Konu:Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:120
Tarih:14/06/2012


KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 276 sıra sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu  Kanunu Tasarısı'nın 10'uncu maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, dün Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu -biraz önce milletvekili arkadaşlarım da ifade ettiler- 2.335 hâkim ve savcıyı ilgilendiren Adli Yargı Yaz Kararnamesi'ni açıkladı. Bu Kararname'yle ilgili kaygılarımızı burada ifade etmek istiyorum: HSYK, dün basına vermiş olduğu ayrıntılı demeçte, HSYK'nın kendi sitesinden de yayınlanmış olan ifadelerinde aynen şöyle bir ifade kullanıyor, diyor ki: "16 Mart 2012 tarihli ilanımızda belirtilen takvime riayet edilmeye çalışılmış ancak iş durumu, en yakın adli teşkilata uzaklığı, nüfusu, ulaşım imkânları gibi kriterlerle birleştirilmesi düşünülen bir kısım adliyelerle ilgili çalışma sebebiyle, beş günlük gecikmeyle HSYK'nın yapmış olduğu Adli Yargı Yaz Kararnamesi yayınlanmıştır."

Şimdi değerli arkadaşlarım, burada görüldüğü üzere HSYK, bu Kararname'yi yayınlamadan evvel bütün Türkiye'deki bazı adliyelerin kapatılmasına ilişkin beş günlük bir tasarruf işleminde bulunmuştur. Bu piyangodan da ne yazık ki Artvin'e de iki tane adliye düşmüştür. Bu adliyelerden bir tanesi Ardanuç Adliyesi, bir diğeri de Arhavi Adliyesidir. Haricen öğrendiğimiz kadarıyla, cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllardan itibaren adli yargı hizmeti veren ve vatandaşlarımızın ciddi anlamda yararlanmış olduğu bu iki adliye kapatılmıştır.

Ardanuç ilçemiz, yaklaşık 13-14 bin nüfusu olan, yaz aylarında 17-18 bin nüfusa ulaşan, Artvin'e 42 kilometre uzaklığı bulunan bir ilçemizdir değerli arkadaşlarım.

Aynı zamanda Arhavi ilçemiz de, en yakın ilçe niteliğinde olan Hopa ilçemize 10 kilometre uzaklığı olan, yaklaşık 20 bin kişinin yaşamış olduğu, yaz aylarında 30 bin nüfusa ulaşan bir ilçemizdir. Şimdi bu iki ilçede adliyeyi kapattığımız zaman, adliyeden bir ülkede tasarruf edildiği zaman "Acaba kokacak ne vardır?" diye düşünüyorum değerli arkadaşlarım.

O nedenle, bu iki adliyenin kapatılması nedeniyle Artvin'deki iki ilçede vatandaşlarımızın adli hizmetten yararlanması konusunda ciddi mağduriyetleri vardır, bu işin bir an önce Hükûmet tarafından göz önüne alınmasını ve bu yanlıştan dönülmesini talep ediyorum. Neden talep ediyorum? Çünkü burada yaşayan insanlarımız en ufak bir adli sicil kaydını alabilmek için diğer ilçelere çok ciddi anlamda gitmek zorunda kalacaklardır, Artvin'deki ulaşım zorluğu, bir yere ulaşmadaki kışın zor koşulları nedeniyle ciddi mağduriyetler yaşayacaklardır.

Bakın, bir adli sicil kaydı bile? Eğer buna bir başlarsak inanıyorum ki önümüzdeki günlerde, adliyelerle başlayıp arkasından noterleri kapatacaklardır, bu nedenle ciddi bir mağduriyet olacaktır.Bugün Meclis başladığı zaman, ilk başta bir soru önergesinde sormuştum, orada demiştim ki: "Eğer adliyeleri kapatmaya başlarsanız bana göre kaymakamlıkları da kapatın." Yani, bir yerden başlarsanız bunun sonu yoktur. Adliyede tasarruf yapılır mı değerli arkadaşlarım? Yani bu ülkede her şey akla gelebilirdi; bu ilçelerimizde bankaları kapattık, kamu kurumlarını kapattık, kamu iktisadi teşebbüsleriyle ilgili kurumları kapattık ama adliyelerin kapatılmasını insanlara anlatmamız mümkün değil.

Bakın, bugün bizi televizyonları başında dinliyorlar. Buraya gelen, muhalefet partisinden çok değerli arkadaşlarım da var, onlar da anlattılar. Kendi seçim yörelerinde ciddi anlamda bir sorunla karşı karşıyalar. Kime ne anlatacağız? Ben inanıyorum ki iktidar partisindeki arkadaşlarımızın da, seçim bölgelerindeki adliyelerin kapatılmasıyla ilgili vatandaşlardan gelen yoğun talep ve istekler doğrultusunda çok zor durumda kaldıklarına inanıyorum ve görüyorum. O nedenle, bunu anlatmak zorunda değiliz. Ben, bu olay başlamadan evvel üç, dört gün evvel Adalet Bakanlığına bu konuda ciddi girişimlerde bulundum, yazılı sorular sordum, bürokratlara sordum. "Hayır, böyle bir şey yok." dediler. Şimdi, HSYK bunu yapınca bu ortaya çıktı. O nedenle, Hükûmetin bu yanlıştan bir an önce dönmesini talep ediyorum.

Bunun dışında, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yayınlamış olduğu kararnamedeki ölçütün, her şeyden önce bu tip atamalarda liyakat olmadığını, sadakat olduğunu ifade etmek istiyorum. Yani  liyakate göre bir atama yapılmamıştır. Biraz önce belirtmiş olduğum ilçelerdeki adliyelerin kapatılmasıyla alakalı, gayet iyi hatırlıyorum, 2011 seçimlerinde bizim iki adliyemizin kapatıldığı Ardanuç ve Arhavi ilçelerinde kocaman billboard'larda şöyle yazıyorlardı: "Arhavi, büyük düşün." deniliyordu, "Ardanuç, büyük düşün." deniliyordu. İki yerde de insanlarımız büyük düşündüler, adliyelerini kapattılar! Ben buradan vatandaşlarımıza sizi şikâyet ediyorum, bunu öncelikle belirtmek istiyorum.

Önergemize de gelince? Bu önergeyle, üzerinde konuştuğumuz 10'uncu maddenin 1'inci fıkrasının (c) bendinde verdiğimiz önergeyle madde metnindeki "tercihen" ibaresinin kaldırılmasını talep ediyoruz. "Tercihen" ibaresi kaldırıldığında, kamu denetçiliği yapacak olan kişilerin, hukuk fakültelerinden ya da programlarında yeterli miktarda hukuk eğitimi veren fakültelerden mezun olmak koşulu getirilmektedir. Bu sayede de kamu denetçilerinin daha etkin, daha uzman ve daha sağlıklı biçimde karar alabilmeleri amaçlanmıştır. Buradaki amacımız da şudur: İskandinav ülkelerinde; İsveç, Norveç, Danimarka gibi ülkelerde kamu denetçiliği yani ombudsman kurumundaki esas temel belirleyici unsur bu kişilerin hukuk fakültelerinden mezun olma kriteridir. Eğer hukuk fakültesini buraya koyarsak -bu konudaki çekincenizin neden kaynaklandığını da anlamış değilim- bu sorunu çözeceğimize inanıyorum.

Bu düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bayraktutan.