Konu:YARGI HİZMETLERİNİN ETKİNLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI VE BASIN YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİ HAKKINDA KANUN TASARI VE TEKLİFİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:129
Tarih:01/07/2012


YARGI HİZMETLERİNİN ETKİNLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI VE BASIN YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİ HAKKINDA KANUN TASARI VE TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYLA AKAT (Batman) - Teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, dün akşam çok geç saatlerde buradan ayrıldık ve Türkiye'nin en önemli ihtiyacı demokratikleşme diyoruz, 3'üncü yargı paketi gündemimizde ama Parlamentodaki atmosfere baktığımızda, çok gergin bir atmosfer var.

Biz, mevcut anayasa çalışmasının bile sağlıklı yürüyebilmesi için mutlaka ülkede bir yol temizliği çalışması yapılması gerektiğinin altını defalarca kez çizdik ve 3'üncü yargı paketi ve Parlamentoda, Genel Kuruldaki gergin ortam dışarıdaki gelişmelerden bağımsız olmadığı gibi, Hükûmetin bu yasa tasarısını getirme şeklinden ve yine, son dakikada getirmiş olduğu, tasarı görüşülürken ele alınmayan ama daha sonra Sayın Başbakanın beyanıyla kamuoyuna düşen, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasına ilişkin hükmün de son dakika Parlamentoda gruplara verilmesiyle tırmanan bir gerginlik var.

Öncelikle şunu belirtelim: Biz defalarca kez söyledik. İstiklal mahkemelerinden sıkıyönetim mahkemelerine, sıkıyönetim mahkemelerinden devlet güvenlik mahkemelerine, bugün özel yetkili mahkemelere kadar kendini taşıyan, yargıda kendini taşıyan bir süreç vardır.

Bu sürecin temel algısı nedir, temel nedeni nedir? Türkiye'deki güvenlik algısıdır ve biz, bugün bir anayasa çalışması, toplumsal barış ve demokratikleşme için bir anayasa çalışması, bunu destekleyen bir yol temizliği çalışmasından bahsediyoruz ve gelen teklifte görüyoruz ki özel yetkili ağır ceza mahkemeleri kalkıyor ama onun yerine her ağır ceza mahkemesi içerisinde, belli iller içerisinde kapsayan, yargı çevresi içerisinde belirlenecek olan ağır ceza mahkemeleri aynı görevi görecekler. Bugün Türkiye'de kanayan bir yara hâline gelen KCK, Balyoz, Ergenekon davaları bu kapsam içerisinde girmeyecek bile. Ne girecek? Tabii ki Hükûmet kendi iktidarını sağlamlaştıracak.

Ama şu var: Eğer bugün istiklal mahkemesi, sıkıyönetim, olağanüstü hâl, işte,  DGM'ler, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin Türkiye'deki Türkiye toplumu içerisinde yaratmış olduğu duygusal kopuşu göremiyorsak ve bunun önlemini alamıyorsak ve bugün bu maddeyi bu şekilde getiriyorsak kaldırılması yönünde, o zaman henüz biz işin, yolun başında sayılırız, bir mesafe katedebilmiş değiliz demektir.

Değerli arkadaşlar, diğer bir boyutu, dünden beri bu salonda ifade edildi hatta gerginliklere de neden oldu, biz, bir yıl önce İmralı Cezaevindeki koşullara dair buradan konuştuk, beş yıl önce de konuştuk, geçen sene de çok ağırlıklı bir şekilde gündemimize geldi çünkü İmralı Cezaevindeki koşullar Türkiye'deki ceza infaz kurumları için öngörülen hiçbir yasada olmayan koşullardır. Orada özel bir hukuk vardır, orada özel bir yönetim şekli vardır. Bunu, Sayın Adalet Bakanı da bilir, kendisinden önceki Adalet Bakanları da bilir, diğer hükûmetler de bilirler. Ama bugün, burada, İmralı Cezaevinde bulunan Sayın Abdullah Öcalan'ın orada olup olmadığını tartışma noktasına geldik. Bunun çözümü bellidir. Tam bir yıldır Hükûmet resmî yalan söylüyor "Koster bozuk." diyor. Bunun yarattığı gerginliği siz görmüyorsunuz. Niye? Çünkü, bölgede insanlar sokağa çıktıklarında eğer bir çatışmayla sonuçlanmamışsa kamuoyunun bundan haberdar olma şekli mümkün değildir, kamuoyu bunu bilmiyor. Gençler yaralanıyor, gençler yaşamını yitiriyor ama kimsenin bundan haberi yok. Hadi bundan haberiniz yok, son altı aydır ülkenin değişik yerlerine giden cenazelerden de mi haberiniz yok? Bunların nedeni İmralı Cezaevindeki tecrit değil midir? Bunun vebali, sorumluluğu Sayın Hükûmette değil midir, Hükümetin ilgili bakanlığında değil midir? Bu kadar genç toprağa düşüyorsa ve bunun belli gerekçeleri varsa, bu gerekçelerin en başında da tecrit geliyorsa bunun sorumluluğu Sayın Hükûmetin değil midir? Hükûmetindir, ilgili Bakanlığındır. Yapılması gereken de çok açıktır: Bu ülkenin yasaları İmralı Cezaevine de uygulanmalıdır. Bu ülkenin yasalarında var olan etnik ayrımcılık bir an önce kaldırılmalıdır. İşte önümüzde yargı paketi. Biz yol temizliğinden bahsediyoruz, Türk Ceza Kanunu 220/6 ve 7'nci hatta 8'inci maddeleri sadece Kürtlere uygulanıyor. Bu Parlamentodan ses çıkıyor mu? Niye yargıda etnik ayrımcılık var deniyor mu? Niye bu yasalar sadece ülkenin güneydoğusunda, doğusunda ve yine Kürtlerin yaşamış olduğu metropol şehirlerde uygulanıyor deniyor mu? Herkes bu konuda sessiz. "Çözüm nerede? Parlamentoda. Nerede tartışacağız? Parlamentoda tartışacağız; birbirimizi dinleyeceğiz, anlayacağız." diyoruz ama ne oluyor? Gelen yasa tekliflerinde, tasarılarında sorunun çözümüne katkı sunacak bir düzenleme olmadığı gibi, bu Parlamentoda mevcut hâliyle bile görüşülürken toplumsal hassasiyetlere direkt dikkat çekiliyor. Biz kabul etmesek de, biz kabul ediyoruz da bu Parlamentodaki diğer milletvekilleri kabul etmese de değerli arkadaşlar, bu ülkede bulunan 3,5 milyon insan "Sayın Abdullah Öcalan siyasi irademdir." dedi. Bunu da gizli saklı yapmadı; imza topladı, imzaları noterden geçirdi ve Parlamentoya teslim etti, Avrupa Birliğine gönderdi. "Benim bakış açım budur." dedi. Bu Parlamentonun bütün milletvekilleri buna karşı gözlerinizi kapayabilirsiniz, kulaklarınızı tıkayabilirsiniz ama gerçeklik budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLA AKAT (Devamla) - Tekrar saygılar sunarım. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akat.