Konu:Ak Parti Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:124
Tarih:26/06/2012


AK PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinin aleyhinde olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Grup önerisi, incelenmesinden de görüleceği üzere, Meclisin bu haftaki gündemini tamamen altüst edip onun yerine çok farklı tasarı veya tekliflerin görüşülmesini hedefliyor. Şunu ifade etmeliyim ki Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu, Parlamentodaki milletvekili sayısını artırdıkça, arkasındaki halk desteğini artırdıkça Parlamentodaki yasama faaliyeti açısından zayıflamaktadır. 22'nci Dönemde tam 913 kanun çıkaran 22'nci Dönem Parlamentosu, 23'üncü Dönemde bunun yarısı kadar, 548 tane kanun çıkarmıştır. Şimdi 24'üncü dönemdeyiz. 24'üncü Dönemin ilk yılını yaşıyoruz ama bu sıkıştırılmış takvimler bile Parlamentonun faaliyeti açısından, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun önceki yıllardaki, önceki dönemlerdeki çalışmasına yetişemeyecektir. Arkasındaki halk desteği arttıkça halkın sorunlarına yabancılaşan, o sorunların çözümü için Parlamentoya tasarı veya teklif getirmeyi artık fazlalık olarak gören bir anlayışı görüyoruz.

Şimdi bu hafta önemli kanunlar görüşeceğiz. Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen, Sağlık Komisyonundan geçen iki tane torba tasarı var bunların içerisinde. Hemen buradan ifade ediyorum: Bu iki torba tasarının belirli maddelerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak kesinlikle destek vermemiz mümkün değildir çünkü maddeler son derece sakıncalı maddelerdir. Bu maddelerin bir bölümü Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde yasalaşmış olan birtakım düzenlemelerin ters yüz edilmesine yöneliktir. Örneğin Sayıştay denetimi Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen bir yasayla kuşa çevrilmektedir. Sayıştay artık bu Parlamentonun kendisine verdiği yetki uyarınca yapması gereken denetimi, doğruluk, düzgünlük denetimini yapmayacaktır, yapamayacaktır. Hükûmet böyle bir şey istemiyor "Benim hesaplarımı kontrol et." şeklinde bir arzu içerisinde değil. Meclis adına denetim yapan Sayıştayın yetkileri kuşa çevrilmektedir.

Yine, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun denetim yetkileri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına aktarılmaktadır. Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen torba yasada ÖSYM'ye, TÜBİTAK'a şirketler kurdurularak bu kurumların görmekte olduğu kamu hizmeti şirketler eliyle âdeta özelleştirilmektedir. Bu kamu hizmetlerinin yani ÖSYM'nin sunduğu kamu hizmetinin, TÜBİTAK'ın sunduğu kamu hizmetinin özel sektör eliyle, özel şirketler eliyle görülmesi mümkün değildir. Özelleştirme, Cumhuriyet Halk Partisi olarak programımıza aldığımız bir kavramdır ancak bu iki alanı özelleştirme kavramıyla yan yana getirmek doğru değildir.

Değerli milletvekilleri, Parlamento Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisine göre bu hafta sonu tatile girecek, öyle planlanmış durumda. Ancak, bu Parlamento bu yasama faaliyetiyle tatile girerse, açıldığı zaman sırtında var olan bir kamburla tatile girmiş olacak. Parlamento açıldığında 8 milletvekili eksikle açıldı. Çeşitli siyasi partilere mensup 8 milletvekilimiz hâlen tutuklu bulunuyor. Özgürlüklerin önünü açması gereken yargı, Türk milleti adına karar veren yargı ilk defa özgürlüklerin önünde bir engel oluşturmuştur ve yine millet iradesinin temsil edildiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde, burada teşekkül etmiş olan halk iradesine aykırı bir tutum içerisine girmiştir. Bu ayıpla, bu kamburla Türkiye Büyük Millet Meclisi kesinlikle tatile girmemelidir. Gerekirse temmuz ayında çalışalım ama bu sorunu çözelim.

