Konu:2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi Ve 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:36
Tarih:13/12/2011


2012 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2010 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe görüşmeleri içerisinde Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Kredi ve Yurtlar Kurumu, 351 sayılı Kanun'la kurulmuş yasal bir kuruluştur. Ancak bu yasal Kuruluş, bugün pek çok sıkıntılar, pek çok problemlerle iç içe bulunmaktadır. Anayasa'mızın 42'nci maddesine göre "Kimse eğitim ve öğretim haklarından mahrum bırakılamaz." sözüne rağmen bugün Kredi ve Yurtlar Kurumundaki bazı yetersizlikler ve imkânsızlıklar dolayısıyla öğrencilerimiz büyük bir mağduriyet yaşamaktadırlar. Şu anda, 1961 yılında kurulmuş olan bu Kuruluşun 50'nci yılını kutluyoruz. Bu vesileyle orada çalışanları da tebrik ediyor, başarılı olmalarını diliyorum.

Kredi ve Yurtlar Kurumu, 2009-2010 yılı içerisinde üniversitelerimize giren yükseköğrenim öğrencilerinin yurt taleplerinin yüzde 30'unu ancak karşılayabilmişti ama 2010-2011 öğretim yılında ise bu sayı daha da azalarak maalesef yüzde 16'lara düşmüştür. Dolayısıyla, zor şartlarda, güç şartlarda üniversite öğrenimini yapmak üzere Anadolu'nun çeşitli yerlerinden gelen veya Anadolu'nun çeşitli yerlerine öğrenim yapmak için giden öğrencilerimizin pek çoğu devlet imkânlarından anayasal bir hak olmasına rağmen yararlanamamakta ve bundan dolayı da büyük bir mağduriyet yaşamaktadır. Bunun çeşitli sebepleri vardır ama özellikle bir iki hususun altını çizmekte yarar görüyorum.

Hatırlayacağınız gibi ülkemizde bir şekilde mantar biter gibi üniversiteler açılmış, uygun olan olmayan yerlerde üniversiteler kurulmuştur. Bu açılan üniversitelerin realitesi tartışılmadan bir de kendilerine ilave olarak öğretim elemanı yetersizliğini buna eklediğinizde üniversiteler zaten tartışılmaya açık bir konumdadır. Bütün bunlar olmazmışçasına bir de popülist yaklaşımlarla üniversitelerin öğrencilerinin sayısının artırılması doğal olarak üniversitelerdeki Kredi ve Yurtlar Kurumu ihtiyaçlarını karşılayamaz hâle gelmesine sebebiyet vermiştir. Peki bu durumda üniversitelerimiz nasıl olacak? Nasıl, öğrencileri okutacak? Nasıl, öğrencileri barındıracak? Nasıl, anayasal haklarını kullanma imkânı bulabileceklerdir? Şimdi takdir edersiniz ki Ankara'dan çıkmış, atıyorum, Van'a gitmiş, Erzurum'a gitmiş veya Muğla'ya gitmiş çocuğunun üniversiteyi kazandığına mı sevinsin yoksa burs bulamadığı, yurt bulamadığı için orada barınamadığına ve bundan  dolayı da öğrenim haklarını bir şekilde gerçekleştiremediğine mi üzülsün? Dolayısıyla, burada bir şekilde bir mağduriyet yaşanmaktadır ve Kredi ve Yurtlar Kurumumuzun en azından bu ihtiyaçları ülke gerçeklerine uygun bir şekilde yüzde 50 nispetinde karşılayabilecek bir potansiyel güce sahip olması lazım.

Bununla ilgili olarak bazı hususların da altını çizmemizde yarar vardır. Üniversite yurtları yetersizdir. "Kredi Yurtlar bu konumda yeterince donanımlı değildir." diye düşünebilirsiniz ancak bunun ötesinde, ülkede "TOKİ" diye bir kuruluşumuz vardır. Kime hizmet eder, neye hizmet eder, bunun uygulamalarından herkes anlayabiliyor. Fakire ev yapmak, fakirin barınağını sağlamak amacıyla açılmış olan bu kurumların, maalesef, kimleri zengin ettiği veya zenginlere nasıl imkânlar sağladığı da herkesin gözü önündedir. Hiç değilse, ülkemizin geleceğinde önemli katkıları olacak bu yavrularımıza bir yurt, bir barınak imkânı hazırlasa ve öğrencilerimiz bu barınaklarda insan onuruna yaraşır bir şekilde eğitim imkânı bulsa, spor kompleksleri elde edilse, gezinecek, düşünecek, oturacak, tartışacak, araştıracak fiziki şartlar bulunsa, bu öğrencilerimizi bundan mahrum etmek kime, ne kazandıracaktır? Dolayısıyla en azından, devletin, kendi insanına, hizmet çerçevesi içerisinde TOKİ imkânlarını devreye sokması ve bunlardan azami ölçüde yararlanması lazım gelecektir.

