Konu:Tasarının 74’üncü Maddesinde Önergeyle Yapılan Düzenlemeye Gösterilen Tepkiye İlişkin
Yasama Yılı:2
Birleşim:129
Tarih:01/07/2012


TASARININ 74’ÜNCÜ MADDESİNDE ÖNERGEYLE YAPILAN DÜZENLEMEYE GÖSTERİLEN TEPKİYE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gergin bir ortamda bir tasarıyı görüşüyoruz. Sayın Başkan iki üç kez ara verdi ve bu gergin ortamda hiç de hoş olmayan, ortamı daha çok geren olaylar yaşadık.

74'üncü maddede önergeyle yapılmak istenen düzenlemeyi içerik olarak doğru bulmadığımız gibi, bu önergenin getirilme biçimine, usulüne ve zamanına da büyük eleştirilerimiz var. Bu kadar önemli bir düzenlemeyi Parlamentoyla, muhalefet partileriyle çok geç paylaşmak son derece yanlış olmuştur. Dünden ben bu önergeyi istedim ve bize bu önerge verilmedi. "Gizli." dendi, "Açıklamıyoruz." dendi, "Şu an açıklayamayız." veya "Üzerinde çalışıyoruz.", her neyse. Son dakikada bu önerge buraya gelip de "Biz bunu bugün yasalaştıracağız." derseniz bu yanlış olur.

Grubumuz doğal bir tepki gösterdi. Bu tip tepkileri demokrasinin bir gereği olarak kabul etmek lazım. Bu tip tepkilere Parlamento olarak, iktidar çoğunluğu olarak eğer tolerans göstermezseniz, demokraside problem yaşarız arkadaşlar.

Sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim 1997 yılında Millî Eğitim Komisyonunda görüşülürken, sizin bugün partinizdeki ağabeylerinizin o zaman Komisyonda yaptıklarına bakın, bizim 4+4+4'te Komisyonda yaptıklarımız onların yanında son derece küçük kalır. Onlar, onu, o zaman çok demokratik bir tepki olarak ifade etmişlerdi.

Burada Cumhuriyet Halk Partisi Grubu bir tepki gösteriyor. Bu sırada Barış ve Demokrasi Partisinden Sayın Hasip Kaplan, gergin ortamın etkisiyle, kürsüye gidiyor, Divan Kâtibinin elindeki önergeyi almaya çalışıyor. Bu gergin ortamda? (AK PARTİ sıralarından "Aldı, aldı" sesleri, gürültüler)

İzin verir misiniz, konuşayım.

BAŞKAN - Lütfen dinleyin, lütfen?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Yani, şu laf atmayı bir bıraksanız daha iyi konuşacağız.

Şimdi, bu gergin ortamda insanlar hakikaten hata yapabilir, hepimiz yapabiliyoruz. Yani, çok kontrollü olarak davranmamıza rağmen, zaman zaman hakikaten kontrolümüzü kaybettiğimiz, sonra da bu kaybettiğimiz anlara üzüldüğümüz zamanlar oluyor.

Sayın Hasip Kaplan bir tepkiyle gitti aldı. Şimdi, Sayın Kaplan'ın bu davranışına böyle kalabalık bir grupla gidip, neredeyse onu linç edecek şekilde bir cevap vermek doğru mudur? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET BERAT ÇONKAR (İstanbul) - Yalan söyleme, doğru konuş!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Ayıp be! Ayıp, Grup Başkan Vekili konuşuyor, ayıp be!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Şimdi, bakın, bakın, olmuyor arkadaşlar. Siz 336 milletvekiline sahip bir iktidar partisisiniz. Burada bir küçük grup ve onun bir milletvekili, Grup Başkan Vekili bir tepki gösteriyor. Bunu neden bu kadar büyütüyorsunuz? "Yahu! Sayın Kaplan, olmadı bu." diyebilirsiniz. Birkaç arkadaşımızın gidip "Sayın Kaplan, bir saniye." deyip ortalığı sakinleştirmeye çalışmak varken, Sayın Kaplan'a?

ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) - Devamlı müdahale ediyor, devamlı!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - İnternet'te görüntüleri var, bakın doğru değil. Ben şimdi ortalığı germek için buraya çıkmadım. Ben ortalığı germek için buraya çıkmadım, ortam gerilmemeli, burada medeni bir şekilde, her türlü görüşmeyi yapabilmeliyiz.

Sayın Başkan ara verdi, içeride oturduk konuştuk. Sayın Kaplan'a yapılan bu hareketi doğru bulmuyorum ve kınıyorum, Sayın Kaplan, evet, yanlış yapmıştır ama ona gösterilen tepki olağanüstü ölçüde ölçüsüz olmuştur, yanlış olmuştur. Yani Sayın Başkan ara verdi, arkada bir çözüm bulmaya çalıştı kendisince. Biz çözüm olarak şunu söyledik: "Bu ortamda bu görüşmeye devam etmek doğru değil, gelin, bu görüşmeyi yarına bırakalım, yarına bırakalım." (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Beğenmeyebilirsiniz, ben bir öneri yaptım.

Evet, laf atmayı bırakmış, gülümsüyorsunuz, bu daha iyi bir tepki, kutlarım sizi.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Benim gülümsemem?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Hayır, bu güzel, bu güzel, ben bir olumlu gelişme olarak onu ifade ettim.

Yarına bırakalım, yarın istiyorsanız görüşme saatini 14.00'ten 12.00'ye alabiliriz çünkü gergin bir ortamda bir şeye ısrar etmek, onu devam ettirmeye çalışmak doğru değil. "Sabahın şerri akşamın hayrından iyidir." diye güzel bir laf vardır yani bir şeyi sabaha bırakmak daha doğrudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Başkan, bir iki dakika daha alabilir miyim?

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Hayır, iktidar partisinden arkadaşlarımız, bunu yapamayız, bu bir taviz gibi algılanır anlayışında, tam cümleler böyle değil ama. Değerli arkadaşlar, 336 milletvekiline sahip bir iktidar partisi grubunun yani böyle bir yaklaşımı taviz mi olur? "Gelin." dedim, "O zaman şu önergeyi bir daha beraber yazalım." "Hayır." "Peki, birkaç düzeltme yapalım. Örneğin `devam eden davalar' diyorsunuz. Bu davalarla ilgili bir düzenleme yapalım. Tutuklu milletvekilleriyle ilgili, 24'üncü Dönemin tutuklu milletvekilleriyle ilgili bir sonraki bölümde bir önergemiz var -sanıyorum diğer muhalefet partileri de o önergeyi verdi, öyle tahmin ediyorum, yanıltıcı bir şey söylemeyeyim- böyle bir şey çözelim." "Hayır."

Şimdi, her şeye "hayır" diyen bir yaklaşım var. Bu çerçevede ben Sayın Başkanın odasından ayrıldım, bir uzlaşmayla çıkmadık. Yani devam ettirmek istiyor iktidar partisi grubu, elbette öyle karar almışsa alabilir ama biz özellikle bir tepki gösterirken planlanmış bir tepkiyi göstermiş değiliz. Grup olarak böyle bir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Son cümlelerim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen Sayın Hamzaçebi.

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Teşekkür ederim, izninizi biraz fazla kullandım galiba, son cümlelerim.

Yani bir tepki planladık meselesi değil, doğal olarak böyle bir düzenlemeye grup olarak tepki gösteriyoruz, bunu da sizin anlayışla karşılamanız gerekir.

Yapılması gereken, bu öneriyi, bu önergeyi, bu maddeyi yarına bırakmak, yarından itibaren, yarın nasıl bir şekilde başlarız, siz bir yere gelir misiniz gelmez misiniz bilemiyorum ama, en azından daha sakin bir ortamda bunu bir daha baştan alarak tartışırız, konuşuruz ve o şekilde yasama dönemi kapanır.

Teşekkür ediyorum.

İyi akşamlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.