Konu:“okullarda Yaşanan Şiddet Olaylarının Ve Madde Bağımlılığı Gibi Tehlikelerin Nedenlerinin Araştırılması” Hakkında Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun Bilgisine Sunulmak Üzere Bekleyen Diğer Önergelerin Önüne Alınarak, 15/11/2011 Salı Günkü Birleşimde Sunuşlarda Okunması Ve Görüşmelerinin Aynı Birleşimde Yapılmasına İlişkin Chp Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:18
Tarih:15/11/2011


“OKULLARDA YAŞANAN ŞİDDET OLAYLARININ VE MADDE BAĞIMLILIĞI GİBİ TEHLİKELERİN NEDENLERİNİN ARAŞTIRILMASI” HAKKINDA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN BİLGİSİNE SUNULMAK ÜZERE BEKLEYEN DİĞER ÖNERGELERİN ÖNÜNE ALINARAK, 15/11/2011 SALI GÜNKÜ BİRLEŞİMDE SUNUŞLARDA OKUNMASI VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI BİRLEŞİMDE YAPILMASINA İLİŞKİN CHP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun vermiş olduğu eğitim, çocuklarımızın, gençlerimizin? (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

Değerli milletvekilleri, bakın, iktidar milletvekilleri diyorlar ki: "Memleketin sorunları görüşülmüyor." Sorunları getirecek olan hem muhalefettir hem iktidar. Milletvekili olarak bizim bir kanunumuz yok, biz kendi haklarımızı aramaktan mahrumuz. Ondan vazgeçtik, ülke kan gölüne dönmüş; okullarda uyuşturucu, öğretmen ölümleri, dövmeler had safhada. Bunları en azından bir görüşüp, bu çok ciddi konu hakkında Meclis olarak bir karar almak, bunu tartışmak, sadece eğitimle değil, Millî Eğitim Bakanlığıyla değil, Adalet Bakanlığıyla alakalı, diğer kurumlarla alakalı bu sorunlara mutlaka bir çözüm getirmek gerekiyor. Günlerdir Meclis boşa kürek çekiyor. Yani konuşulan konular sabahtan beri? Bakın, Meclis başladığından beri şöyle doğru dürüst milletin, halkın lehine bir sonuç alamadık. Bu bakımdan, milletvekilimizin vermiş olduğu önergenin lehinde söz aldım.

"Eğitim, çocuklarımızın, gençlerimizin ve geleceğimizin teminatıdır." diyor.  Çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı ve güvenli ortamlarda eğitim alması devletin görevi olduğu kadar bireylerin de yerine getirmesi gereken bir sorumluluktur. Okullarımızda yaşanan şiddet olaylarının ve madde bağımlılığı gibi ciddi tehlikelerin nedenlerinin araştırılması, bu olayların önlenmesi için gereken önlemlerin alınması adına bir Meclis araştırma önergesi verilmiş. Çok yerinde bulduğumuz bu önergeyi şahsım ve gurubum olarak destekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, okullarda şiddet konusunun görüşüldüğü bu bölümde, sadece okulların ana konusu olan insan yetiştirmek, eğitim. Buna baktığımız zaman Türkiye'de eğitim konusunda?

Sayın Başkanım, salonda gürültü var, buna bir müdahalede bulunun.

BAŞKAN - Buyurunuz efendim, devam ediniz.

Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olarak dinleyiniz.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Ülkemizde ve dünyada en önemli yatırım insana yapılan yatırımdır ve eğitime olan yatırımdır. Ülkemize baktığımızda insanların yetiştirilmesi, eğitimi konusunda devlet olarak alınan tedbirlerin, yapılan çalışmaların yeterli olduğunu hiç kimse söyleyemez. Sadece bu iktidarlara has bir uygulama değil. Bütün, geçmişten beri "Saldım çayıra Mevla'm kayıra" şeklinde devam eden "Çocuklara bir sınıf, 1 öğretmen, 1 müdür, bir mühür, okul açtık, öğretim devam ediyor." şeklinde öğretmensiz kalmasın ama okulda nasıl eğitim veriliyormuş, bu eğitimin neticesinde nasıl bir insan yetiştiriliyormuş bunun takibi yapılmaksızın içine düştüğümüz durumu görüyorsunuz. Küçücük bebekler, çocukların içinde bulunduğu durum? Okula giden çocuklar devletin güvenlik güçlerine taş atmakta.

Azra bebeği nasıl bir gelecek bekliyor Türkiye'de, bunu düşünüyor muyuz? Depremden kurtuldu ama Türkiye'nin bu şartlarının karşısında ona bir düzenli gelecek verebilecek miyiz? Bu ruhunda oluşan büyük depremi hangi eğitimle, hangi metotlarla düzelteceğiz ve topluma sağlıklı, kendisiyle barışık, toplumla barışık, insanlara saygı duyan, insanların düşüncelerine saygı duyan, dinlemesini bilen, dinletmesini bilen, sabretmesini bilen, kendi değerlerini tanımış, özümsemiş, yaşadığı toplumun değerlerine önem vermiş, kendi toplumunu, insanlığı seven, onlara hizmeti ibadet kabul eden, kendisiyle yarışan, bilgiyi kendine en önemli rehber kabul eden bireyler olarak nasıl yetiştirmeliyiz?

