Konu:Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:122
Tarih:20/06/2012


TÜRKİYE İNSAN HAKLARI KURUMU KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı'nın 10'uncu maddesi üzerinde verilen önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce nasıl bir Türkiye tablosuyla, nasıl bir insan hakları tablosuyla karşı karşıya kaldığımızı rakamlarla anlatmak istiyorum:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurularda Rusya'dan sonra 2'nci sırada yer alan Türkiye, 1959 ve 2011 yılları arasında mahkemenin verdiği ihlal kararlarında da 2.404 kararla 47 ülke içerisinde 1'inci sırada yer almaktadır.

Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığınca, Avrupa Konseyi geneli ve Türkiye'ye ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru ve mahkeme kararlarına ilişkin istatistikler raporlaştırılmış bulunmaktadır. Bu raporlara göre AİHM'e yapılan başvurular konusunda Türkiye Rusya'nın ardından 2'nci sırada yer almaktadır.

Türkiye aleyhine yapılan başvurular nüfusa oranlandığında, 2011 yılında Avrupa Konseyi genelinde 1 milyon kişi başına düşen başvuru sayısı 79 iken bu sayı Türkiye'de 118'li rakamlara ulaşmış bulunmaktadır. 59 ve 2011 yılları arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından en az bir maddeyi ihlal ettiği gerekçesiyle verilen toplam ihlal kararları sayısında, dava sayısı itibarıyla Türkiye 2.404 aleyhe kararla sözleşmeye taraf olan 47 ülke arasında 1'inci sırada yer almaktadır. Türkiye'ye ilişkin ihlal kararları mahkemenin vermiş olduğu tüm ihlal kararlarının başlı başına sadece yüzde 19 rakamını oluşturmaktadır. Türkiye 2011 yılında aleyhe sonuçlanan dava sayısı itibarıyla en çok ihlal kararı verilen devlet konumunda olup 2011 yılında Türkiye en az bir maddeyi ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından 159 davada mahkûmiyet kararıyla cezalandırılmış bulunmaktadır. Yine 59 ve 2011 yılları arasında Türkiye aleyhine verilen ihlal kararları arasında en çok ihlal edilen haklar sırasıyla; yüzde 33 ile adil yargılanma hakkı, yüzde 16 ile mülkiyet hakkı, yüzde 14 ile özgürlük ve güvenlik hakkı olarak sıralanmaktadır. Adil yargılanma hakkı ile başvuruların yüzde 13'ünü de yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetler oluşturmaktadır ülkemiz açısından. 2011 yılında ise Türkiye aleyhine verilen ihlal kararları arasında en çok ihlal edilen haklar yine sırasıyla; adil yargılanma hakkı yüzde 28, işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muameleler yasağı yüzde 25, özgürlük ve güvenlik hakkı ise yüzde 13'lük bir rakamı oluşturmaktadır değerli arkadaşlarım.

Türkiye'de uzun süredir var olan insan hakları ihlallerinin 2011 yılında da devam ettiğini söyleyebiliriz. Gözaltı yerlerinde ya da resmî olmayan gözaltı sırasında devam eden işkence ve kötü muamele uygulamalarının yanı sıra protesto gösterilerinin de rutin bir şekilde aşırı güç kullanılarak bastırıldığını gördüğümüz bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız. Ayrıca, birçok vakada Hükûmet yetkililerinin açıklamaları da kolluk kuvvetlerinin aşırı güç kullanmasını destekler mahiyette birtakım olaylarla karşımıza çıkmaktadır.

Ufak bir fotoğraf çekmeye çalıştım nasıl bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu göstermesi açısından. En başından beri, cumhuriyetin kurulduğu yıllardan bu tarafa doğru Türkiye var olduğu müddetçe insan hakları sorunu da ne yazık ki bizimle beraber yaşamaya devam etmektedir.

Buraya gelen milletvekili arkadaşlarımız konuşmalarında da bahsettiler. Bu sorunu gidermemiz açısından en önemli kurumlardan bir tanesi, oluşturmaya çalıştığımız İnsan Hakları Kurulunun bağımsız ve özerk bir kurum olması gerektiği ihtiyacıdır. Ne yazık ki karşımızda, bugün getirilen tasarıyla, milletvekillerimizin alt komisyonda ve komisyonlarda yapmış olduğu uyarılarda bağımsız ve özerk bir kuruluşun olmadığı, bir anlamda yeni bir kamu kuruluşu yarattığımız, yeni bir KİT yarattığımız tereddüdü arkadaşlarımız da hasıl olmuştur çünkü biraz önce burada konuşmasını yapan Ankara Milletvekilimiz Değerli Levent Gök, buradaki üye atamalarının nasıl olduğunu, kurula bağımsızlığın ötesinde atamalar yapıldığını, bu nedenle buradaki özerklik kurumunun ciddi anlamda tehlikeyle ve tehditle karşı karşıya geldiğini anlatmaya çalıştı.

Alt komisyon ve Komisyon raporlarındaki muhalefet şerhlerini ayrıntılarıyla inceledim ben, ilgili Komisyonda üye bulunmamama rağmen. Bu konuda Türkiye'de yetkin kuruluş olması gerektiğine inandığımız ve uyarılarını ciddi anlamda yaptığına inandığım Türkiye Barolar Birliğinin, insan haklarına ilişkin Türkiye'deki çeşitli kuruluşların ne yazık ki bu konudaki tereddütleri, uyarıları Komisyon çalışmalarında nazarı itibara alınmamıştır ve buna ilişkin de ciddi sorunlarla karşı karşıyayız.

Türkiye'de insan hakları ihlallerinin en çok yaşandığı yerlerden bir tanesi cezaevleridir. İşte, geçen hafta Şanlıurfa'daki olayın nasıl olduğu, 13 canı nasıl kaybettiğimiz ortaya çıktı. Buradaki en ilginç olaylardan bir tanesi de, bu olay olmadan bir yıl evvel Şanlıurfa Barosunun bütün ayrıntılarıyla -iki buçuk sayfa şeklinde- hastalığın ne olduğu, tedavi ve teşhis için ne şekilde önlemlerin alınması gerektiği konusundaki uyarılarının idare tarafından göz ardı edilmesi gerçeğidir.

Daha önce milletvekillerimizin yapmış olduğu bu uyarıların göz önüne alınmasını talep ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.