Konu:İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU TASARISI VE TEKLİFİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:121
Tarih:19/06/2012


İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU TASARISI VE TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 277 sıra sayılı Tasarı'nın 39'uncu maddesiyle ilgili önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Hakkâri Şemdinli Dağlıca'da yitirdiğimiz şehitlerimize, Şanlıurfa Cezaevinde yanan yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Ayrıca, iş kazalarında hayatını yitiren tüm kurbanlarımızı da rahmetle anıyorum. Bundan böyle bu kazaların, bu önlemsizliklerin olmamasını diliyorum, umuyorum.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosunda seri üretim anlayışıyla yasalar çıkarıyoruz. Ayırıcı, ayrıştırıcı, rant odaklı, taraflı, tutarsız politikalardan adalet maalesef çıkmıyor. Hak ve adalet olmayınca bilinç de yaratsanız, inançlarınıza da sığınsanız insanları yanlış yapmaktan caydıramazsınız. Testiyi kıranla getiren bir tutulduğunda çözümsüzlük de kaçınılmazdır.

Değerli milletvekilleri, adaleti tesis edecek tek kurum devlettir. Kendisi örnek olmayan anlayış kimseden yaptığı düzenlemelere uyum göstermesini bekleyemez. Hele ki bu düzenlemeler şeffaf, katılımcı bir anlayışla yapılmıyorsa hiç mi hiç beklenemez. Balık baştan kokar. Kuralları koyan devletse, uyan da olmalı, güvenceyi veren de.

İdarelerin ihlalleri, ihmalleri, kusurları ve sorumsuzlukları da düzenlenmeye ihtiyaç duyar. Devlet, kaldırımdan yola; açılan çukurdan köprüye, baraj kapağına; kayıt sisteminden çalıştırma sistemine, örgütlenme özgürlüklerine, haklara kadar sorumluluklarını yerine getirme davranış biçimini edinmezse istifa kültürü de gelişmez ve kazanılamaz.

Devlet bir yandan özelleştirme yapıp hizmetleri alt işverene taşere ederken, diğer yandan bazı sektörlerde bu sistemi sınırlandırarak çifte standart yaratmaktadır.

Sürdürülebilir rekabet gücü için sözleşmeli araç da kullanılsa, mülkiyete dayalı performans da geçerli olsa aslolan insaf ve vicdandır. Kararlı, ilkeli, dirayetli, kurallı, adil kalite yönetimi anlayışı ve bağımsız denetim olduğunda disiplin sorunu da olmaz. Hak ve sorumluluk tek taraflı olmaz, herkes birbirinin hak ve sorumluluklarına, özgürlüklerine aynı sorumluluk ve duyarlılıkla sahip çıkmalıdır, işte demokrasi tam da budur.

"İzan" dedikçe uzanan anlayış bizi özgürlükçü demokrasiden ve adaletten uzaklaştırmaktadır.

Devlet, emekli maaşını az ödemek için işverenin gerçek ücret yerine asgari ücret üzerinden sigorta işlemi yapmasına göz yummaktadır. İşçi iş kaygısı ve mahkûmiyetten, devletse emeklilik maaşından tasarruf amacıyla bu yaygın uygulamalara sessiz kalmaktadır. Çoğu işveren de eksik destekten ötürü bu durumu avantaj gibi görmekte, kayıtsızlığın kendine verdiği başka zararları fark edememektedir.

Düzenlemeler uygulanmaktan uzak, herkesi suç işlemeye teşvik eder niteliktedir. Ne zamanki işçi iş kaybı korkusu yaşamaz, istihdam olanakları artar, iş güvenliği olmayan bir yerde çalışmayı reddetme bilincine erişirse işte o zaman kazaların da, ölümlerin de önüne geçmek mümkün olabilecektir. Ancak, emeğin acımasızca sömürüldüğü, hak ve hukuk arayışının baskı ve tehditle sindirildiği, yargılandığı, iş güvencesinin olmadığı, sendikaların siyasi partilerin arka bahçesine dönüştürüldüğü ülkelerde?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SENA KALELİ (Devamla) - ?bu refleksi beklemek şu an için hayaldir. Güvencenin olmadığı yerde güvenlik de olamaz.

Bu nedenle, kurtarılacak hayatlar için vicdani sorumluluğumuz gereği bu önergenin kabulünü rica ediyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.