Değerli milletvekilleri, bunda Türkiye Cumhuriyeti devleti başarısız. Bütün kurumlarımız bu anlamda başarısız. Cezaevleri balık istifi gibi mahkûmlarla dolu. Çocuk koğuşlarındaki durumları lütfen gidin bir inceleyiniz. Aynı yatakta 2-3 çocuğun yattığı ve orada her türlü kötü alışkanlığın yapıldığı, ıslahevi değil, oraya girenin potansiyel bir suçlu olarak dışarıda, daha güçlenerek, daha kinlenerek toplumdan intikam almak adına potansiyel yüklediği bireyler olarak topluma salıyoruz.

İnsanın eğitimi? Çocuk ana rahmine düştükten sonra annenin takibinin yapılması gerekir. Annenin geçirmiş olduğu kazalar, annenin eşiyle yaptığı kavgalar, yediği dayaklar o çocuğun ruh dünyasını altüst eder. Doğar çocuk. Geçirdiği hastalıklar, geçirdiği kazalar, bunları takip ediyor muyuz? Bununla ilgili bir tespitimiz, bir envanterimiz var mı? Hayır, yok.

Yaşı gelir, okula göndeririz. Dünya üç yaşında çocuğu eğitime başlatır, biz altı yaşında eğitime başlatırız. Okulda aldığı eğitim, sınıftaki öğretmen merkezli olması gereken eğitim, maalesef Türkiye'de dershane merkezlidir. Siz dershanelerde öğrencinin öğretmeni dövdüğünü, öldürdüğünü hiç duydunuz mu? Ama okullarda var. Çünkü okulları çocuklar amaç olarak görmüyor, diploma alacakları araç olarak görüyor. Türkiye'de görev alan bütün hükûmetler dershane merkezli hâline getirdikleri, eğitimi bir şirkete döndürdükleri, parası olanın iyi eğitim aldığı, parasıza "Ne hâlin varsa gör." dedikleri, eğitimde fırsat eşitliğini yok ettikleri bir sistem içerisinde insanımız kendi kaderine terk ediliyor. Buna, tabii ki, bir dur demek gerekiyor, bir yerden başlamak gerekiyor. Okuldayken okul kantininden çikolata alan, çalan, önemsiz gibi görülen, ilkokulu bitirdikten sonra ortaokulda arkadaşlarıyla bir marketten bir şey alan, Emniyete düşen, küçük küçük alışkanlıklarla bunu ilerleten ancak zeki olduğu için de çok iyi bir üniversite bitirip, çok iyi görevlere getirdiğimiz ama aslında hırsızlığın onun bir karakteri hâline geldiği, ona bir bankayı teslim ettiğimiz, onu bir kurumun başına getirerek o bankanın, o kurumun soyulmasına sebep olduğumuz insanın geçmişini biliyor muyuz? Emniyetten sadece bir araştırma yaptırıyoruz. Savcılıktan temiz kâğıdı istiyoruz. Herkes o kâğıdı alıyor. Ama asıl onun bu anlamdaki kötü alışkanlıkları, ailevi durumu, bireysel şiddet içerip içermediği, toplumsal konularda duyarlılığı; bunları tespit eden herhangi bir kıstasımız yoktur. Böylelikle, toplumumuz tesadüfen bir yerlere geliyor. Hükûmet iddia ediyor, diyor ki: "Millî gelirimiz 3 bin dolardan 10 bin dolara yükseldi." Ben buna inanmıyorum, kusura bakmayınız.

Benim bankomda, bir haftadır, Ankara'da yaşayan, çocuğuna, bebeğine mama alamayan, Ankara Valiliğince "Biz çok verdik, artık bundan sonra buna vermeyeceğiz." diye itilen, bankomda çalışan insanların aralarında para topladıkları, artık onların da bıkıp diğerlerinden yardım aldıkları bir insan Mecliste dilencilik yapıyor. Türkiye'de, evet, 10 bin dolar gelire sahip olanlar var, çok kazananlar var, sayenizde, iktidarın sayesinde, açıkgözler, parti yandaşları gerçekten buradaki gelir seviyesinde, refah seviyesinde bir adaletsizlik oluşturdunuz. Bunu bir takip edemediniz. Birilerine "Yürü ya kulum" dendi ama diğer tarafta, emin olun, görüyorsunuz sizler de ancak bir parti taassubundan dolayı bunu görmezden gelmek yanlış bir şey.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bağlayınız.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Şiddetin her türlüsüne karşı olmak için mutlak surette eğitimde ciddi, köklü tedbirlerin alınmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)