Konu:HARP AKADEMİLERİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:124
Tarih:26/06/2012


HARP AKADEMİLERİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili Sayın Şirin Ünal tarafından verilen ve Harp Akademileri Kanunu'nda değişiklik öngören bir tasarıyı görüşüyoruz. Fakat ne ilginçtir ki, teklifi veren Sayın Şirin Ünal, bu teklifle ilgili olarak Genel Kurulu bilgilendirme ihtiyacı duymamıştır.

Harp Akademileri Kanunu gibi çok önemli bir kanun görüşülüyor. Bu kanunda değişiklik öngören bir düzenlemenin buraya Hükûmet tasarısı olarak gelmiş olması beklenirdi, ancak ne yazık ki Hükûmet tasarısı olarak bu düzenleme gelmemiştir. Teklifi veren kişinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin eski bir mensubu olması bu teklifin, Genelkurmayın, Silahlı Kuvvetlerin istekleri, görüşleri veya onların ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandığı anlamına gelmez. Elbette demokrasilerde karar sivil iradenindir, Parlamentonundur, Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu çerçevede kurumların görüşleri olur, bu görüşler Parlamento tarafından karara bağlanır. Onların istekleri sivil irade tarafından değerlendirilir. Ancak, biz burada bilemiyoruz kimin görüşü nedir. Bu teklifle ilgili olarak teklif veren Sayın Şirin Ünal'ın görüşü nedir bilmiyoruz. Acaba formalite olarak bir teklif vermiştir de bu teklifteki düzenlemelerin arkasında değil midir kendisi? Yani Genel Kurula neden bilgi verme ihtiyacı duymuyor?

Harp Akademileri Kanunu'nu görüşürken Türk Silahlı Kuvvetlerinin karşı karşıya olduğu bazı sorunları da burada tartışmak gerekir, bu teklif tam da bu tartışmanın yapılacağı yerdir. Silahlı kuvvetlerimiz hâlâ anketlerde en güvenilir kurum olarak çıkıyor. "Hâlâ" diyorum yani bu kadar yıpratma kampanyasına rağmen, Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde bu kadar oynanan oyunlara rağmen bütün kamuoyu anketlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri en güvenilir kurum olarak çıkmaktadır.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Halk güvendiğine göre, inandığına göre demek ki oyun oynanmıyor, o sizin kendi algınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Milletvekili, arzu ediyorsanız buraya çıkar konuşursunuz.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Konuşurum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Konuşursunuz tabii ki.

Değerli milletvekilleri, bakın, "Oyun oynanmıyor." diyor arkadaşımız. Şimdi, ben size sormak istiyorum: Eski Genelkurmay Başkanımız Sayın İlker Başbuğ hangi nedenle tutukludur, hangi nedenle yargılanıyor? Terör örgütünün lideri olması nedeniyle. Sırf bu suçlama, bu yargılama dahi bu Parlamentonun seyirci kalmaması gereken bir durumdur. (CHP sıralarından alkışlar) Yani bir eski Genelkurmay Başkanı, iki yıl, üç yıl Genelkurmay Başkanlığı yapmış, Hükûmet bunu güvenmiş, oraya getirmiş; Sayın Başbakan kendisiyle çalışmış, Sayın Cumhurbaşkanı kendisiyle çalışmış ve bu insan silahlı terör örgütü üyesi olarak yargılanıyor, cezaevinde. Bu bir komedidir, trajikomik bir durumdur daha doğrusu. 12 Eylül 2010 referandumunda kabul edilmiş olan Anayasa değişikliğine rağmen, hukuksuz bir şekilde, Anayasa'ya aykırı bir şekilde yargılanıyor. Evet, siz buna Sayın Milletvekili, özellikle siz buna seyircisiniz, öyle zannediyorum.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Siz bunu hukuka bırakın, hukuka.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Evet, hukuk adına hareket ettiğini söyleyenler en büyük hukuksuzluğu yaratıyorlar. Anayasa'nın 145'inci maddesi açıktır, askerî yargının görev alanını düzenliyor. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenmiş olan suçlar askerî yargıda yargılanır. Bu, genel hükümdür. Anayasa'nın 148'inci maddesine 12 Eylül 2010 referandumuyla eklenen hükümle Genelkurmay Başkanıyla 3 kuvvet komutanı ve Jandarma Genel Komutanı bu hükümden ayrı tutularak bunlar için yargılama yerinin Yüce Divan olduğunu belirtmiştir. Yani bu da özel hükümdür, hukukun temel kuralıdır. Özel hukuk genel hukuktan önce gelir, özel kural genel kuraldan önce gelir. Şimdi, Anayasa'nın bu hükmü bir kenara atılmıştır, Sayın İlker Başbuğ yargılanmaktadır.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde darbe düşünen, darbeyi planlayan, darbeyi aklından geçiren, bunlar için herhangi bir şekilde girişimde bulunan hiçbir personelin, hiçbir subayın barındırılmamasını ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden uzaklaştırılması gerektiğini savunuyoruz. Bu ülkede darbeler son bulmalıdır. Ama bu yargılama başka bir şey. Eğer "hukuk" diyorsanız, bırakın Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla yargılasın. Sayın Başbakan da bu konuda bir görüş beyan etti ama öyle zannediyorum ki Hükûmet ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu, özellikle siz Sayın Milletvekili bu görüşe sahip değilsiniz ya da Sayın Başbakan sadece böyle bir şey söylüyor, gerisini bırakıyor. Sayın Başbakana düşen görev, bu cümlesinin arkasında durmaktır. Burada bir yasa çıkarmak gerekiyorsa yasa çıkarmaktır.

