Konu:MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:126
Tarih:28/06/2012


MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir torba kanun tasarısını görüşüyoruz. Bu tasarı ya da teklif Plan ve Bütçe Komisyonuna 35 maddeden ibaret bir teklif olarak geldi. Komisyonda yapılan görüşmeler sonucunda tam 24 madde daha ilave edildi ve 59 maddeye çıktı. Ancak Genel Kurul aşamasından itibaren sürekli olarak yine bu teklife yeni maddeler ihdas edilmesi yönünde önergeler gelmektedir. Yani bu nerede sona erecektir, doğrusu merak ediyoruz. Bu tip önemli düzenlemelerin komisyonlarda tartışılmasında ve orada bunların eğer gerekliyse teklife, tasarıya ilave edilmesinde yarar var.

Şimdi, burada önemli bir değişiklik yapılıyor. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un ek 3'üncü maddesinde bir değişiklik yapılmak suretiyle tarım, hayvancılık ve turizm yatırımları ile diğer yatırımlar için hazine arazilerinin tahsisine veya bunlar için, bu yatırımlar için kişiler lehine irtifak hakkı tesisine ilişkin maddede bir değişiklik öngörülüyor.

Ek 3'üncü madde, hazine arazilerinin belirttiğim yatırımlar için yatırım yapacak kişiler lehine tahsis edilmesine, onlar lehine irtifak hakkı tesis edilmesine imkân veriyor. Yanlış bir düzenleme değil. Elbette, hazine arazileri boş duracağına yatırımcılar alsın, yatırım yapsınlar, devlet de bu yatırımları teşvik etsin. "Hazine arazileri" dediğimiz varlıklar sonuçta milletin varlıklarıdır. Devlete düşen görev, milletin bu varlıklardan yararlanması için bunun objektif kurallarını koymaktır. Kurallar objektif ise, bundan herkes eşit şekilde yararlanıyor ise, eşit şekilde bu kurallara muhatap ise bundan hiçbir şekilde çekinmememiz gerekir.

Ek 3'üncü maddede öngörülen şartlar şunlar: Tarım ve hayvancılık yatırımları için o arazinin rayiç bedelinin 1 katı tutarında yatırım yapılması şarttır. Turizm yatırımları için 2 kat, bunun dışındaki diğer yatırımlar için ise 3 kat tutarda bir yatırım yapılması gerekiyor.

Önergeyle tarım ve hayvancılık yatırımlarının yanına eğitim yatırımları ilave ediliyor. Şimdi, tarım ve hayvancılık ile eğitimi aynı kefeye koymak doğru değil. Eğer biz tarım ve hayvancılığı teşvik edeceksek tarım ve hayvancılığa eğitimle aynı teşviki vermek gibi bir yanlışı yapmamalıyız yani eğitimi teşvik edelim derken tarım ve hayvancılığın teşvikini biz eğitime veriyor isek tarım ve hayvancılığı cezalandırıyoruz demektir.

Biraz önce yani bu torba yasa teklifi görüşmelerinden önce Sayın Tarım Bakanı buraya çıktı birtakım rakamlar verdi, AKP hükûmetleri döneminde tarım sektörünün ne kadar teşvik edildiğine ilişkin rakamlar verdi. Bu vesileyle ifade edeyim ki o rakamlar yanlış bir bakış açısıyla sunulan rakamlar, yanlıştır demeyeceğim ama bakış açısı yanlış. "2002 yılında bütçeden tarım sektörüne verilen teşvik şuydu, harcama veya ödenek şuydu, şimdi şu kadar veriyoruz, şu kadar kat arttı." Bu ölçüyle ekonomi veya teşvikler veya diğer rakamlar ölçülemez. Ölçü şudur: Verdiğiniz ödeneğin, verdiğiniz desteğin 2002 yılındaki millî gelire oranı nedir, 2011 yılında nedir?  2011 yılını sonuçlanmış bir yıl olarak aldığım için onu ölçü alıyorum. Hemen rakamları söyleyeyim: Tarımsal desteklerin, bütçeden çiftçiye yapılan tarımsal destek harcamalarının 2002 yılında millî gelire, gayrisafi yurt içi hasılaya oranı binde 53'tür, 2011 yılında bu binde 49'a inmiştir. Bir azalma var. Daha somut bir ölçü: 2002 yılında buğday üreticimiz 4 kilogram buğdayla 1 litre mazot alırken şimdi neredeyse 7 kilogram buğdayla ancak 1 litre mazot alabilmektedir. Buğday üreticisinin durumu buyken "Biz bütçeden şu kadar tarıma destek verdik." derseniz doğru bir şey söylemiş olmazsınız.

Efendim hayvan üreticisinde, süt üreticisinde durum farklı değildir, diğer alanlara gidelim farklı değildir. Süt üreticisinde 1 litre sütle 2 kilogram yem alabilen üreticimiz şimdi 2 kilogram sütle 1 kilogram yem alabilmektedir, tablo tersine dönmüştür.

Tekrar bu önergeye dönmek istiyorum. Şimdi neden eğitim yatırımını biz tarım ve hayvancılıkla aynı kefeye koyuyoruz? Eğitim, sağlık, bunları hep beraber anıyoruz. Peki sağlık niye farklı? Sağlık niye buraya alınmıyor? Alınsın anlamında söylemiyorum, eğitim için yapılanın yanlış olduğunu söylüyorum. Eğitim için tabii ki teşvik vermeliyiz ama falan yerlerde arsa değeri çok kıymetli, o hâlde buraya, bu arsa değerinin rayiç bedelini esas alarak, eğitim için kanunun öngördüğü o değerin 3 katı tutarda yatırım ararsak, bu yatırım tıkanır dersek doğru olmaz. Eğer çok yaygın bir sorun varsa gerçekten, Hükûmet veya önergeyi veren arkadaşlarımız bunları izah eder, çözebiliriz. Yani eğitime bir destek verilmesine kesinlikle karşı değiliz, kesinlikle. Eğitimi de teşvik etmeliyiz ama eğitimle tarım ve hayvancılığı aynı kefeye koyarsak bu yanlış olur. O zaman tarım ve hayvancılığı ayıralım, onlara biraz daha fazla teşvik verelim.

Önerge bu nedenle doğru bir mantıkla kurgulanmış olmadığı için bu eleştirilerimi ifade etme ihtiyacı duydum. Sözlerimi burada bitiriyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.