonomiye, turizmden teröre, tarımdan ticarete, 2012 rakamlarıyla hep karşılaştırmaktalar ve karneyi vatandaşın verdiğini ifade ederek çok başarılı olduklarını iddia etmekte ve buna da samimi olarak inandıklarını görmekteyim. Üzülerek ifade ediyorum ki, Türkiye, aldıkları Türkiye değil yani tarımı ele alın, kendi kendine yeten bir ülke on yılda bir ithal ülkesine döndü. Bu ülke tarihinde ilk defa kurbanlıkları ithal etti.  Tarımda, önceden, 1 inek 1 eve bakardı, bugün 1 ev 1 ineğe bakamaz hâle geldi. Yem fiyatlarının yüksekliği nedeniyle vatandaş hayvanlarını besleyemiyor; saman ithal edilir hâle geldi Türkiye'de. Eğer bununla övünülüyorsa "pes" derim ben. Tarım Bakanı burada, diğer bakanlar burada, bir vicdan muhasebesi yapmalarını bu bütçe dolayısıyla diliyor, 2013 yılında bu yanlışlardan dönülmesini temenni ediyorum. Yoksa, biz, Hükûmetin, iktidarların başarılı olmasını, vatandaşın yaralarını sarmasını, insanların refah seviyesini yükseltmelerini isteriz, bekleriz, buna karşı olan kim olabilir? Ancak, ortada görünen tablo maalesef öyle değildir. Rakamlar veriliyor, rakamlarda millî gelirin kişi başına şu kadar yükseldiğinden bahsediliyor. Ben de diyorum ki evet, bir yükselme var Türkiye'de, ancak şunu da söylesenize sayın yönetim, Sayın Hükûmet: Nüfusun yüzde 20'si millî gelirin yüzde 46,7'sini alıyor. En alt gelir dilimi ise millî gelirin 5,7'sini alıyor. Yani en üst gelir dilimi ile en alt gelir dilimi arasında, Türkiye'de, 8 kat var. OECD raporlarında deniyor ki: "Bir ülkede, en alt gelir grubu ile en üst gelir grubu arasındaki fark 8 kat olursa o ülkede kargaşa olur, kaos olur." Sizin bunu önlemek gibi bir niyetinizin olmadığını bu iddialardan görmekteyim. "Allah milletimizi korusun." temennisinde bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bütçenin içeriğine baktığımızda, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 26'sını yönlendiren bir bütçe önemli bir bütçe. Bu bütçenin kamuoyunda yeterince tartışılıp olgunlaşarak buraya gelmesi gerekirken burada tartışılır hâle geldi, kamuoyu, sivil toplum kuruluşlarının görüşleri gözden uzak tutuldu.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmetinin bu ülkede takip ettiği yol, bir ithal ekonomisini ülkede hakim kıldı, üretimi durdurdu. Yani biz, Ege'nin ovalarında, Akdeniz ovalarında pamuk üreten bir ülkeyken, Yunanistan'dan pamuk almaya ve Yunan çiftçisini zenginleştirmeye çalıştık.

Ülkedeki yoksul sayısını rakamlara vurarak, 9 milyon 600 bin yeşil kartlı, yani -devletin istatistiklerine girmiş- her ay kendisine baktığımız, yoksul, mağdur insanlarımızın sayısını çoğalttık.

Üretimi özendirmek, ülkede birlik ve beraberliği sağlamak iktidarın görevidir; bunu sağlayıp, ülkede üretimin artırılması, üretimin teşvik edilmesi gerekir. Bu ülkede biz sıvı yağa 3 milyar dolar para verirken, bu ülkenin çiftçisi mi yok, bu ülkenin tarlaları mı yok, niçin bu ülkede üretilmiyor da 3 milyar dolar dışarıya veriyoruz? Bunların muhasebesinin yapılması lazım her yıl bütçelerde. Tarım Bakanlığının, bunun artırılması için gayretleri olması lazım. "Ziraat Bankası vatandaşa şu kadar kredi verdi." diye ifade ediliyor. Bu kredileri vatandaş ödeyebiliyor mu? İfade edildiği gibi, açılan mahkemeler kanalıyla vatandaşlar icralarda evlerini, traktörlerini kaptırmış durumdalar. Balıkesir'in Havran ilçesinin Kobaklar diye bir köyü var, köyün tamamı bankanın. Herkes birbirine kefil olmuş, hiç kimse parasını ödeyememiş, köyün tamamı bankanın eline geçmiş. Bunun gibi nice köyler, nice mağdur insanlar var.

İntiharların had safhaya vardığı, boşanmaların arttığı gerçeğini siz halkın arasına girdiğinizde görmüyor musunuz? Bu muhasebeyi yapmak, vicdani bir öz eleştiride bulunmak gerekir diye düşünüyorum.

Bütçede Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan pay, bu sene geçen yıla nazaran artırıldı. Yüzde 12 civarında olan bu artış Millî Eğitim Bakanlığının, Hükûmetin 4+4+4 zıtlaşması, inatlaşmasıyla getirdiği sistemden kaynaklanıyor. Bu sistemin alt yapısını telafi etmek için bu parayı kullanacaklar

Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı, diğer bakanlıklarda da olduğu gibi, bir keşmekeşin içerisinde. Teşkilat yapısında başların ayak, ayakların baş yapıldığı, 5 yaşındaki çocuğun, inatla "altmış aylık" üzerinde durup, sabahın yedisinde, yedi buçuğunda okula gidip, öğlencilerin akşamın saat 19.15'inde okuldan çıktığı, okullarda güvenliğin olmadığı, uyuşturucunun had safhada bulunduğu bir sistem içerisinde, bütçede, Millî Eğitim bütçesinde eğitime ayrılan pay, yüzde 6'dır. Bu payın yüksek olduğunu ifade eden yetkililere ben, 2002 yılında bu payın yüzde 17 olduğunu ifade etmek istiyorum. Yüzde 6'lık eğitim öğretime ayrılan paydan elde edilecek ne olabilir? Bu gerçekleri bir kenara bırakan Hükûmet ve Bakanlık, ısrarla gündem değiştirmek, bu eksikleri örtmek, öğretmen açığını göz ardı etmek, atama bekleyen öğretmenlerin çaresizliğini örtmek adına bir kılık kıyafet serbestîsi şeklinde bir yönetmelik ortaya çıkardı.

Değerli milletvekilleri, artık Türkiye, elli yıl öncesinin Türkiye'si değil, siyah önlükler, beyaz yakalar yok. Her okulun bir adı, bir kimliği var, bir üniforması var. O okulun öğrencisi dışarıda tanınır. "O okulun öğrencisiyim" diye dışarıda yanlış yapmaktan çocuk çekinir. O okulun öğrencileri dışarıda veli ve öğretmenler tarafından takip edilir. Eğitimleri okulun dışında da sürdürülür.

Şimdi "Velilere forma parası yüksek geliyor." diyor Sayın Bakan, böyle bir garip iddia içerisinde. Bu gerekçeyle bunu getirdiklerini ifade ediyor. Çünkü Sayın Bakan, Millî Eğitim Bakanı öğrencileri müşteri, öğretmenleri üç ay yan gelip yatan, öğretmen adaylarını da Eminönü Camii bahçesindeki güvercinler olarak görmektedir. Böyle bir bakış açısı içerisinde Türkiye'nin sorunlarının çözülmesi ve eğitim öğretimin bu şekilde bakılarak bir yerlere götürülmesinin mümkün olmadığını ifade ediyorum.

Bütçenin 2013 yılında ülkemize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarında alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.