Şimdi, 30 Ağustos geliyor. Terfiler gelecek. 2010 30 Ağustos sürecini hatırlayalım. Bir savcı soruşturmasının baskı altına aldığı bir 30 Ağustos sürecinde, Yüksek Askerî Şûra sürecinde o problemleri hatırlayalım. Problem derken, komutanların kim olması gerektiğine elbette sivil irade karar verecektir. Sivil irade komutan terfilerinde seyirci değildir. Tabii ki görüşü olacaktır. Hiç tereddüdüm yok, ama Silahlı Kuvvetlerin de görüşü olacaktır, elbette görüşü olacaktır. Şimdi o ayrı, o bir ayrı tartışma konusu.

Şimdi, terfiler geliyor. Balyoz Davası nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetim kademesinin önemli bir bölümü tutuklu. Ne olacak şimdi bu? Bu subaylar ne olacak gerçekten? Kendileri bu yargılamanın hukuksuz olduğunu söylüyor. Örnek veriyorum -hepiniz biliyorsunuz- yani orada yargılanan bazı subaylar "Ben o tarihte yurt dışındaydım." diyor. Yani o, 2003 yılında 1'inci Orduda yapılan o brifingde, verilen brifingde -her neyse- darbenin konuşulduğu iddia edilen o brifingin verildiği sırada ben yurt dışındaydım diyor, şu limanda görevliydim diyor. Bu insanlar hâlâ tutuklu. Ya da o tarihte şu sokaklar bombalanacak şeklinde plan yapıldığı iddia ediliyor. O iddia edilen planda yer alan sokakların isimleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2006 yılında verilmiş, 2006'da verilmiş. Veya o tarihte kamu kurumlarında personel olarak var gözüken -işte iddiada bu kişiler o tarihte kamu kurumlarında personel deniliyor- o tarihte onlar öğrenci. Ya da o CD'de, o bilgisayarın diskinde kayıtlı olan program, işte o bilgisayar çıktıları, o bilgisayar programının dili 2008'de yaratılmış. İlgili Amerikan şirketleri bunu söylüyor. Bu, 2008'de kullanılan bir dil. 2008 öncesinde bu dil dünyada piyasada yok, o bilgisayar programı yok. Bütün bunlar varken, şimdi -30 Ağustos geliyor- 30 Ağustosta bu personelin durumu ne olacak? Bu subayların durumuna seyirci kalamayız. Bakın, buna kulak verelim, Parlamento olarak kulak verelim arkadaşlar. Hukuk hepimize lazım. Yarın hepimiz bir nedenle yargı karşısına çıkabiliriz, herhangi bir nedenle, belki benzer nedenle, işlemediğimiz suçlar nedeniyle de çıkabiliriz, işlemediğimiz ama işlendiği iddia edilen birtakım suçlar nedeniyle de çıkabiliriz. Gerçekten suç işleyip de yargı karşısına çıkabiliriz ama hangi şartta olursa olsun hukuk hepimize lazımdır.

Şimdi, Harp Akademileri Kanunu görüşülürken Türk Silahlı Kuvvetlerinin karşı karşıya olduğu bu durumu görmezlikten gelemeyiz. Sayın Bakandan ben bir açıklama bekliyorum. Hakikaten bu konuda ne düşünüyor Sayın Bakan? Sayın İlker Başbuğ'la ilgili olarak Sayın Başbakan "Yargılama yeri Yüce Divandır." dedi. Evet, sivil irade. Elbette yasama, yürütme, yargı erkleri bağımsızdır ama nihai karar merci millî iradenin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Eğer orada bir hukuksuzluğun yaşandığına toplum olarak biz karar veriyorsak, ikna oluyorsak bu düzenlemeyi Parlamento yapmaya yetkilidir. Bu, Anayasa'ya aykırı bir tutum değildir. Sayın Bakandan merak ediyorum, bu konuda ne düşünüyor, Hükûmetin düşüncesi nedir. Onu bize açıklarsa mutlu olurum.

Ayrıca bu yargılaması devam eden personelle ilgili olarak almış olduğunuz bir karar var mıdır, bunları ayıralım, terfi ettirmeyelim diye?

Teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Hamzaçebi.