Konu:Bireysel Emeklilik Tasarruf Ve Yatırım Sistemi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:119
Tarih:13/06/2012


BİREYSEL EMEKLİLİK TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; karşımıza bir torba kanun geliyor, kanunun başı ne diyor: "Bireysel Emeklilik  Kanunu." 1'inci maddede onu başlıyor. 1'inci maddesi Telgraf Kanunu'ndan bahsediyor, posta, telgraftan bahsediyor, 2'nci maddesi veraset vergisinden bahsediyor, 3'üncü maddesi 193 sayılı Kanun'dan bahsediyor.

İçinizde hiç mi hukukçu yok, hukuk bilen yok? Yani evvela Bireysel Emeklilik Kanun Tasarısı dediğiniz zaman, 1'inci, 2'nci ve 3'üncü maddesinde bireysel emeklilikten bahsedin de ondan sonra öteki torba kanunları getirin.

Değerli milletvekilleri, AKP bu devleti her yönüyle çökertiyor.

Bakın, geçen hafta burada? Burada da bir sürü, yine gelir vergisinden muaf, KDV'den muaf kanunlar getiriyor. Geçenlerde burada yine bir önerge verildi: "İbadet yerlerine yapılan yardımların -tümü ama- tümü gelir vergisi matrahından yani 193 sayılı Kanun'un 89'uncu maddesine göre gelir vergisi matrahından düşürülür." Yine, "gelir vergisi beyannamesinde aynı maddeye göre Kur'an kurslarına yapılan bağışların tümü düşülür."

Arkadaşlar, bakın, bu kanun? Ben onu da söyledim, yani burada da çok böyle gelir vergisi beyannamesinden indirilenler var. Şimdi, ne olacak? Hristiyan vatandaşlarımız, beyan edecekleri kazançlarından adam devlete vergi vereceğine, gidecek, ondan sonra, kendisi kilisesine, havrasına bağışta bulunacak, orada onu tahminen yapacak. Sünni vatandaşlarımız ne yapacak? İşte Tayyip Bey diyor ya "Çamlıca tepelerine işte `Tayyip Erdoğan camisi'" diye, 15 bin metrekarelik bir cami yapacak ve dolayısıyla gidecek bütün holding sahiplerine diyecek ki: "Vergiyi devlete vereceğinize, gelin şu camiye bağışta bulunun." Alevi vatandaşlarımızın cemevleri ibadet yeri kabul edilmediği için Alevi vatandaşlarımızın da verdiği vergiler Tayyip Erdoğan'la Abdullah Gül'ün dış seyahatlerindeki uçaklarda kullanılacak. Biliyorsunuz, Tayyip Bey'le Abdullah Bey'in canları sıkıldığı zaman hemen bir uçağa atlıyorlar, yurt dışına gidiyorlar, dostlarını da alıp yanlarına. Bir uçak yurt dışı seyahati arkadaşlar, 500 bin dolarla 1 milyon dolardır, defalarca bunu burada söyledim ama bu paralar da örtülü ödenekten ödeniyor. Ama Türkiye'de, tabii, denetim yok, hukuk yok, hak yok, dolayısıyla olmayınca da işte arkasında da sizin gibi her şeye parmak kaldıran bir milletvekili -"milletvekili" demek, doğru mu, yanlış mı onu bilmiyorum- kitle var. Dolayısıyla? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Ayıp, ayıp! Yuh olsun sana, yuh!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, zaten doğruyu? "Milletvekili" demek vatanını, milleti düşünen kişi demektir.

BAŞKAN - Sayın Genç?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Utanmaz herif! Utanmaz adamsın sen! Utanmaz adamsın sen!

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen?

KAMER GENÇ (Devamla) - "Milletvekili" demek Tayyip Erdoğan'ın kusurlarını, ayıplarını örten kişi demek değildir. Burada gördük? Yani bu memlekette "yargı" diye bir şey kaldı mı? Kalmadı. Niye? Sizin sayenizde kalmadı. Bir MİT müsteşarını savcı ifadeye çağırıyor, siz getiriyorsunuz, burada diyorsunuz ki: "Tayyip Erdoğan'ın talimat verdiği kişilerin işlediği suçları siz suçlu olarak yargılayamazsınız." Bu, dünyanın neresinde var? Bu, dünyanın bir yerinde var mı? Dolayısıyla, "Efendim, Tayyip Erdoğan'ın oğlu herhangi bir ticari faaliyette bulunursa bu ticari faaliyet vergiden müstesnadır." E, bu neyle oluyor? Sizin parmaklarınızla oluyor. Böyle bir şey dünyanın bir yerinde var mı? Yani bir İktidar grubu, kendi liderinin her işlemine karşı, her dediğine karşı bu kadar sorumsuzca davranır ve istediği kararı alır mı? Bu, dünyanın hiçbir devletinde yok, hiçbir Parlamentosunda, hiçbir insan vicdanı taşıyan insanların başvuracakları bir yönetim tarzı değildir, bir davranış tarzı değildir. Bizim burada canımız niye yanıyor? Diyoruz ki: Bakın, bu memlekette denetimi kaldırdınız, yargı kalktı, Türk Silahlı Kuvvetleri feshedildi. Ya, bir memlekette 167 tane silahlı kuvvet mensubu bir saat içinde tutuklanılan bir memleket var mı? Bir memlekette, genelkurmay başkanı "silahlı terör örgütü başkanıdır." diye tutuklanan bir memleket var mı? Ha, suçlusu varsa bunu üç ay içinde, beş ay içinde yargılayın, cezasını verin. Ama, şimdi, o insanları hem bütün çoluk çoğuyla hem bir orduyu, bu kadar onuruyla oynamak, onları sırayla içeriye atmak olur mu?

28 Şubat? 28 Şubat'ta sizin Abdullah Gül de orada Bakanlar Kurulu üyesi değil miydi? 28 Şubat nedir? Diyor ki: Laiklik kurallarını uygulayın. Yani şeriatı getirmeyi? Yani "İslam" demiyorum, şeriat demek İslam demek değildir. Diyor ki: Efendim, laikliği uygulayın, irticaya karşı işlenen suçları suç sayan, irticaya karşı yapılan mücadeleyi suç sayan bir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - ?zihniyetle bir demokrasi olur mu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Böyle bir şey olur mu? Dolayısıyla yani, evet, 28 Şubat'ta içeri alınacak kişiler varsa, orada, işte, siz Bakanlar Kurulu, niye onları da içeri almıyorsunuz? Devletin hiçbir yerinde? Bakın, siz laikliği suç sayıyorsunuz, irticayla mücadele?

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Yerine, yerine!

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Dur bakalım, daha zaman?

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

KAMER GENÇ (Devamla) - Peki, teşekkür ediyorum.

Onun için karşısındayım efendim. (CHP sıralarından alkışlar)