Sayın milletvekilleri, bir başka hususa daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Kredi Yurtlara müracaat edecek olan bir yavrumuz oraya bir formu doldurmak için gittiğinde, kendisine "Yüksek ücretli yurtlardan yararlanmak istiyor musunuz?" sorusu soruluyor. Şimdi soruyorum size: Türkiye'nin çeşitli yerlerinde farklı ekonomik kategorilere göre dizayn edilmiş bir öğrenim sistemi, bu çocuklar arasında, eğitim emekçileri arasında bir sınıflandırmaya, bir tasnife tabi tutmaya vesile olmaz mı veya bir şekilde birilerinin dışlanmasına, birilerinin farklı algılanmasına sebebiyet vermez mi? O zaman, ister istemez şöyle bir soruyu sormak, herhâlde herkesin en doğal hakkıdır diye düşünüyoruz: Elimizde bütün imkânlar var, devlet imkânlarımız var, TOKİ'miz var, arsamız var, Kredi ve Yurtlar Kurumu gibi tarihî tecrübeye sahip kurumumuz var ama buna mukabil öğrencilerimizin, sadece ve sadece üniversiteyi kazananlarının yüzde 16'sı bunlardan yararlanabiliyor. O zaman başka bir soru akla geliyor değerli milletvekilleri: Acaba devlet imkânlarıyla barınaklar azaltılıyor ve bu barınakların yerine başkaları tarafından açılan barınaklara öğrencilerimiz yönlendirilmek suretiyle oralarda farklı donanım veya farklı kazanımlara mı yönlendiriliyor sorusu herkesin zihnini kurcalamaktadır, bunun da özellikle altını çizmekte yarar var diye düşünüyorum.

Yine aynı şekilde, kredi yetersizliği ve ödeme şartlarıyla Kredi ve Yurtlar Kurumuna müracaat eden öğrencilerimiz bir mağduriyet yaşamaktadır. Takdir edersiniz ki 240 lira ücret alıyorlar, şu şartlarda Türkiye'nin ekonomik imkânları göz önünde bulundurulduğunda bu yavrularımızın insan onuruna yaraşır bir şekilde bu 240 lirayla barınabilmeleri veya bir şekilde eğitim imkânlarından doyasıya yararlanabilmeleri mümkün müdür? Bu açıdan düşünüldüğünde?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - 2002 öncesiyle kıyasla.

MUSTAFA ERDEM (Devamla) - Efendim, 2002'yle ilgili ve ondan öncesiyle ilgili de söyleyebiliriz. O zaman üniversitelere gidenlerin kaç tane olduğu ve o zaman devlet imkânları oranında bunlara yüzde kaç nispet ayrıldığı düşünüldüğünde bir rakam mugalatası yapmaya hiç gerek kalmayacağını görürsünüz.

Bir başka husus: Sizin o tenkit ettiğiniz dönemlerde üniversitelerdeki kredi alan yavrularımız, netice itibarıyla aldıkları kredileri en azından okul süresinin 2 katı bir sürede ödemeye bir şekilde teşvik edilirken, bugünkü dönemlerde öğrencilerimizin okul süresiyle sınırlı bir sürede bunları ödemek gibi bir durumla karşı karşıya kaldıklarını unutmamanız lazım geliyor.

Değerli dostlar, aziz milletvekilleri; şu anda Kredi ve Yurtlar Kurumunda merkezde 600, genel olarak 7.094 memur çalışıyor. Bir bütün olarak bunları düşündüğümüzde bu çalışanlarımız arasında da adil davranılmadığını, eşit davranılmadığını görüyorsunuz.

Şimdi, merkez yöneticileri, taşra yöneticileri, bir şekilde bölge müdürleri, yurt müdürleri ve çalışan elemanlar, özellikle de yönetim memurları? Şimdi burada Sayın Genel Müdürümüz var, biz onunla şu aşamada onur duyuyoruz, zira Kredi ve Yurtlar Kurumunda göreve başlamış ve Kredi ve Yurtlar Kurumunda bugüne kadar genel müdür olamamanın mağduriyetini ama şu anda o Kuruma başlayıp da genel müdür olmanın da mağruriyetini yaşayan bir konumdadır. Dolayısıyla, Kredi ve Yurtlar Kurumunun Sayın Genel Müdürü bu aşamada bir şekilde o Kurumun yetiştirdiği bir eleman ise arkasından kendilerinin de aynı Kurumda göreve başlayıp aynı şekilde terfi etmesine bir zemin hazırlanması lazımdı. Ancak bugünkü parti politikalarına uygun atama uygulamaları, netice itibarıyla akademik olmayan, reel olmayan, popülist yaklaşımlarla üst düzeydeki kaymak kadrolara hariçten eleman getirme ama buna mukabil altta çalışan garibanların haklarını gasbetme gibi fevkalade uygun olmayan bir davranışı yaşadığımızı düşünmek istemiyorum.

Dolayısıyla, burada şunun altını çizmekte fayda var: Özellikle yönetim memurları mağdur olan kesimlerdir. Bunlar, bütün bu sıkıntılarına rağmen bir de gece nöbet tutmaya kalktıklarında durum daha bir acı manzara ortaya koymaktadır. Zaten mağdurlar, doğru dürüst mesai alamıyorlar. Bir şekilde ocak ayında ikramiye alıyorlardı, bu ikramiyelerin de bu ocak ayından itibaren kesileceği ifade ediliyor. Şimdi, bunlar gece nöbet, gündüz memur, haftada 2 veya 3 kereyi, ayda 10 kereye, 15 kereye çıkardığınızda bütün Kurumun yükünü bunlar üzerine almış gibi görünüyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kredi ve Yurtlar Kurumu, tarihinde ilk defa işe başlayıp göreve geldikten sonra genel müdür olan birisinin Kurumun başında bulunmasından dolayı övünebilir. Öğrencinin, memurun ihtiyaçlarını, sıkıntılarını ve bu sorunlarının çözümünü de bilen Genel Müdürümüzden ve şu anda en genç bakan olma konumunda bulunan Sayın Bakanımızdan beklentilerimiz modern yurt sayısının yeterli seviyeye çıkartılmasını, aylık burs ve kredi miktarlarının artırılmasını, yurt personelinin durumlarının iyileştirilmesini, nöbetçi memur yerine mesai bitiminde görevi devralacak gece memurları sisteminin getirilmesini istiyor, yüce Meclisimize, yüce milletimize bütçenin hayırlı ve uğurlu olması temennisiyle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Erdem.