Konu:Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:128
Tarih:30/06/2012


YARGI HİZMETLERİNİN ETKİNLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI VE BASIN YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİ HAKKINDA KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 278 sıra sayılı Yasa Tasarı ve Teklifi'nin 47'nci maddesine bağlı geçici 24'üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasına dair önerge üzerinde söz almış bulunuyorum.

Bu madde ile şu getiriliyor: Biliyorsunuz, Danıştay 1'i idari, 14'ü de dava dairesi olmak üzere 15 daireden kuruluyor ve İdari Dava Daireleri Kurulu çok geniş, her daireden -eskiden- daire başkan ve üyelerinden teşkil eden bir kurul. Bu Kurulun bu kadar geniş tutulmasının bir anlamı var. Danıştay Dava Daireleri Kurulunun baktığı daha ziyade hukuki işlemler, Hükûmetin işlemleri. Çok önemli davalara baktıkları için, çok geniş bir katılımla bir karar verilmesi ilkesi esas alındığı için, burada daha sağlıklı, daha olayları tartışarak, daha sağlıklı içtihatlar oluşturularak hukuki uyuşmazlıkları çözümlemek için getirilmiş bir sitemdir. Ama devri iktidarınızda, bakın, şu Danıştay kararı 2011'in 2'nci ayında bir değişmiş, ayrıca 8/8/2011 tarihinde de 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çıkarmışsınız,o da değişmiş, şimdi yeniden değiştiriyorsunuz. Ya, sizde hiç "akıl, izan" denilen bir kavram yok mu bu Hükûmetinizde? Hani buralar boş da, bunlar şimdi nerede geziyorlar, bilmiyorum. Ya, insan hiç olmazsa bir sene önce getirdiği bir kanunu enine boyuna tartışır, ondan sonra getirir, ikide bir, kafasına estikçe yeni bir taslak getirmez arkadaşlar. Bu, Meclisle alay etmek demektir. Tabii, bunlar ne yaparsa siz parmaklarınızı kaldırmak suretiyle tasvip ettiğiniz için, yarın gitseler size ne ceza getirseler onlara da parmağınızı kaldıracaksınız. Böyle bir oyuncak hâline getirmişler sizi, sizinle oynuyorlar. O bakımdan, sizinle oynuyorlar ama biz de bunun zararını görüyoruz.

O bakımdan, şimdi, arkadaşlar, eskiden dava daireleri bu kadar geniş katılımlıyken siz tabii Danıştay Kanunu'nda çok değişiklik yaparak bu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunu 20 kişiye indiriyorsunuz, toplantı yeter sayısını 15 yapıyorsunuz ve 8 kişiyle de karar veriyorsunuz. Zaten Danıştayın tek bir dairesi 1 başkan 9 üyeden oluşuyor, icabında o 9 üyeyle beraber karar verirse İdari Dava Daireleri Kurulundan daha büyük bir katılımla karar vermiş oluyor. O bakımdan, yani bir anlamı yok; İdari Dava Daireleri Kurulu fiilen kalkmış oluyor, İdari Dava Daireleri Kurulundan beklenen o hakikaten saygın kararların çıkmasının yolu kapanmış oluyor. Şimdi, nasıl yapacak; işte bu Bakanın, bu Sadullah'ın başında bulunduğu Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu ne yapacak? İşte, biliyorsunuz geçen gün Tayyip Erdoğan'ın teyzesinin oğlunu Danıştaya atadılar. Kimdi bu? İmam-hatibi bitirmiş, ondan sonra gitmiş Gazi Eğitim Enstitüsünde dört sene veya iki sene okumuş, sonra gelmiş bir yerde bir genel müdür olmuş, Danıştaya üye? Abdullah Bey atadı. Kaç tane o nitelikte Danıştaya üye atamış. Ne yapacak bunları? Getirecek, hukuktan anlamayan, hukuki bilgisi olmayan kişileri atayacak bu kurula.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) - Sen de girdin, hukukçu değildin.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra artık bu kuruldan çıkacak kararların niteliğini siz düşünün. Yani, hukuk bilgisi olmayan, hukuk nosyonu olmayan, hukuk deneyimi olmayan insanlar Danıştaya getirilecek idari dava dairelerine; siz de bunlardan sağlıklı karar vermesini bekleyeceksiniz.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) - Sen de yaptın, hukukçu değildin sen de yaptın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya aklının ermediği şeye konuşma arkadaşım, sen bilmezsin bu konuları.

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Sen işine bak, işine devam et!

KAMER GENÇ (Devamla) - Aklının ermediği şeye konuşma. Ben burada biliyorum. Şimdi, onun için?

OSMAN ÇAKIR (Düzce) - Aynı işi sen de yaptın, aynı görevi sen de yaptın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani, burada sizin amacınız Türkiye'yi yok etmek.

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Sen kurtarırsın!

KAMER GENÇ (Devamla) - Türkiye'yi yok etmek için de başta kurumlarını yok etmek istiyorsunuz. İşte en basit, Anayasa Mahkemesi. "Anayasa Mahkemesi" diye bir şey kaldı mı? Yok. Ben, şimdi bundan sonra hiçbir suretle Anayasa Mahkemesine Cumhuriyet Halk Partisi Partisinin gitmesini istemiyorum çünkü Anayasa Mahkemesi diye bir kurum yok çünkü o makamı temsil edecek, hakikaten Türkiye'de hukuk sistemini koruyacak bir kurum yok çünkü Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla hareket eden bir şey.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) - Siz yapınca hiçbir şey yok, başkası yapınca?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi geçen gün Cübbeli Ahmet Efendi'yi ziyarete gittim cezaevinde. Diyor ki: "Ya, bu Fethullah Gülen İncil'le Tevrat'tan yeni bir din yaratmaya çalışıyor. Ben bunları çıkardım, beni tuttular içeri attılar."

İşte, buyurun bakın, sizin Türkiye'deki yargıya getirdiğiniz sistem bu. Ya, güleceğinize ağlamanız lazım, utanmanız lazım. Bugün insanlar masum yere dört sene, beş sene içeri alınıyor. Bakın, bu kadar olmaz.

Biraz önce ben söyledim, bu Deniz Feneri davasında Tayyip Erdoğan çantacılık yaptı mı yapmadı mı, bavulculuk yaptı mı yapmadı mı? Buradan, sağır mı Hükûmet, çıksın bize cevap versin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Hakikaten çantacılık yaptı mı yapmadı mı, bavulculuk yaptı mı yapmadı mı, para geldi mi gelmedi mi?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Edepsizlik yapma!

KAMER GENÇ (Devamla) - Söylüyoruz, hiç mi utanmıyorsunuz? Çıkın buradan bir cevap verin, deyin ya! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Edepsizlik yapma!

BAŞKAN - Sayın Genç, teşekkür ederim.