Konu:CHP GRUBU ÖNERİSİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:123
Tarih:21/06/2012


CHP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜLKİYE BİRTANE (Kars) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP'nin Gediz Nehri'yle ilgili sunmuş olduğu önergenin lehine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biliyoruz ki Türkiye, güneş, rüzgâr, jeotermal, biyokütle gibi yenilenebilir kaynaklar açısından zengin olmasına karşın, Türkiye'de yenilenebilir enerjiler için resmî hedefler yoktur. Tam aksine, Aliağa'da planlandığı gibi fosil yakıt bağımlılığını da artıracak, yüzde 100 çevre kirliliği yaratan ve küresel ısınmaya yol açan fosil yakıtların kullanılacağı termik santraller gündeme gelmektedir.

Trakya'da Ergene Nehri'nin başına gelenler bugün Gediz Nehri'nin de başına gelmiş durumda. Canlı yaşamı öldürülmekte, doğa katledilmektedir.

Arkadaşlar, termik santrallerde üretilen enerjinin tamamını kullanmak mümkün değildir. Termik santrallerde üretilen enerjinin sadece yüzde 30-40'ı oranında bir bölümü elektrik enerjisine dönüştürülebilmekte, gerisi tamamen atık maddeler olarak atılmaktadır. Bunlar sadece çevreye değil, insan sağlığına yönelik de çok ciddi riskler barındırmaktadırlar.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, hem kendi teşkilat kararnamesini hem de Çevre Kanunu'nu ihlal ediyor. Asli görevi su kaynakları ve ormanlarımızı korumak olan Orman ve Su İşleri Bakanlığı, ülkemizdeki hemen hemen her dere üzerinde en az bir adet olmak üzere 2 bini aşkın nehir tipi HES projesine seyirci kalarak onay makamı durumuna gelmiştir. Kurulu gücü 10 megavat ve altı olarak hazırlanmış HES projelerinin çoğunluğu 17/07/2008 tarihli ÇED Yönetmeliği'nden önce başvurusu yapıldığı için ÇED raporu hazırlama yükümlülüğünden muaf tutulmuştur. Ayrıca, konunun detaylı araştırılması hâlinde, kurulu gücüne göre zorunlu olan ÇED raporlarının bir elin parmaklarını geçmeyen sayıdaki ÇED firmaları tarafından hazırlandığı ve ilgili bakanlıkların ÇED raporuna bakışının ise tamamen bir formaliteden ibaret olduğu görülecektir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED sürecini sadece prosedür olarak görmekte ve yasaların kendisine yüklediği çevre koruma görevini âdeta bir kenara bırakıp yatırımcıların hazırladığı ÇED raporlarını formaliteden inceleyerek hemen her ÇED sürecini "olumlu" veya "gerekli değildir" kararı vererek tamamlamaktadır.

ÇED sürecindeki başka bir garabet de kurulacak santral ile santralden elde edilecek enerjiyi ulusal ağa iletecek olan enerji nakil hatlarının ayrı ayrı ele alınarak çevresel etkilerinin değerlendirilmesidir. Oysa enerji santrali ile üretilecek enerjiyi ulusal ağa bağlayacak olan iletim hattı ayrılmaz ikilidir.

Bizler biliyoruz ki, Türkiye'nin hemen hemen her yerinde HES'lere karşı, termik santrallere karşı halkımız eylem yürütmektedir. Doğa katliamlarına dönüştürülen HES projelerine karşı yöre halklarının nöbet tutarak, şarkılar besteleyerek; sivil toplum ve çevre örgütlerinin ise düzenledikleri çeşitli eylemlerle soruna dikkat çekmeye çalıştığını yazılı ve görsel medyadan takip ediyoruz. Yöre halkları ve sivil toplum örgütleri demokratik ve hukuksal zeminlerde hak arayışlarını sürdürerek mevcut yönetimin ortak olduğu doğa katliamına dur demeye devam ediyorlar. Bugün için HES projeleri hakkında verilen yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarının sayısı altmışa ulaşmıştır ama, ne yazık ki, hâlâ bu çerçevede çalışmalar devam etmektedir.

Nükleer santraller ile elektrik elde edilebilmesi, bütün diğer enerji elde etme teknolojileri ve yatırımları gibi teknolojisi ve yer seçiminden tutun da normal çalışma koşullarında ve kazası hâlindeki sağlık ve çevreye etkileri, beklenen fiyat artışlarına rağmen süreklilik arz eden tamamen dışa bağımlı yakıt desteği gereksinimi, savaş hâlinde koruma zorluğu, radyasyonlu atıklarının yok edilmesi, ekonomik ömür sonu santral sökümü ve bütün bunların maliyet hesaplarına değin bilimin bütün dallarını ve toplumun bütün çıkar gruplarını ilgilendiren teknik konulardır ama ne yazık ki Hükûmet bu gibi sorunların tümünün üstünü örtme yönünde çaba sarf etmektedir.

Bakınız arkadaşlar, İzlanda'da jeotermal santraller enerji üretirken, bizde çevreye kötü kokular saçan durumda hayatımızı her yönüyle tehdit etmektedir. Yine, Van Gölü havzası ve Van Gölü'nün kendisi atıklarla kirletilmektedir. Bununla ilgili olarak yapılacak olan arıtma tesisleri işlevsiz bulunmaktadır. Bu vesileyle bizler de diyoruz ki her türlü çevre katliamına karşı CHP'nin vermiş olduğu soru önergesini destekliyor ve "Evet." oyu veriyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.