Konu:Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:120
Tarih:14/06/2012


KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu denetçiliği müessesesi hukuk sistemimize bu Anayasa'yla girmiş, 12 Eylülde kabul edilen Anayasa'yla girdi. Aslında, tabii, normal işleyen bir kurum olsa, gerçekten, demokrasinin getirdiği bir hukuki denetim sistemidir. Bu sistemde vatandaşların mahkemeye gitmeden, kamu denetçiliği kanalıyla, idarenin kullandığı kamu gücünün kötü kullanılmaması, kullanıldığı takdirde de bu kamu gücünün insanlar üzerinde yarattığı zararların, mahkemelere düşmeden, masraflar yapılmadan, avukat paraları ödenmeden bunların halli elbette ki çağdaş, uygar bir ülkede arzu edilen bir durum. Ama AKP'nin bugüne kadar özellikle ülkede getirmek istediği bir rejim sistemi var. Yani hakkı, hukuku yok eden, yargıyı yok eden, yargı kararlarını yok eden bir tutum içinde olunca ve getirilen bu kamu başdenetçi ve denetçilerinin seçiminin de Meclis tarafından olması? Biraz önce Sayın Hamzaçebi'nin de söylediği gibi, daha önce bizim de söylediğimiz gibi bunun istenilen nitelikte tarafsız olabilmesi için en azından Cumhurbaşkanlığı makamında yapılan seçim gibi? ki orada da ona riayet edilmedi, şu anda Abdullah Gül Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı değil, AKP'nin Cumhurbaşkanı, uygulamaları da öyle. Burada bu sistem yapılsaydı, yani bu Mecliste 367 milletvekiliyle her hâlükârda hiç olmazsa başdenetçi seçilseydi, burada tek partiye dayalı bir başdenetçi seçilmezdi, dolayısıyla tarafsız bir kişi olurdu, tarafsız bir kişinin de idari eylem ve işlemler karşısında takınacağı tavır da tarafsız olurdu. Ama, maalesef, bugüne kadar AKP'nin bu gibi konularda, gerek yaptığı atamalar gerek yaptığı işlemler gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bırakın bir kişinin yaptığı davranış biçimini, bu dönemde burada milletvekili olan 325 kişinin dahi hiçbir konuda hakka ve adalete dayalı bir hususu kabul etmedikleri? Mesela, şu durum dahi, şu saatlere kadar bu Mecliste, burada çalışmanın büyük bir haksızlık olduğu, büyük bir zulüm olduğu? Çünkü gelen kanunu insanlar okumuyor, okusa da anlamıyor, çünkü artık insan hafızasının kavrayabileceği, dayanabileceği, enerjisinin dayanabileceği bir dakika vardır, bir mesai saati vardır, bir zaman vardır. Şimdi, biz saat 14.00'te toplanmışız, şu anda on bir saattir burada uğraşıyoruz, Sayın Başkan on bir saattir kürsüde oturuyor,  yani ne kadar dikkatli olursa olsun bir yandan dikkatinden kaçıyor. O bakımdan, insanların gücünün üstünde kendisine dayatılan bir çalışma sisteminin olmaması lazım. Yani bunlar da gösteriyor ki, Tayyip Erdoğan "Ben söylerim, siz yapmak zorundasınız." diyor. İşte, bu olmaz.

Bakın, ben size söyleyeyim: Burada da getireceğiniz başdenetçiyi Tayyip Erdoğan tayin edecek, 5 tane denetçiyi Tayyip Erdoğan şey edecek çünkü komisyona gidecek, sizin üyeler seçecek. Sayıştayda bunun aksi mi oldu? Veya en basiti Abdullah Gül'ün seçiminde bunun aksi mi oldu? Olmadı. Dolayısıyla, bu başdenetçi kim olacak? AKP'li birisi olacak. 5 denetçi kim olacak? AKP'li kişiler olacak.

İHSAN ŞENER (Ordu) - Millet ne istiyorsa o olacak, millet.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu kişiler buraya 246 tane personel alacak. Bu 246 personelin de hepsi AKP'li olacak. Dolayısıyla, Kurumdan beklenen tarafsızlık, objektiflik, hukuka uygunluk dereceleri kesinlikle bir tarafa atılacak ama tabii orada bir madde var, diyor ki: "Denetçiye başvurmak için bütün hukuk yollarının kapanması gerekir." Şimdi, bugüne kadar dava zaman aşımları geçmiş? Mesela on sene önceki bir meseleden dolayı da başdenetçiye gidilip gidilmeyeceği de kanunda da zaten belirtilmemiştir. Acaba o şekilde giderse geçmişte AKP'lilerin bazılarının hakkı kaybolmuşsa yeniden böyle bir dava yolu açılır mı açılmaz mı? Tabii kanunlar müzakere edilmeden buradan geçtiği için o da müphem.

Dolayısıyla, kendinize arpalıklar tesis ediyorsunuz. Nasıl olsa sizin size göre teşekkül etmiş bir vicdanınız var. O vicdanınız da belli. Bizim nazarımızda da o vicdanın nasıl bir vicdan olduğu bilinmektedir.

Dolayısıyla, ben sizin getirdiğiniz her kanuna karşı çıkıyorum. 

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.