Konu:Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin Cumhuriyet Halk Partisine Ve Chp Grubuna Sataşması Nedeniyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:107
Tarih:16/05/2012


GİRESUN MİLLETVEKİLİ NURETTİN CANİKLİ’NİN CUMHURİYET HALK PARTİSİNE VE CHP GRUBUNA SATAŞMASI NEDENİYLE
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin kongrelerinde söz isteyip de, kürsüye çıkmak isteyip de çıkamayan, konuşamayan hiçbir partili arkadaşımız yoktur. Önce bunu ifade edeyim.

İkinci olarak, biraz önce burada "zorbalık, demokrasi, egemenlik, çoğunluğun yönetimi" kavramlarının içinde geçtiği bir tartışma oldu. Demokrasi, sadece çoğunluğun yönetimi değildir. Demokrasiyi sadece çoğunluğun yönetimi olarak alırsak yanlış tanımlamış oluruz. Demokrasi, meşru yönetimlerin iş başına geldiği rejimin adıdır. Meşruiyeti sadece halk egemenliğine indirgersek çok eksik bir tanım yapmış oluruz. Şüphesiz halkın egemenliği meşruiyetin olmazsa olmaz, vazgeçilmez şartıdır ancak sadece buna indirgersek çoğunluğun her şeye karar verdiği bir rejimde çoğunluğun bireyin temel hak ve özgürlüklerini kısıtlama yönünde alacağı her türlü kararı da arkasında çoğunluk olduğu için meşru kabul etmek gibi bir sonuç ortaya çıkar ki demokrasinin, meşruiyetin bunu amaçlamadığı açıktır. Meşruiyet bir siyasal sistemin, bir hükûmetin, parlamentonun veya benzeri kurumların arkasındaki halk desteğidir. Klasik demokrasideki birinci şart budur ancak bu desteğe bir ikinci şart daha ilave edilmiştir, bu desteğe sahip yönetimler doğru ve adil hareket ettiği sürece meşrudurlar. Doğru ve adil hareket etmek, kararların arkasında toplumun büyük bir çoğunluğunun olması demektir. Sadece Parlamentoya yansıyan çoğunlukla yetinirseniz, kalanı hiçe sayarsanız, o yönetimi meşru saymak mümkün değildir, problem buradadır. AKP'nin uygulamalarında bu anlamda bir meşruiyet sorunu vardır.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.