Bu konuyla ilgili olarak, Parlamento açıldığı tarihte Adalet ve Kalkınma Partisiyle Cumhuriyet Halk Partisi arasında bir protokol imzalandı. Daha sonra çeşitli siyasi partilerin, siyasilerin demeçleri oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanının başlatmış olduğu bir girişim sonucunda üç muhalefet partisinin mutabık kaldığı bir çözüm ortaya konuldu. Ancak, bu çözüm Adalet ve Kalkınma Partisinin yetkili organlarına götürüldü ve yetkili organlardan olumsuz karar çıktı. Sayın Başbakan, AKP'nin yetkili organı "Konu yargınındır." dedi. Değerli milletvekilleri, konu yargının olduğu hâlde Türkiye Büyük Millet Meclisinin düzenleme yaptığı birçok konu vardır. Başta Sayın Başbakanın seçilmesinin önündeki yasakların kaldırılması olmak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi millet iradesini esas alarak birçok düzenlemeyi yapmıştır. Sayın Başbakanın seçilmesinin önündeki yasağı kaldırmak üzere, millet iradesine kulak vermek üzere, bu Parlamento Sayın Başbakanın seçiminin önündeki yasak için Anayasa'yı değiştirmiştir, cesaretle adım atmıştır, 22'nci Dönem Parlamentosu çok doğru bir karar vermiştir.

Şimdi, 8 milletvekilimiz tutuklu. Bakın, bu tutukluluk bu şartlarda devam ederse, bu tutukluluk nedeniyle bulundukları psikolojik durum nedeniyle bu durumu hazmedemeyen milletvekillerimizden bir kısmının belki hayati tehlikesi söz konusu olabilecektir, bunu ifade ediyorum. Bunu bir işkence olarak görüp, bunu psikolojik olarak kaldıramayacak olan milletvekilleri vardır.

İddianamelerdeki suç olarak ifade edilen hususların uydurma olduğunu düşünüyorum. Bakın, Sayın Haberal'ın iddianamesini okudum, Sayın Balbay'ın iddianamesine baktım, sizler de bunları biliyorsunuz, bu iddianamelerin -diğerlerine bakmadığım için şu iddianameleri okudum deme şansım yok ama- birbirlerinin benzeri ve tekrarı olduğunu düşünüyorum. Bir milletvekili ayrımı yapmıyorum burada ama bu kadar haksız bir şekilde bu insanlar Silivri Cezaevinde hâlen tutuklu bulunuyor ise ve buna rağmen Parlamento bu şekilde tatile girecekse bunu üzüntüyle karşılarım, bu Parlamento adına bunu bir eksik olarak görürüm, bu kamburu Parlamentonun sırtında taşımak olarak görürüm, bunu gerçekten demokrasiye yakışmayan bir tutum olarak görürüm. O tutuklu milletvekillerimizin çocukları karne aldılar. Karnelerindeki, o çocukların sevincini, o ailenin sevincini paylaşamayan babalar Silivri Cezaevinde tutuklu.

"Yargı, yargı, yargının işi." diyoruz, "Yargının işi." deniliyor. Değerli milletvekilleri, o "bağımsız" olarak isimlendirmek istediğimiz ama gerçekte bağımsız olmadığına inandığımız yargı bu milletvekillerinin hakkını eğer teslim etmiyor ise bu sorunu çözecek olan bu Parlamentodur. Tatile girmeden bunu çözelim.

Sayın Başbakan o çözümleri beğenmemiş olabilir, başka çözümler bulabiliriz, yetkiyi Parlamentoya verebiliriz. Başka çözümler vardır, çözüm bir tane değildir, yeter ki bunun çözülmesi gerektiğine inanalım ama Sayın Başbakanımız  "Benim seçimimin önündeki yasağı Parlamento kaldırsın; burada yargıya müdahale yoktur." deyip, konu tutuklu milletvekillerine geldiğinde "Burada yargıya müdahale var." diyor ise, Sayın Başbakanı ben vicdan muhasebesi yapmaya davet ederim. Davet ediyorum; lütfen Sayın Başbakan, bir kez de siz oturun bir vicdan muhasebesi yapın. (CHP sıralarından alkışlar) Yarın hepimiz bu kimliklerimizden sıyrılacağız, bu kimliklerimiz sona erecek. Allah hepimize uzun ömür versin, karşılaşacağız ama "Bu, yargının işidir." diyerek vicdan muhasebesinden, vicdani sorumluluktan kendimizi kurtarabilecek miyiz? Ben kurtaramayacağımızı düşünüyorum; çünkü o insanların suçsuz olduğuna inanıyorum, suçsuz yere orada yattıklarına inanıyorum.

Gelin, Parlamento kapanmadan bu sorunu çözelim. Bu şekliyle tatile girmek bize huzur vermemeli, bu şekilde tatile girmemeliyiz değerli arkadaşlar.

Bunları ifade etmek için söz aldım. Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.